ABONE OL
Başbakan Binali Yıldırım, Tuzla'da Okan Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin açılış törenine katıldı. Başbakan Yıldırım'ın konuşmasından bazı satırbaşları:
 
Obama yönetimi 10 yıl uğraştı, sağlıktaki dönümüşü gerçekleştiremedi. Türkiye'deki sağlık sigortası tüm vatandaşlarımızı kapsıyokr, herkes sağlık sigortasından hakkıyla yararlanıyor. Bugün 40 yaş üstü her 5 kişiden birisi KOAH hastası. Bu hastalığı tetikleyen faktörlerin başında sigara dumanı geliyor. Dünyadaki çocukların yarısı dumanaltı doğuyor. Her 600 binin üzerindeki insan sigaranın verdiği zarardan dolayı hayatını kaybediyor. Biz sigara ile mücadele konusunda sayın Cumhurbaşkanımızın özel gayretleriyle 14 yıldan bu yana adeta bir seferberlik başlattık. Çocuklar başta olmak üzere tüm vatandaşlarımızın sigaranın zararlarından korunması için dumansız hava sahası uygulamasını başlattık. Kapalı mekânlarda sigara içilmesini yasakladık. Alo 184 ihbar hattıyla vatandaşlarımızın şikayetlerine cevap vermek için gece gündüz hizmet veriyoruz. Ayrıca Alo 171 sigaraya bırakmak isteyenlere 24 saat hizmet veriyor. Geldiğimiz bu noktada tütün kontrolünde dünyanın bir numarasıyız. Ama işimiz henüz bitmedi. Biraz gevşetirsek kolayca sigara kullanma oranı yukarıya doğru tırmanabilir. Devlet olarak ne yaparsak yapalım, eğer bireysel bir gayret yoksa netice zor. Buradan bütün vatandaşlarıma hitap etmek istiyorum. Bağımlılık yapan tüm zararlı, öldürücü maddeler önce sağlığınıza sonra da kesenize büyük zarar verir. Yanlışın neresinden dönerseniz kârdır diyorum, bugün bir karar alarak kötü alışkanlıklara son verin diyorum.
 

ARTIK 81 VİLAYETİMİZİN BİR ÜNİVERSİTEMİZ VAR

Okan Üniversitesi eğitim hayatımızın yükselen yıldızlarından bir tanesi. Sayın Başbakanımız Mesut Yılmaz, bu üniversitenin hayata geçmesi için büyük bir çaba göstermiş ve üniversite başlamış. Bugün öğrenci sayısı bir ilçe nüfusu kadar  üniversite 25 bin öğkrenci, 16 fakülte ile tamamında muazzam bir eğitim gerçekleştiriyor. Bekir Bey hayatını hep üreterek, çalışarak hem yurt içi, hem yurtdışı ülke için, gençler için çok büyük gayret göstererek bugünlere geldi. Onun hayatını anlatan bir kitap okumuştum: Baraktan Avrasya'ya... Hakikaten Anadolu insanın çalışınca neler yapacağı en çarpıcı örneğiydi. Biz göreve başladığımızda 76 üniversite vardı. Daha sonra bu sayı 196'lara kadar çıktı. Bu alçak FETÖ'nün üniversitelerini kapattık. Onların kapanmış olmasına rağmen 189 üniversitemiz var. Üniversiteleri açmak sadece gençlerimizin, orta öğretimdeki yavrularımızın yükseköğrenime geçişlerini kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda ülkemizin gelişmesine, büyümesine, refah toplumu olmasına da katkı sağlıyor. Bir ilde üniversite demek o ilin bir anlamda sınıf atlaması demektir. Bugün Allah'a şükür 81 ilimizin hepsinin üniversitesi var. Üniversitelerimizde okuyan öğrenci sayısı 7 milyonu bulmuş durumda. Öğretim üyesi sayıları 200-300 bini buldu. Üniversite o il içinde bir iş alanı, bir ekmek kapısı nihayetinde. Okan Üniversitesi'nin 17 yıllık bir geçmişi var. Oldukça genç sayılabilecek bir üniversite. Ben zaman zaman açılış derslerine de kapattım. Üniversitenin ana felsefesi, teori ile uygulamayı
 

