Siyonist ittifaka Türkiye gerçeği: Bakan Fidan ''kendimizi koruyabiliriz'' diyerek uyardı
ABONE OL

Bakan Fidan, Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen ADF 2026'nın kapanışında düzenlediği basın toplantısında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

5. ADF'yi yoğun, nitelikli ve verimli bir mesainin ardından bugün tamamladıklarını söyleyen Fidan, üç gün boyunca Antalya'nın bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı bir merkez olduğunu vurguladı.

Fidan, lider panellerinden bölgesel oturumlara birçok farklı format ve içerikte kapsamlı bir programı başarıyla icra ettiklerini, toplam 52 oturumda mevcut krizlerin muhasebesini hep birlikte yapma imkanı bulduklarını belirtti.

Asya-Pasifik'ten Latin Amerika'ya, Avrupa'dan Orta Asya'ya dünyanın dört bir yanından gelen liderlerin, karar alıcıların ve uzmanların aynı çatı altında dinleme ve tartışma imkanı bulduğuna işaret eden Fidan, şöyle devam etti:

"Bu yıl 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı forumumuza katıldılar. Bu aslında emsalleriyle kıyaslandığı zaman gerçekten çok büyük bir rakam. Hem kapsadığı coğrafya itibariyle hem de katılımcıların sayısı itibariyle. 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi forumumuza iştirak ettiler."

Forum kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın üst düzey verimli temaslarda bulunduğunu dile getiren Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve bakanların Türkiye'ye gelen, foruma katılan diğer muhataplarıyla verimli görüşmelerde bulunduğunu ifade etti.

Fidan, kendisinin de çok sayıda mevkidaşı ve uluslararası kuruluş temsilcileriyle temaslarda bulunduğunu, ADF süresince uluslararası gündemi şekillendirecek kritik toplantılara forumun marjında aynı zamanda ev sahipliği yapma imkanı bulduğunu anlattı.

"Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiğimiz dörtlü toplantıda bölgemizde barış ve istikrarı destekleyici adımları ve seyrüsefer serbestisinin kalıcı olarak tesisine yönelik muhtemel girişimleri ele aldık." diyen Fidan, bölgenin geleceğine ilişkin ortak bir vizyon geliştirmek amacıyla atacakları somut adımları tespit ettiklerini kaydetti.

Fidan, 6 Müslüman ülkenin bir araya geldiği toplantıda Gazze Barış Planı'nı ele aldıklarını, sürece ilişkin ortak iradeyi teyit ettiklerini, bölgede kalıcı barışın tesisine yönelik birlikte hayata geçirecekleri ortak planlamaları değerlendirdiklerini söyledi.

Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda ortak coğrafyanın gündemindeki meseleleri istişare ettiklerini belirten Fidan, Balkan Barış Platformu'nun üçüncü dışişleri bakanları toplantısını da forum marjında gerçekleştirdiklerini, ileriye dönük sahadaki operasyonel işbirliği adımlarını ele alma imkanı bulduklarını anlattı.

Fidan, "Gazze bağlamında Sayın Cumhurbaşkanı'mızın refikaları Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde düzenlenen 'Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak' başlıklı yüksek seviyeli oturum, forumumuzun en anlamlı buluşmalarından biri oldu." dedi.

Geniş bir coğrafyadan gelen temsilcilerin, küresel ve bölgesel meselelere ilişkin perspektiflerini bir kez daha diplomasinin merkezine koyma imkanı bulduklarını dile getiren Fidan, ADF'nin farklı görüşleri, coğrafyaları ve çıkarları aynı masada buluşturan niteliğinin bir kez daha teyit ve test edildiğini vurguladı.

