Cuntacılığın kitabını yazdılar! Cumhurbaşkanı Erdoğan: Darbeye destek CHP'nin milli sporudur
ABONE OL

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye başta olmak üzere ortak coğrafyamızda baharın müjdecisi olarak büyük bir coşkuyla kutlanan Nevruz Bayramı'nızı tebrik ediyorum. Nevruz gününün, beş-on provokatörün kundaklama girişimine rağmen, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu sene de herhangi bir taşkınlık yaşanmadan kutlanmasından duyduğumuz memnuniyeti tekrar ifade ediyorum." dedi.

Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Dünya Kupası'na gitmeye hak kazanan A Milli Futbol Takımı'nı tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"2026 Dünya Kupası play-off finalinde Kosova'yı mağlup ederek Dünya Kupası'na katılmaya hak kazanan A Milli Futbol Takımı'mızı, Bizim Çocuklar'ı gönülden tebrik ediyorum. Ay yıldızlı bayrağımızı 24 yılın ardından futbolun bu en büyük sahnesinde dalgalandıracak olan milli takımımıza önce Avustralya, Paraguay ve ABD'ye karşı oynayacağımız grup maçlarında, daha sonra inşallah finale kadar gideceğimizi ümit ettiğimiz mücadelelerde şimdiden başarılar diliyorum. Bizim Çocuklar'ın her zaman olduğu gibi ay yıldızlı formayı zaferden zafere taşıyacağına, aziz milletimizin göğsünü kabartacağına yürekten inanıyorum. Tüm sporcularımızın alınlarından öpüyorum."

- "BAYRAMLARIN BAYRAM GİBİ YAŞANDIĞI GÜNLERE RABB'İM HEPİMİZİ ERİŞTİRSİN"

"Tüm milletimizin, gönül ve kültür coğrafyamızdaki bütün kardeşlerimin geçmiş Ramazan Bayramı'nı tebrik ediyorum. Rabb'imden bizleri coğrafyamızda çatışmaların ve savaşların olmadığı, huzurla geçireceğimiz bayramlara kavuşturmasını niyaz ediyorum" diyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Rahmetli Alvarlı Efe Hazretlerinden ilhamla söyleyecek olursak; canın cananını bulduğu, hüznü kederin defolduğu, cümle günahların affolduğu, dertlerin derman bulduğu, İslam aleminin huzura kavuştuğu, gözyaşlarının yerini tebessümlere bıraktığı, Gazze'den Lübnan'a, Sudan'dan Yemen'e, İran'dan Körfez'e, bölgemizin dört bir yanında barış rüzgarlarının estiği, hasılı bayramların bayram gibi yaşandığı o güzel günlere Rabb'im hepimizi, tüm Müslümanları ve insanlığı eriştirsin."

- "KARDEŞLİK HUKUKUMUZUN ZEDELENMESİNE ASLA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ"

Erdoğan, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda detaylarıyla anlattığı Ramazan faaliyetleri dolayısıyla AK Parti teşkilatlarını ayrı ayrı tebrik ederek, şöyle konuştu:

"Ramazanda yakaladığımız ivmeyi inşallah artırarak devam ettireceğiz. 23 yıldır olduğu gibi yine kırmadan, dökmeden, ayrıştırmadan, tam tersine gönüller kazanarak, gönüller fethederek yola devam edecek, milletimizin hayır duasına mazhar olabilmek için geceyi gündüze ekleyeceğiz. Etnik kökeni, dili, mezhebi, fikirleri, dünya görüşü her ne olursa olsun 86 milyonu kendimize kardeş ve kaderdaş bilecek, kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Ramazan Bayramı'nın sizler için tüm Türkiye için İslam coğrafyası ve insanlık için tekrar kutlu ve mübarek olmasını; barışa, huzura, kardeşlik ve dayanışmaya vesile olmasını Cenabıhak'tan niyaz ediyorum. Aynı şekilde, Türkiye başta olmak üzere ortak coğrafyamızda baharın müjdecisi olarak büyük bir coşkuyla kutlanan Nevruz Bayramı'nızı tebrik ediyorum. Nevruz gününün, beş-on provokatörün kundaklama girişimine rağmen, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu sene de herhangi bir taşkınlık yaşanmadan kutlanmasından duyduğumuz memnuniyeti tekrar ifade ediyorum. Nevruz'u anlamına ve ruhuna uygun şekilde idrak eden aziz milletimize sağduyusundan ötürü tekrar teşekkür ediyor, Nevruz'un da hayırlara vesile olmasını diliyorum."