BEN İLK SEÇİM KAMPANYAMI TUZLA'DA GERÇEKLEŞTİRDİM

Bugün açılışını gerçekleştireceğimiz 250 yataklı hastane çok modern. 10 tane ameliyathane, 40-50 tane yoğun bakım ünitesi var. Mahal olarak, yer olarak çok kritik bir konumda. Tuzla ilçemizin kalbinde. Tuzla, anadolunun açılan kapısıdır. Tersaneciliğin, sanayiciliğin, hayatın birçok alanında çok yoğun yerleşim olduğu önemli bir ilçemizdir. Tuzla'nın benim için ayrı bir önemi var. Bu ilçede çok fazla hemşehrim oturuyor. Ben ilk adaylığımda kampanyayı burada yaptım. İlk seçim sonuçlarını da seçim irtibat bürosunda, Şadi başkanla takip ettik. Dolayısıyla bu ilçenin karış karış her tarafını dolaştım, bilirim. Evim de burada, burada da oturuyorum. Şurada hemen alt tarafında. Hastanemizin iş meslek hastalıkları vesaire gibi birçok donanımı var. Sağlık en büyük zenginlik diye hep söyleriz. Ancak bunun gereğini yaparsak zenginlik olur. Gereğini yapamazsak ıstırap olmaya devam eder. Sağlıkta şimdi yeni atılımımızı, sağlıkta dönüşüm programını tamamladık. Birçok ilde birinci kademe sağlık tesisleri, ikinci kademe sağlık tesisleri, ilçelere varıncaya kadar her yerde tesislerimizi yaptık. 20 binin üzerinde aile hekimimiz var. Bu alışkanlığı oturtmak için az uğkraşmadık. Türk insanının özelliği koruyucu sağlık hizmetine pek itibar etmiyor. Bekliyor, son dakikaya kadar artık dönülemez bir noktaya gelince hastaneye gidiyor. Halbuki aile hekimliği 1, 2, 3. kademe sağlık hizmetlerinin amacı sağlığın korunması, takibinin yapılması, diğer yandan hastanelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi. 
 
CİNSEL İSTİSMAR DEĞİL BUNLARIN YAPTIĞI SİYASİ İSTİSMAR
 
14 yılda 1900 tane birinci kademe sağlık tesisi inşa ettik, hizmete aldık. Çalışanların sayısı bugün iki katına çıktı. Birinci en büyük bütçemiz milli eğitim, ikinci bütçemiz ise sağlık. Bu kadar büyük bir bütçe ayırdık sağlığa. Avrupa'nın en büyük medikal kurtarma ekibi Türkiye'de. Ayrıca sağlık turizmini de geliştirecek çalışmalara hız verdik. Bütün bu yapılanlar sonunda nereye geldik, sağlıktaki memnuniyet yüzde 39'dan yüzde 74'e çıktı. Sağlık, ulaşım gibi konularda memnuniyeti arttırmak kolay bir şey değil. Ulaşımda da bugün memnuniyet oranı yüzde 70'in üzerindedir. Sağlıkla ulaşım oranı başbaşa gidiyor. Bir üçüncü hizmet alanı milli eğitimdir. 4+4+4 milli eğitimdeki en büyük reformdur, dönüşümdür. Şimdi çocuk yaşta evlilikler konusu var bu ara çok fazla istismar ediliyor. Onu önlemenin bir yolu da eğitimde 12 yılı getirmektir. Ülkemizin kanayan yarasını görmezden gelmek bize yakışmaz. Bunun üstüne atlayıp buradan ucuz siyaset yapmak eski Türkiye'nin alışkanlığı. Bu alışkanlık artık para etmiyor, piyasası yok. 3 bin kişi seçimlerde her gün önümüze çıktı. Bunun istismarını yapan muhalefettir. Bir kör döğüşüdür, bir yalan rüzgarıdır. Bu düzenleme cinsel istismar değil CHP'nin yaptığı siyasi istismardır. 
 