Bakan Fidan, şöyle devam etti:

"Oturumlarımızda bölgesel krizlerin ancak o coğrafyanın kendi dinamikleriyle ve bölgesel aktörlerin etkin katılımıyla çözüme kavuşturulacağı fikri belirgin biçimde öne çıktı. Küresel ekonomiye dair oturumlarımız da aynı ölçüde verimli geçti. Korumacılığın yükseldiği bir çağda yatırımların, serbest ticaretin ve bağlantısallık projelerinin uluslararası istikrara yapacağı katkıyı tekrar tekrar vurgulama imkanı oldu. Jeo-ekonominin yeniden tanımlandığı günümüzde küresel ve ulusal öncelikler arasındaki dengenin nasıl kurulacağı, çok taraflılıkların bu denklemde nereye oturacağı ve şu anda içinden geçtiğimiz krizler, etraflıca ele alındı."

Afrika'ya bu yıl da özel önem verdiklerinin altını çizen Fidan, kıtanın yatırım ve kalkınma potansiyelinin masaya yatırıldığını, aynı zamanda güvenlik ile kalkınma arasındaki kritik bağlantıyı da hassasiyetle değerlendirdiklerini söyledi.

Fidan, ADF'de diplomasiyi geleneksel sınırlardan çıkarıp yarını şekillendirecek alanlara taşıdıklarına dikkati çekti.

Türkiye'nin BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) bu yıl ev sahipliği yapacağını hatırlatan Fidan, ADF'de gıda güvenliğinin önemiyle kuraklık ve iklim değişikliğine karşı atılacak adımların jeopolitik gerilimlere kurban edilmemesi gerektiğinin altını çizdiklerini dile getirdi.

Fidan, "Belirsizliklerin ve çoklu krizlerin uluslararası sistemin baskın karakteri haline geldiği, diyaloğun yerini kutuplaşmanın almaya başladığı böylesine çetin bir dönemde ADF, dünyada eşine az rastlanır bir umut, diyalog ve çözüm zeminine dönüşmüştür." dedi.

ADF'nin aynı zamanda Dışişleri Bakanlığı Teşkilatının diplomatik birikiminin ve organizasyonel kapasitesinin de tescili olduğunu belirten Fidan, Türkiye olarak dış politikayı dar çerçevelere hapsolmadan, diplomasiyi barışın anahtarı gören anlayışla sürdürmeye devam edeceklerini vurguladı.

Fidan, diplomasinin tüm imkanlarından istifade ederek işbirliğini çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerini çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizerek "Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabulucu rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü, önümüzdeki dönemde de artan bir büyümeyle inşallah devam edecek." ifadelerini kullandı.

"ÇOK CİDDİ SİYASİ KRİZLER VAR, ÇATIŞMALAR VAR"

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fidan, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan-Mısır 4'lü toplantısının 3'üncüsünün yapıldığını hatırlatarak, "Burada ilk baştan itibaren bizim hedefimiz, bunu da defaatle kamuoyuna iletiyoruz. Bu 4 ülkenin bölgesel sahiplenmeyi gerektiren bütün konuları ama bütün konuları ele alarak, sahici, gerçekçi, uygulanabilir bir gündemle yoluna devam etmesi. Liderlerimizin bu konuda bir iradesi var." dedi.

Fidan, "Bizim inancımız şu: Bu 4 ülke, aslında bir temsiliyeti ortaya koyuyor. Bu 4 ülkenin etrafında bütün bir bölge var." diye konuştu.

Bölgenin olması gereken işbirliği imkanlarını kullanmadığı için kendi potansiyelini hayata geçiremediğine dair kuvvetli inanca sahip olduğunu söyleyen Fidan, bu tespitten hareketle somut konuları hayata geçirmek amacıyla bir araya gelindiğini belirtti.

Fidan, "Çok ciddi siyasi krizler var, çatışmalar var. Biliyorsunuz bu çatışmaların sönümlendirilmesi için de neler yapılabilir? Biz, İsrail gibi değiliz. İsrail'i söylediğiniz gibi. Onlar, biliyorsunuz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular. Biz, onların yaptığını yapmıyoruz. 'Biz, bölgenizdeki çatışmaları nasıl söndürürüz, ekonomik ilerlemeyi nasıl sağlarız, istikrarı nasıl hayata geçiririz?', onun arayışı içerisindeyiz. Biz, şunu gördük, eğer dışarıdan yardım beklemeye, kurtarıcı beklemeye devam ederse bu bölge, ilanihaye bu sorunlarla baş başa kalmaya devam edecek." değerlendirmesinde bulundu.