- "HATALARINI ANLAYIP DOĞRU YOLU BULURLAR UMUDUYLA HAREKET ETTİK"

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bilhassa bölgenin içinden geçtiği sancılı atmosferde üsluplarına çok özen gösterdiklerini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kelimelerimizi tartarak konuşuyoruz. Kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Sağduyuyu, serinkanlılığı, sükuneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı, vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerimizde olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Dikkat ederseniz, Ramazan-ı Şerif boyunca ana muhalefetin şahsımızı ve partimizi hedef alan, çoğu zaman da edep ve siyasi nezaket sınırlarını fazlasıyla aşan saldırgan sistemleri karşısında itidalimizi koruduk ve kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman genel başkanın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki kendilerine çekidüzen verirler, akıllarını başlarına alırlar, hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, iş çığırından çıkmadıkça, milletimizin hak ve hukukuna yönelik taciz olmadıkça sataşmalarına cevap vermedik."

ERDOĞAN CHP YÖNETİMİNİN SON DÖNEMDEKİ BAZI SÖYLEMLERİNİ ELEŞTİRDİ

"Etrafımız ateş çemberine dönmüşken, sınırlarımızın hemen ötesinde füzeler ve dronlar havada uçuşuyorken konsantrasyonumuzu bozacak, bizi meşgul edecek her türlü siyasi tartışmadan uzak durduk. Şunu herkes bilsin ki sükutumuz, atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değil, tam aksine edebimizdendi, vakarımızdandı" diyen Erdoğan, "Nadan ile sohbet etmek güçtür bilene, çünkü nadan ne gelirse söyler diline" sözlerini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "nadan" ile muhatap olmak, vakti ve nefesi israf etmek yerine sadece işlerine ve millete hizmet etmeye odaklandıklarını, 23 yıldır olduğu gibi laf üstüne laf koymanın değil, taş üstüne taş koymanın çabasını gösterdiklerini vurguladı.

Türkiye'yi küresel oyuncu haline getirmenin mücadelesi içerisinde bulunduklarına, coğrafyadaki akan göz yaşı ve kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara zor günlerinde el uzatmanın derdinde olduklarına işaret eden Erdoğan, Namık Kemal'in "Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten, mürüvvetmend olan mazluma el çekmez ianetten" sözlerinin duruşlarını tarif ettiğini söyledi.

AK Parti kadrolarının halka hizmetten usanmadığını dile getiren Erdoğan, "aşkla koşan yorulmaz" şiarıyla koşmaya ve koşturmaya devam ettiklerinin altını çizerek, "Muhalefetin köpürttüğü sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda emin adımlarla ilerliyoruz." diye konuştu.

İletişim ve haberleşme alanında dün yeni bir dönemi başlattıklarını aktaran Erdoğan, Türkiye'nin 5G teknolojisiyle tanıştığını belirtti.

Türkiye'nin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğini yükseltecek, dijital bağımsızlığı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkeye kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadıklarını anlatan Erdoğan, 4,5G teknolojisinden 10 kat daha hızlı veri aktarımı sağlayan 5G'nin, Türkiye'yi dijital dönüşümün merkezine taşıyacağını kaydetti.

Erdoğan, devrim niteliğindeki 5G teknolojisini, aşamalı stratejiyle yaygınlaştıracaklarını, ilk etapta kullanıcı talebinin yüksek olduğu yoğun trafik bölgelerinden başlayarak, Türkiye'nin her köşesine ulaştıracaklarını aktardı.

5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde Türkiye'nin her noktasında vatandaşların hizmetine sunacaklarını bildiren Erdoğan, iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime geniş bir yelpazede bir dönemin kapılarını açacak 5G teknolojisinin hayırlı olmasını diledi.

- "MİLLET, EĞRİYİ DOĞRUDAN, SAMİMİYİ KOLPACIDAN AYIRMASINI ÇOK İYİ BİLİR"

AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın sorumluluğunun büyük olduğunu söyleyen Erdoğan, Türkiye'yi bölgedeki yangından koruma vazifelerinin bulunduğunu ifade etti.

Erdoğan, hizmetkarı olmaktan şeref duydukları milletin lokmasını büyütmek, refahını artırmak, huzurunu temin etmek, geleceğine güvenle bakmasını sağlamak gibi ağır mesuliyetlerinin bulunduğunu, bunları hiçbir zaman unutmayacaklarını ve ihmal etmeyeceklerini dile getirdi.

