Siyaset, insanlık tarihi boyunca beraberinde gücü ve iktidarı getirebildiği gibi kötü akıbetlerin de her an yaşanabileceği bir alandır. Geçmişte birbirine rakip veya hasım olan birbirinin kuyusunu kazan siyasiler, ihtirasları nedeniyle kendilerinden beklenmeyen menfi işlere tevessül etmiş, zaman zaman sonu ölümle biten hadiselerin yaşanmasına sebep olmuşlardır. Siyasi suikast olarak adlandırabileceğimiz bu vakalarda en geçerli yöntemlerden biri de zehirleme usulü olmuş ve pek çok meşhur isim zehirlenerek tarih sahnesinden silinmiştir. Ortaçağ Avrupa’sında, özellikle İtalya ve Fransa’da zehirlerin imali ve satışı çok yaygındı. Sadece saray erkânı değil sıradan vatandaşlar da kötü emelleri için bu zehirleri kullanmaktaydı. Özellikle İtalya’daki meşhur Borgia ailesinin, siyasi hasımlarını zehirleyerek ortadan kaldırma konusunda çok mahir olduğu biliniyor. Hatta Cem Sultan’ın Papa VI. Alexander Borgia tarafından zehirlendiği birçok kaynakta geçmekte. İtalya’da kullanılan bu zehirler 16. asırda Medici ailesiyle birlikte Fransa’ya da girdi. Burada o kadar çok rağbet gördü ki zehirlenme vakalarının sayısı kısa sürede İtalya’yı da geçti. Napolyon’un dahi zehirlenerek öldürüldüğüne dair tartışmalar hala güncelliğini koruyor.
Fatih’in ölüm nedeni şüpheli
İslam dünyasında da zehirlenme vakalarıyla ilgili pek çok hikâye anlatılır. Başta Peygamberimiz olmak üzere Hz. Ebubekir, Hz Hasan, Ömer İbn Abdülâziz gibi önemli isimlerin zehirlenmek istendiğine dair bilgiler bulunuyor. Osmanlı sarayında da padişahlar, şehzadeler, harem halkı ve üst düzey devlet ricali daima zehirlenme korkusuyla yaşamışlardı. Yıldırım Beyazıt, Fatih Sultan Mehmet ve II. Beyazıt’ın zehirlenerek öldürüldükleri tarihi kaynaklarda geçen iddialar arasında. Elbette bu tip vakalara karşı Osmanlı bürokrasisi tedbirler almaya çalışmış, sultanın yemeğini önce tatmakla görevli çaşnigir adı verilen bir sınıf oluşturmuştu. Hatta bununla da yetinilmemiş, Çin’den ‘Merdebani’ ismiyle bilinen özel çanaklar getirilmişti. Birçok devlet adamının da kullandığı bu çanaklar içine zehirli yemek konduğunda ya renk değiştirmek ya da kırılmak suretiyle zehri önceden haber verebiliyordu...
Panzehir bilgisini geliştirdi
Zehirleme vakaları beraberinde panzehir bilgisinin de gelişmesine neden oldu. Öyle ki kafes hayatı yaşayan bazı şehzadeler zaten sıkıntılı geçen hayatları boyunca panzehir kullanarak olası bir zehirlenme vakasında bünyelerini güçlü tutmak istemişlerdi. Hatta III. Mustafa’nın azar azar kullandığı panzehir nedeniyle yüzünün sürekli sarı olduğu kaynaklarda geçiyor. Sadece padişahlar değil üst düzey devlet erkânı da zehirlenme vakalarına karşı sürekli uyanık olmaya çalışmıştı. Kanuni Sultan Süleyman’ın torunu Hümaşah ile evli Ferhat Paşa’nın, Kuyucu Murat Paşa’nın ve Lala Mustafa Paşa’nın zehirlenerek öldürüldüklerine yönelik şüpheler kendi devirlerinde çok tartışıldı. Yakın geçmişte de 8. Cumhurbaşkanımız merhum Turgut Özal ve 2004 yılında yapılan seçim döneminde Ukrayna Devlet Başkanı Victor Yuşçenko’nun da zehirlendiği iddiaları gündemi epey meşgul etmişti.