Bu yüzden akıllı aktörlerin, hikmetle geçmişten ders çıkartarak geleceklerine yön verdiklerinin altını çizen Fidan, öte yandan Gazze Barış Planı'nın uygulama sürecinin de devam ettiğini anımsattı.

GAZZE BARIŞ PLANI

Fidan, Gazze Barış Planı'nın başlangıcına sebep olan sekizli grubun New York'ta 2025'te liderlerinin bir araya geldiğini, buradan çıkan görüş ve iradeyle Gazze Barış Planı gibi mekanizmaların hayata geçtiğini söyledi.

Kurucu ruhu oluşturan ülkelerle tekrar bir araya gelindiğini söyleyen Fidan, "'Tüm bu Gazze soykırımını durdurmaya ve tersine çevirmeye yönelik çabalarımız, çalışmalarımız geride bıraktığımız süreç içerisinde nerede, alınan kararlar, ortaya konulan vizyon, yapısal kurumsallaşmalar bizi nereye getirdi?', bununla ilgili çok detaylı tartışmaları ele aldık." ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, bölge ülkelerinin bir araya gelip bölgenin sorunlarına sahip çıkmak zorunda olduklarını ve bunun yaşamsal gereklilik olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:

"Bunun için yeterli olgunluğun, kapasitenin ve vizyonun olduğuna biz Türkiye olarak yürekten inanıyoruz. Cumhurbaşkanı'mızın bu konuda ortaya koyduğu çok güçlü bir irade var. Yıllar içerisinde bölge liderleriyle de bu vizyon üzerinde yaptıkları bir anlayış birliği var. Şimdi bunun hayata geçmesi gerekiyor. Şimdi bakıyorsunuz birçok sıkıntı var bölgemizde. Gazze'deki soykırım, Lübnan, arkasından İran. Bütün bunların ortaya çıkarttığı, bölge ülkelerinin birbirleri arasındaki güveni zedeleyen, çatışmaları artıran, yoksulluğu, geri kalmışlığı getiren bütün denklemleri ortadan kaldırmak için hep beraber bir araya geliyoruz, arayış içerisindeyiz.

Cumhurbaşkanı'mız, Sayın Şahbaz Şerif ve Sayın Şeyh Temim ile de bir araya geldiği zaman tabii ki bölge konularını konuştular. Yine bu vizyonla konuşuldu. Bu vizyon, herkesin sahip çıktığı vizyon. İnşallah bu vizyon etrafında gündemimizi ilerletmeye devam edeceğiz. Hürmüz Boğazı'yla ilgili biliyorsunuz, zihinlerde karışık bir durum var. Zaman zaman tarafların açıldığı, zaman zaman kısmi bloke etmelerin olduğu yönünde beyanlar var. Uygulamayı da yakından takip ediyoruz, Deniz Kuvvetlerimiz üzerinden."

Fidan, Gazze'deki soykırımın değişik şekillerde devam ettirilmeye çalışıldığı gerçeğinin ortada olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:

"Biz uluslararası toplum olarak bir araya geldik. Gazze Barış Planını uygulamak için, hayata geçirmek için yoğun çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) bu konuda Sayın Trump (ABD Başkanı Donald Trump) ve bölge liderleriyle başlattığı yoğun bir müzakere süreci var son bir yıldır. Ama buna rağmen İsrail'in asli niyeti olan Gazze'yi ister insanlarını öldürerek ister sürerek insansızlaştırmaya yönelik politikasının değişmediğini bütün herkes biliyor. Sadece söylemiyor."

Fidan, uluslararası toplumun, diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak, bunu engelleme yolunda gereken adımları atma yönünde ciddi çaba ortaya koyduğunu söyleyerek, "İsrail yayılmacılığı sorunu sadece bölgenin değil artık dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Bu yayılmacılığın hangi yöntemlerle, nasıl uluslararası toplum tarafından durdurulacağı meselesi yine uluslararası toplumun kendi ana gündem maddelerinden biridir." dedi.