Hedefleriyle aralarına kimsenin girmesine izin vermeyeceklerine dikkati çeken Erdoğan, son günlerde muhalefetin iyice zıvanadan çıkan çirkin üslup ve tavırlarda bulunduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir defa hepimiz şunun farkında olmalıyız, Türk milleti irfan, basiret ve feraset sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamazsınız, kandıramazsınız. Bu millete siyasi hokkabazlığı, cambazlığı, lafazanlığı 'siyaset' diye yutturamazsınız. Bu aziz millet, eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, yalancıyı dürüstten, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını, bunların tefrikini yapmasını çok iyi bilir."

Milletin, AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net gördüğünü dile getiren Erdoğan, bunun değerlendirmesini en güzel şekilde yaptığına işaret etti.

- "DARBEYE VE DARBECİLERE DESTEK VERMEK CHP'NİN MİLLİ SPORUDUR"

Erdoğan, "CHP'nin ramazanda bile ara vermediği, son günlerde iyice çirkinleştirerek sürdürdüğü saldırgan söylemlerini milletin takip ettiğini, notu verdiğini, bundan da zerre şüphe duymadığını" aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ellerine geçirdikleri her fırsatı, şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki bizi ve partimizi değil, sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz hassas dönemde, öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat gerektiğinde hadsize haddini bildirmenin, 40 yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanına, iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Çünkü bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır. Türk siyasi tarihini açıp bakın, orada darbecilerle kol kola yürüyen CHP'yi görürsünüz, orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP ile karşılaşırsınız, orada 'üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği' yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP'yi bulursunuz, ülkemizde darbe geleneğini başlatan, 27 Mayıs'ın baş aktörü CHP'yi görürsünüz. 12 Mart Muhtırasının arkasında CHP'nin silüeti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat'ın müsebbibi en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir."

Erdoğan, "3 Kasım 2002'den bu yana Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP'nin parmak izinin bulunduğunu, 27 Nisan bildirisi öncesinde de toplumu ve siyaseti gerenin CHP olduğunu" söyledi.

Gezi olaylarında sokak darbesine yeltenenlerin sırtını CHP'nin sıvazladığını ifade eden Erdoğan, 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde de darbecilere CHP'nin çanak tuttuğunu kaydetti.

15 Temmuz ihanetine "Kontrollü darbe" iftirası atarak darbecileri aklamaya çalışanın da CHP olduğunun altını çizen Erdoğan, "Kimse kusura bakmasın ama Türkiye'nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik, CHP'nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP'nin milli sporudur." ifadesini kullandı.

Merhum Jandarma Yüzbaşı Ahmet Er'in, Davutpaşa Kışlası'nda ziyaretine gittiği arkadaşı ve Tank Tabur Komutanı Binbaşı Orhan Erkanlı'nın odasında yaşadıklarına ilişkin Erdoğan, şunları söyledi:

"Bir gün merhum Jandarma Yüzbaşı Ahmet Er'in yolu Davutpaşa Kışlası'na düşer. Darbenin ayak sesleri işitilmektedir. Niyeti, arkadaşı Binbaşı Orhan Erkanlı'yı ziyaret etmektir. Daha sonra CHP sıralarında milletvekilliği yapacak olan Erkanlı, Davutpaşa'da Tank Tabur Komutanıdır. Ahmet Er iki sivil ile görüşme halinde olan Erkanlı'nın odasına girer, odaya girince içeride bulunan iki yabancı bir anlık şaşkınlık yaşar. Binbaşı Erkanlı hemen duruma müdahale eder, onlara döner ve 'Yüzbaşım yabancı değil, devam edin' der. Bunun üzerine sivil şahıs konuşmaya, daha doğrusu Erkanlı'ya brifing vermeye devam eder: 'Efendim, Saraçhane'de iki grubu birbirleri ile çatıştırdık. Kavga bütün şiddetiyle devam ediyor. Başka bir emriniz var mı?' diye de ekler. 'Teşekkür ederim. Böyle devam edin' diyen Erkanlı bir süre sonra onları yolcu eder.

Ahmet Er şaşkınlıkla, 'Binbaşım bu adamlar kimdir?' diye sormaktan kendini alamaz. Erkanlı'nın cevabı oldukça manidardır, 'Bunlar Halk Partisi milletvekilleridir'. Bu duruma Ahmet Er, 'Memleketin genç evlatlarını birbirlerine kırdırıyorlar. Bu ne haince iştir' sözleriyle tepki gösterir. Erkanlı ise 'Olaya öyle bakma, onlar ihtilale zemin hazırlıyor' karşılığını verir. İşte CHP budur, CHP zihniyeti budur, CHP'nin demokrasiye, CHP'nin milli iradeye, gençlerimize bakışı budur. Bunların nazarında gençler kimi zaman darbelere ortam hazırlamak, kimi zaman yolsuzlukları atlamak için kullanılıp atılacak bir sarf malzemesidir. CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş, somutlaşmış, tecessüm etmiş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse CHP'nin genlerine işlemiş darbeci zihniyeti de değişmez. Eğer değişirse geriye CHP diye bir yapı kalmaz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Şimdi isterseniz CHP'nin darbeci geçmişini şöyle bir hatırlayalım" sözlerinin ardından Grup Toplantısı Salonu'nda video izletildi.