ANİ FREN YAPARSAK BİSİKLET GİBİ TEPETAKLAK OLURUZ
 
Bu hastanenin yanısıra Sağlık Bakanlığı buraya 400 yataklı bir hastane yapıyor. O da açıldığı zaman artık Tuzla'da sağlıkla ilgili bir hizmet açığı kalmayacak. İlçeye birçok yerden gelenler olacak. Biz hep bir şey söylüyoruz; işimiz hizmet gücümüz millet. Bu düşünceyle çalışıyoruz. Türkiye geçen 1 yıl içinde bazı sıkıntılar yaşadı. Şimdi küresel bazı sıkıntılar var. Ama herşeye rağmen Türkiye'nin yarını bugünden daha güzel olacak. Frene basmayın, durmak yok, yola devam. Durduk mu, aynen bisiklet gibi, ani fren yaparsak tepetaklak oluruz. Ülkemizin kaynakları güçlü, imkanları fazla. Türkiye'nin stratejik konumu ve yetişmiş genç nüfusu en büyük kaynağımız. Birçok ülkenin mukayeseli üstünlüğü olabilir, petrolü olabilir ama genç, dinamik nüfus, insan gücü her ülkenin elinde olan bir şey değil. Devlet eskiden daha çoğunu yapardı, şimdi siz daha fazlasını yapıyoruz. Şimdi bakın bir müteşebbisimiz muazzam bir hastane yapıyor. Türkiye'nin en büyük projelerini Türk müteahhitleri yapıyor. Dünyada böyle projeler yok. Herşeye rağmen Türkiye 2023 hedeflerine, muasır medeniyetler seviyesine çıkma yolunda var gücüylü çalışıyor. Bir ülkede siyasi istikrar ve güven varsa herşey olur. Türkiye 14 yıldır 3 Türkiye olduysa bunun arkasında iki sihirli kelime saklıdır: Güven ve istikrar. 
 
İYİ YAPARSA TEKRAR SEÇİLİR KÖTÜ İSE YOLCU EDİLİR
 
Artık gelin şu anayasa değişikliğini yapalım, güven ve istikrarı kalıcı hale getirelim. Başkanlık sistemi, hadi vazgeçtik Cumhurbaşkanlığı diyelim. Cumhurbaşkanlığının korkulacak neyi var, ülke bölünürmüş. Belediye Başkanı'ndan ne farkı var? Belediye başkanı verdiği sözleri yapma gayretini gösteriyor. İyi yaparsa yeniden seçilir, beğenilmezse yolcu edilir, aynen başkanlık sistemi bu. Tek farkı mutlak iktidar. Koalisyon var. Koalisyonlarla Türkiye maalesef hak ettiği mesafeyi alamıyor, hızı yavaşlıyor ve kazanımları da muhafaza edtemiyor. Ana muhalefet partisi demek, iktidar alternatifi demek. Getirilecek öneriye uzak durmak, karşı olmak iktidar alternatifi olamayacağının düşüncesinin hakim olması demektir. 15 Temmuz'un bize öğrettiği bir şey var: Uzlaşma... Birlik, beraberlik ve kardeşlik. Biz bu birlik ruhunu sonuna kadar muhafaza etmek için bütün vatandaşlarımızın birlik ve bareberlik içerisinde ülkemizin geleceği, kardeşliği için vargücümüzle çalışacağız. 
 
"112'YLE GELEN HASTADAN PARA ALINMASIN"
 
Eski bir sağlık bakanı olarak 112 marifetiyle gelen, acil olarak gelen hastanelerden ayrıca para alınıyormuş, bunun alınmaması lazım. Uygulamada bazı şikayetler var, kulağıma geliyor. Bu konuya dikkat edilmesi gerekir. Acil gelen hastalar baştan sona tedavileri yapılıp, ayrıca para alınmaması lazım. Diğer bir husus da kanser hastalarından fark alınıyor, ilaçlarından. Bunun da alınmaması lazım. Bir başka şey de, hanımefendileri ilgilendiriyor. Sezaryan oranları özel hastanelerde yüzde 40-yüzde 60 arasında değişiyor. Dünya standartlarında yüzde 15. Buna da dikkat etmek gerekiyor. Kamu hastanelerinde de yükse, yüzde 20'nin üstünde. Tabii ki tıbbi bir zorunluluksa yapacak bir şey yok ama. Bizim analarımızın 10 tane çocuğu var, kendi doğal ortamında doğurmuş, hastaneye bile gitmemiş.