Süreç içerisinde olumlu gelişmeler olacağını düşündüğünü dile getiren Fidan, "Bir araya geldiğimiz bütün aktörler aynı endişeyi taşıyorlar. İsrail'in bu yayılmacılığına artık kimse bahane bulabilecek durumda değil, sürdürülebilir de değil. Sürekli uluslararası krizlerin tetiklendiği ve uluslararası krizleri tetikleyen bir irrasyonel, fundamentalist bir hükümetten söz ediyoruz. Dünyanın başına bela olmuş durumda." diye konuştu.

Fidan, İsrail'in politikalarının sadece Türkiye'nin ya da bölgenin sorunu olmadığını vurgulayarak "Dünyanın başına bela olmuş bir güvenlik sorunundan bahsediyoruz." dedi.

- AFRİKA'DA TERÖRLE MÜCADELEYE DESTEK

Türkiye'nin diğer bölgelerde oynadığı arabuluculuk rolünü Afrika'da da oynamaya gayret ettiğini belirten Fidan, "Özellikle çatışmaların sonlandırılması ve ulus devletlerin güvenlik sorunlarına, özellikle terörle mücadelede verebileceğimiz desteğin verilmesi konulu bir stratejimiz var bizim. Ekonomik, ticari, kalkınma, teknik işbirliği bunların hepsi var zaten. Ama stratejik olarak çatışmaların sönümlendirilmesi ve terörle mücadele, bu iki istikrarsızlık kaynağını özellikle çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Fidan, bölgede metodolojik olarak ilerlediklerini belirterek, şöyle devam etti:

"Somali'de devam eden terörle mücadele sürecinde Türkiye'nin desteği var. Aynı şekilde Nijerya'da bu konuda ortaya koyduğumuz bir işbirliği var. Bunu daha da ilerleteceğiz. Ülkenin istikrarı için bu gerekli. Diğer taraftan çatışmaların çözümlenmesiyle ilgili Somali ve Etiyopya arasında yaptığımız arabuluculuk Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde bu fevkalade önemliydi. Aynı şekilde Libya'daki şu anda devam eden ülkenin bütünleşmesi çabalarına Türkiye'nin desteği tam. Sudan'daki devam eden iç savaşın durdurulması için elimizden geleni yapma gayreti içerisindeyiz. Ruanda ve Kongo arasındaki sorunlarla ilgili de yakından gözlemlerimiz devam ediyor. Şu anda zikretmek istemediğim birkaç tane çatışma konusu var, ihtilaf konusu var bölge ülkeleri arasında hassas. Onlara da yakından bakmaya devam ediyoruz."

- "(AZERBAYCAN-ERMENİSTAN) BU ANLAŞMA İNŞALLAH HAYATA GEÇER VE ŞU ANA KADAR ORTAYA KOYMUŞ ÇABALARIN TAMAMLANMASINI GÖRÜRÜZ"

Fidan, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Bu anlaşma inşallah hayata geçer ve şu ana kadar ortaya konmuş çabaların tamamlanmasını görürüz. Biz şimdiden aslında çatışma olmayışının barışın olduğu bir anın ve getirdiği nimetlerin bölgedeki etkilerini görüyoruz. Nihai anlaşmayla beraber ülkeler arası normalleşme, Türkiye-Ermenistan normalleşmesi, Azerbaycan-Ermenistan normalleşmesinin bölgede hem bağlantısallık konusunda hem ekonomik, ticari, enerji güvenliği konusunda çok ciddi sonuçları getireceğini şimdiden öngörüyoruz."

Türkiye'nin bölgedeki bağlantısallığını güçlendirmesi açısından da Zengezur Koridoru'nun önemli olduğunu belirten Fidan, "Bu konuda Avrupa Birliği bağlantısallık projeleriyle yakın çalışmalarımız var. Sayın Marta Kos'la (Avrupa Birliği Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi) bu konularda yakından görüşülüyor. İnşallah barış anlaşması imzalanınca göreceksiniz, hem bağlantısallık hem ekonomik kalkınma konusunda bölge ülkeleri büyük bir olumlu gelişme görecekler. Buna çok yakınız." ifadelerini kullandı.