Videonun ardından konuşmasına devam eden Erdoğan, karşılarında kalibrelerine, kalitelerine, sıkletlerine uygun bir siyasi rakip olmadığını belirtti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i eleştiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Maalesef ana muhalefet partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP'li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden, bu akıl ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyorum. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil, aziz milletime şikayet ediyorum, aziz milletime havale ediyorum. Burada CHP'nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum, kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış. Bunu anlıyoruz. Siz de bugüne kadar yoldan geçen vatandaştan havada uçan kuşa kadar ilgili ilgisiz herkese suç attınız, kabahat buldunuz, günah keçisi ilan ettiniz ama bir gün olsun 'Hırsızın hiç mi suçu yok?' sorusunu sormadınız. Bir gün olsun 'kabahati yok' demediniz. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, 'rüşvet verdim' diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın fakat bu ülke CHP'nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları, CHP'li başkanların han-ı zi-safası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size 'Yiyin efendiler, yiyin. Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin' demez. Diyemez, demeyecektir."

Türkiye Cumhuriyeti'nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı olmadığını vurgulayan Erdoğan, üstünlerin hukukunun egemen olduğu günlerin eski Türkiye'de kaldığını, çalanın, çırpanın, soyanın yanına kar kaldığı günlerin artık geride bırakıldığını dile getirdi.

Erdoğan, "Daha önce defalarca söyledim, bugün tekrar ifade ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını adaletin tecellisiyle birlikte Türkiye'nin safralarından kurtulmasını istiyoruz." sözlerini sarf etti.

- "TÜRKİYE'NİN İLKELİ DURUŞU, TAVRI DÜNYAYA VE BÖLGEYE VERDİĞİ MESAJLAR, İNSANLIĞIN VE VİCDANIN SESİ OLMUŞTUR"

ABD/İsrail-İran savaşını anımsatan Erdoğan, "Bölgemizde 28 Şubat'ta başlayan ve birinci ayını dolduran savaş, tehdit ve tehlike düzeyini artırarak devam ediyor. Önceliğimiz ülkemizin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatmasıdır. Türkiye'yi bu yangının uzağında tutmakta kararlıyız. Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz." diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın İslamabad'da düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan Dışişleri Bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya katıldığını, toplantıda endişeleri ve savaşı durdurmak için atılabilecek adımları dile getirdiklerini aktaran Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın ve diğer ilgililerin de kendi görev alanları içinde yoğun gayret sarf ettiklerini anlattı.

Türkiye'nin tavrının net olduğunu, bölgede barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa tereddütsüz yapmayı görev bildiklerini ifade eden Erdoğan, "Akan kanın durması, göz yaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. Savaşın başından beri Türkiye'nin ilkeli duruşu, tavrı, dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar, insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların bir an önce son bulmasını samimiyetle arzu ettiklerini belirterek, "Ancak bölgemizi bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzamasının yanı sıra bölgesel bir iç çatışmaya dönüşmesi riski vardır. Enerji, ulaştırma, sivil altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına çok ağır ekonomik bir yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail Hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail'in kanlı stratejisine hizmet edecek, bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her damla kanın, Netanyahu'nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır." görüşünü paylaştı.

İran'la savaşın, küresel barış vizyonuna hizmet etmediğini, tam tersine bu vizyonu sabote ettiğinin, zora soktuğunun gayet açık olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir, diyalogdur, uzlaşmadır, maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl, vicdan, uluslararası hukuk, adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir. Temennimiz aklıselimin egemen olduğu, böylece daha fazla kan dökülmeden barışa giden yolun açılmasıdır. Biz bunun için elimizle birlikte gerekirse gövdemizi de taşın altına koymaya devam edeceğiz. Hazreti Peygamber'in mübarek parmaklarını birbirine kenetleyerek ifade buyurduğu şu tavsiyelerini bu süreçte kendimize rehber edeceğiz, 'müminin mümine bağlılığı taşları kenetlenmiş bir bina gibidir'. İşte bu kardeşlik, bu kaderdaşlık, bu ruhu yüceltecek bir hassasiyetle mesuliyetimizi artıracağız. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun. Rabb'im Türkiye'yi muzaffer kılsın diyorum."