Var mı onlara yan bakan!
ABONE OL

 Onların bildiği ayrıntılar bizim için altın değerinde olup kendilerinden azami düzeyde istifade etmek ve bunları da kayıt altına almak çok önemli...  İşte bu tarihi şahsiyetlerin İstanbul ile ilgili bizlere anlattıkları ayrıntılardan biri: İstanbul’un meşhur kabadayıları.

Sol kaşa düşmüş kaküllü saçları, fesinin yanından sarkan kalın püsküllü fesi, ara sıra silah yerlerini yoklama bahanesiyle omuz atıp yalpalayarak kendine has yürüyüş tarzı ile uzaktan fark edilirmiş İstanbul kabadayıları. Kendi mahallelerinin korkulan ismi olan bu kabadayılar genellikle semai kahvehanelerinde, meyhanelerde veya tulumba (itfaiye) koğuşlarında görülür, sağdan soldan topladıkları haraçlarla geçinirlerdi. Bazıları ise sarayın ileri gelenleri için çalışır, geçimlerini bu yolla sağlardı. Bedirhani Şamil Paşa, Fehim Paşa ve Arnavut Tahir Paşa’ya bağlı çalışan kabadayılar Beyoğlu’nda sık sık karşı karşıya gelip kavga eder, galip gelen kabadayının hamisi olan paşa, sanki horoz dövüşünü kazanmış gibi sarayda diğer paşalara hava atardı. II. Abdülhamid devrinin en meşhur kabadayı çetesi Fehim Paşa’nın emrinde olandı. Paşa kimi dövün derse, adamları sorgusuz sualsiz emri yerine getirir fakat neden dövdüklerini kendileri de bilmezdi.

SUSTALI OLMADAN OLMAZ

İstanbul’daki esas kabadayılar, dürüstlük ve efendilikleriyle semtlerinin koruyucularıydı. Mahallelerinin kaidelerine mutlaka uyar, giyinişlerine dikkat eder, silahlarını gizlemek için pardesü olmadan asla dışarı çıkmazlardı. Bunlar özellikle yaşadığı mekanın namusunu koruma konusunda kendilerini mesul hisseder, zayıfı korur ve kollarlardı. İstanbul kabadayıları üstlerinde tabanca, kama, hançer ve o zamanlar çok makbul sayılan Sheffield marka sustalı taşırdı. En fazla görüldükleri semtler Aksaray, Yusufpaşa, Mevlanakapı, Sultanahmet, Firuzağa, Yeşiltulumba, Boğazkesen, Cerrahpaşa, Tophane, Çeşmemeydanı, Şehzadebaşı ve Topkapı idi.

Eski İstanbul kabadayılardan birkaç örnek verelim:

ARAP ABDULLAH

Esmerliği ve şivesi sebebiyle ona Arap derlerdi. Kabadayılar arasında Abu diye anılan Karagümrüklü Arap Abdullah, uzun boylu, iki kulağı hafif sağır, okuma yazma bilmez, cahil bir kimseydi. Cesaretinden dolayı Hariciye Nezaretinde Başkavas (özel koruma) olmuş, daha sonra da Mir-ül Ümera rütbesi ile paşalığa kadar getirilmişti. Kendisinin paşa olunca “Kavastan paşa çıkan iki adam vardır, birisi Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali, birisi de ben” diyerek övündüğü söylenir.

ÇERKES ARİF

Aslen Trabzonlu. Ancak kabadayılar arasında Çerkes Arif diye bilinir. Fehim Paşa’nın has adamı olup asıl mesleğinin ne olduğu bilinmemekte. Köşklerde ikamet edecek kadar parası olan bu kabadayı, cimriliği ile meşhur. Attığı tokatları ile nam salmış olan Çerkes Arif yine başka bir kabadayı olan Matlı Mustafa tarafından öldürülmüştür.

KAVANOZ MEHMET

Eyüplü olan Kavanoz Mehmet Edirnekapı’da kuşbazlık (süs kuşları yetiştiren kuş meraklısı) yapmaktaydı. Kavga ederken hasmından gelen her türlü sandalyeyi ustalıkla kapıp karşı tarafa aynen iade etmesiyle meşhurdu.

SARRAF NİYAZİ

Gençliğinde Koska’da (Beyazıt ile Laleli arasındaki semt) sarraflık yapıp daha sonra iflas eden bu kabadayı, camiada Sarraf Niyazi olarak bilinmekteydi. Devlet o sıralarda karışık olan Büyükada’nın asayişini sağlamak için eşkıyanın dilinden anlayacak birini aramış, sonunda Sarraf Niyazi’yi 1909’da adanın başkomiseri yapmıştı. Asla silah kullanmayan Niyazi, daima bileğinin gücüne güvenmiş, hasımlarını uzun kolları ile alt etmişti.

KADIRGALI KÖR EMİN

Galata gümrüğünde memur iken yapılan kadro düzenlemesi sırasında işinden olmuş, İstanbul’da kabadayılığa başlamıştı. Zamanın ünlü hırsızlarından Panani’yi bıçaklayarak sakatlamış bundan dolayı özellikle Beyoğlu semtinde adını herkese duyurmuştu.

TIFLIBOZZADE KAHRAMAN

Abdülhamid devrinin sonlarında nam salan On İkiler (Aksaray’da Emin Ağa’nın sahibi olduğu On ikiler adındaki kahvehanenin müdavimleriydiler) çetesinin reisi idi. Bu grup, kente korku salan en büyük çeteydi.

DİĞERLERİ...

O yıllarda ünlenmiş diğer İstanbul kabadayıları:  Acem Şevki, Şehlili Mehmet, İspenç İsmail, Hıristiyanlardan Galatalı Tabaka, Burunsuz Hayık, Uskumru Yani...
KABADAYILIK 1960’LARDA BİTTİ

İstanbul’da eski mahalle anlayışının hızlı bir apartmanlaşmayla beraber 1960’li yılların sonunda bitmesi, kolluk kuvvetlerinin daha güçlü hale getirilip düzenli çalışması, kabadayılık mefhumunun ortadan kalkmasına neden olmuştur. Bu tarihten sonra kabadayıların adı Baba olarak değişmiş ve bu gruplar artık yer altına inmiştir.