AA muhabirinin, Türkiye'nin Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki müzakerelerde ev sahipliği yapması ve arabulucu rolüne ilişkin sorusuna Fidan, İran ile ABD arasındaki müzakerelerin yakından takip edildiği gibi, Rusya- Ukrayna müzakerelerinin de takip edildiğini vurguladı.

Fidan, Türkiye'nin süreçte gerektikçe rol aldığını vurgulayarak savaşın bitmesi gerektiğini ve "çok fazla maliyet ürettiğini" söyledi.

Savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olmasının kanıksandığı belirten Fidan, "Bu aslında hem Ukrayna hem Rusya için iyi bir durum değil. Barış çabalarını arttırarak devam ettirmemiz gerekiyor. Türkiye olarak bu konuda bizim vizyonumuz, çabamız ortada. Tarafları geçen yaz 3 defa İstanbul'da bir araya getirdik. Tekrar getirmeye hazırız. İster teknik düzeyde, ister liderler düzeyinde. " ifadelerini kullandı.

İki ülkenin başka başkentlerde de bir araya geldiğini anımsatan Fidan, İran ile ABD arasındaki müzakerelerin ve savaşın, Ukrayna'daki barış müzakerelerine ve Gazze'deki barış planına dünya kamuoyunun ilgisinin azalmasına neden olduğunu kaydetti.

Bakan Fidan, "Bunun bir yansıması olarak burada birtakım aksamalarla karşılaşmayı açıkçası biz stratejik bir endişeyle karşılıyoruz. Bunun olmaması için tarafları şimdiden uyarıyoruz. Tekrar tekrar diyoruz ki buralardan bizim dikkatimizi dağıtmamamız lazım. Hem Ukrayna hem Gazze meselesi oldukça önemli. Bu iki konudaki de dikkatimizi devam ettirmeliyiz ve buna kapasitemiz var." değerlendirmesini yaptı.

- GÜNEY KAFKASYA'DAKİ DURUM

Türkiye'nin, Güney Kafkasya'daki barışın temini için çok ciddi çabası olduğunun altını çizen Fidan, bölgeye istikrar getirmek istendiğine değindi.

Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın baştan beri ortaya koyduğu dış politika vizyonunun ve yönteminin belli olduğunu belirterek "Bir bölge için ne istiyorsak, diğeri için de aynısını istiyoruz. Her yerde barışı, istikrarı, önceleyen bir duruşumuz var ki bunun üzerine kalkınmayı, refahı inşa edebilelim. Ermenistan'la Azerbaycan arasında yürüyen görüşmelerde çok önemli mesafeler kat edildi." değerlendirmesini yaptı.

Azerbaycan ile Ermenistan arasında ABD'de yapılan törene atıfta bulunan Fidan, barış anlaşmasına nihai imzanın atılması için gereken birkaç adım olduğuna işaret etti.

Fidan, şimdiye kadar yapılan çalışmalarla iki tarafın da barışı arama konusunda oldukça samimi ve ileri adımlar atma konusunda istekli olduğunun görüldüğünü belirterek aktörlerin riskleri alabildiğini kaydetti.

İki ülke barışına dünya kamuoyunun da inanılmaz bir teveccühü ve desteği olduğuna dikkati çeken Fidan, Türkiye'nin her zaman Azerbaycan'ın yanında olmaya devam edeceğini ve bunun ortak kader olduğunu dile getirdi.

Fidan, Azerbaycan ile Ermenistan'ın yapacağı barış neticesinde bölgenin çok daha istikrarlı olacağına inandıklarının altını çizerek "Bu bütün bölge halkları için fevkalade önemli." dedi.

- LÜBNAN MESELESİ

Türkiye'nin Lübnan halkıyla büyük bir dayanışma içinde olduğuna dikkati çeken Fidan, Ankara'nın, bu ülkede krizde olan bölgelere yönelik insani yardım faaliyetlerine devam ettiğini söyledi.

