Sanatçı Mükerrem Mert'in minyatür geleneğini modern bir üslupla yeniden yorumladığı "Uyuyorum Öyleyse Yokum" sergisi, 6 Şubat 2026'da Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde açılacak.
Resim ve grafik sanatlarının çağdaş etkileriyle zenginleşen eserler, izleyiciyi yalnızca bakmaya değil; durmaya, düşünmeye ve hissetmeye çağıracak. Klasikten moderne uzanan bu anlatı, bireysel seslerin öne çıktığı bir "uyanış" halini estetik bir yüzleşmeyle bir araya getirecek.
Serginin açılışı 6 Şubat Perşembe günü saat 19.00'da gerçekleştirilecek.
"Uyuyorum Öyleyse Yokum" sergisi, 22 Şubat tarihine kadar 09.00–17.00 saatleri arasında Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde ziyaret edilebilecek.

Mükerrem Mert Kimdir?
Hadim'de doğdu. Erken yaşlarda başlayan edebiyat ve sanat tutkusu, Diyanet Çocuk Dergisi'nde yayımlanan ilk öyküleriyle somutlaştı. Lise yıllarında hafızlık eğitimini tamamlayan sanatçı, çocukluğundan itibaren sığındığı boya kalemlerini ve sanatı bir yaşam biçimine dönüştürmek amacıyla 2017 yılında İstanbul'a yerleşti. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nden mezun oldu. Eğitim hayatı boyunca minyatür ve resim üzerine yoğunlaştı. Geleneksel minyatür sanatı ile çağdaş resmi sentezleyerek kendine has, modern bir üslup geliştirdi.
Birçok ulusal ve uluslararası karma sergide yer alan sanatçının, 2025 yılında kendi çizgileriyle harmanladığı "Tanrım Bu Gömlek Benim Değil" adlı öykü kitabı yayımlandı. Eserlerinde metaforlar aracılığıyla; "sürüden ayrılmak", "farklı olmak", "dava edinmek" ve "uyanık olmak" gibi temaları işleyen genç sanatçı için sanat; bir başkaldırı ve zihinsel devrim niteliği taşır. Çizgilerini, öykülerini, sanat üzerine yazılarını ve çeşitli çalışmalarının bir kısmını Yedi İklim, YitikSöz ve Insicam gibi dergilerde sürdüren Mükerrem MERT, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde yüksek lisans eğitimine devam etmekte ve özel sanat dersleri vermektedir.
Mükerrem Mert, minyatür geleneğini modern üslupla harmanlayarak izleyiciyi gelenek ile modernitenin çatıştığı değil, birbirini dönüştürdüğü bir uyanışa çağırıyor.
Resim ve grafik sanatlarının çağdaş etkileriyle zenginleşen eserler, klasik anlatım dilini bugünün duygusal ve düşünsel yükünü taşıyabilecek yeni bir ifade alanına dönüştürüyor. Bu eserler, izleyiciyi yalnızca bakmaya değil; durmaya, düşünmeye ve hissetmeye çağırıyor.
Sergi, "uyanık olma" hâlini bir zorunluluk olarak ele alırken sanatı bu uyanışın en güçlü araçlarından biri olarak konumlandırıyor. Modern dünyanın tek tipleştirdiği insan figürlerine karşılık, Mert'in figürleri kendi hikâyelerini anlatmak için sürüden ayrılıyor, bireysel bir ses kazanıyor.
İzleyici, bu sergide hem geleneğin tanıdık huzurunu hem de modern bir itirazın sarsıcı enerjisini bir arada deneyimliyor. Klasikten moderne uzanan bu zaman yolculuğu; deprem, Filistin gibi küresel ve insani meselelere de temas ederek izleyiciyi estetik olduğu kadar vicdani bir yüzleşmeye davet ediyor.