Bakan Fidan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Maalesef Lübnan bir kez daha savaşın acımasız pençesine kurban gidiyor. Kendi içinde zaten etnik ve mezhebi, dini parçalanmışlığın içerisinde boğuşurken diğer taraftan son aylarda İsrail işgaliyle karşı karşıya kalması ve bu işgal neticesinde 1 milyondan fazla insanın evinden olması ve yetmiyormuş gibi, İsrail'in tekrar tekrar yaptığı ilanlarla, Gazze'de uyguladığı bölge uygulamalarını, işgal politikalarını burada da uygulamaya başladığını görüyoruz. Burada hem bölge kamuoyu hem dünya kamuoyu oldukça endişeli durumda. Sadece insani gerekçelerle değil, bölge istikrarını çok ciddi etkileyecek bir işgaldir bu."

Devam eden İran-ABD müzakerelerinin, Lübnan'daki durumu biraz gölgede bırakmış gibi gözüktüğünü aktaran Fidan, "İsrail, bu fırsattan istifadeyle olayı bir oldubittiye getirmeye çalışıyor. Buna müsaade edilmemesi lazım. Bunun için elimizden geleni yapacağız." dedi.

- KIBRIS'TAKİ DURUM

Fidan, Türkiye'nin, bölge ülkeleriyle işbirliği içinde olduğunu ancak askeri işbirliği hususunda NATO ile ittifak olunduğunu belirterek Yunanistan'ın da NATO üyesi olduğunu hatırlattı.

İsrail-Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) bir araya gelerek askeri ittifak kurması ve somut birlikler oluşturması durumda, "tehdit önceliğinin Türkiye ve diğer ülkeler" olduğu değerlendirmesini yapan Fidan, şunları söyledi:

"Bunun başka türlü bir izlenim oluşturmasını da kimse bekleyemez. Bunun aksi yönünde bize ne öncesinde ne sonrasında bir güvence veya beyan verilmedi. Kimse biz bu ittifaklar oluşturulurken bize 'ya biz bunu size karşı yapmıyoruz' demedi. Tam tersine bu ittifakın oluşturulduğu seremonide liderler yan yana iken İsrail Başbakanının hem Yunanistan Başbakanının hem Kıbrıs Rum Kesimi liderinin bulunduğu yerde yaptığı beyanlar var. Bu ittifakın ruhunu tanımlayan. Neden yapıldığını. Şimdi bu gerçekler ortadayken ben bizim ortaya koyduğumuz tepkinin Yunanistan'la aramızda yürüttüğümüz müzakere sürecinden dolayı az bile olduğunu düşünüyorum."

Fidan, bu işbirliği ruhunun hiçbir zaman için rahatsız etmek istenmediğini söyleyerek "Ama o toplantıda İsrail Başbakanı'nın söylediği şeyler, ortada somut askeri yapılanmalar var, askeri işbirlikleri var. Şimdi bunu görmemezlikten gelemeyiz. Hani Yunanistan bunu başka türlü anlatabilir, saklayabilir." ifadesini kullandı.

Bakan Fidan, Avrupa'da, Yunanistan dışında bu türden bir askeri işbirliği veya ortak birlik kurma anlaşması imzalayan başka bir ülke olmadığına dikkati çekti.

Bunun sadece Türkiye'nin sıkıntısı olmadığını vurgulayan Fidan, "Söylemiyorlar ama bölgedeki bütün Müslüman ülkeler ciddi endişe içerisindeler ve soru soruyorlar." dedi.

Fidan, İsrail'in son zamanlarda bölgedeki işgalci ve yayılmacı politikasına atıfta bulunarak bu nedenle "Türkiye, burada gereksiz yere endişe üretiyormuş" gibi söylemlerde bulunmanın doğru olmadığına dikkati çekti.

Ortada gerçeklerin ve bölge ülkelerinin endişelerinin olduğunu kaydeden Fidan, "Türkiye, kendisini koruyacak nitelikte ama bölgede daha zayıf nitelikte olup bu askeri ittifaka endişeyle bakan ülkeler var." dedi.