Cemalnur Sargut: Kul hakkı için oğul tanımazdı
ABONE OL

Cemalnur Sargut, tasavvufun önde gelen isimlerinden. Farklı ülkelerde yayınladığı kitaplar ve üniversitelerde açtığı kürsüler ile dünyada İslamiyet’in sevilmesi ve yayılmasına hizmet eden bir isim. Ramazan, zengin ve fakir arasında farkı azaltıp daha adil bir dünya yaratır. İslamiyet’te ‘Adalet’ denince ilk akla gelen isimse, Hz. Ömer olur. Cemalnur Sargut’a, Hz. Ömer ve onun kendi oğluna recm cezası verecek kadar adil oluşunu ve bunun İslam toplumlarına etkisini sorduk.

-İslamiyet’te adalet denince ilk akla gelen isim neden Hz. Ömer’dir?

Çünkü gerçekten o ‘Samet’ sıfatının sahibi. Samet de ihtiyaçsız olan, Allah’a karşı sorumlu olduğunu, onun dışında hiçbir kula karşı ihtiyacı olmadığı için, her kul arasında eşit davranmayı hâl haline getirdiğini gösteren bir sıfattır. Yani insan yalnız kendini Allah’a sorumlu hisseder. Allah’tan başka hiçbir kula hesap vermek zorunda kalmayınca adalet onda had safhada olur. Korkusu yalnız Allah’tan olur ve her kuruşun hakkını... Hatta kendisi “Fırat kenarında bir oğlak kaybolsa Allah onun hakkını, bu devrin vazifesini bana vereceği için benden soracaktır” buyuruyor. Adalet, onda o derece mutlak hakim. Ayrıca bu Allah’ın belirttiği bir şeydir. Ona ‘Farûk’ lakabını Cebrâil vasıtasıyla Allah vermiş. Onun bu kadar âdil, doğruyu yanlıştan ayırt etme özelliğinden dolayı, bu adı almıştır.

Günahım varsa, lanetleyin

-Hz. Ömer’in kendi oğluna recm cezası verecek kadar adil olması, İslam devletlerini ve İslam toplumlarını nasıl etkilemiştir?

Efendim, keşke anlaşılabilse: Hz. Ömer’in adalet kavramında, hiçbir fark gözetmeden herkese eşit muamele var. O’nu çok korkutan iki günah vardır ki Allah onların asla af olmayacağını söyler: Birincisi kul hakkı. Eğer cezalandırma yetkisi onun elindeyse, kul hakkı yiyen bir kişi kim olursa olsun cezalandırmak zorunda. Evladı bile kul hakkı yemişse, mutlaka cezalandırması gerekir. Hz. Ömer zaten Allah tarafından bahşedilen kudreti dolayısıyla kutsanmıştır ve kendisi Hz. Nuh’a benzetilmiştir. Yani İslam’ın Nuh’a benzeyen manası adaletin zirvesi olarak adlandırılmıştır. Bu yüzden de kul hakkı girdiği zaman, en yumuşak insan bile evladına kul hakkında taviz vermez. O Allah’ın adaletine uyması demektir.

-Hz. Ömer, neden oğluna bu cezayı verdi? Kul hakkı nedeniyle mi?

Evet, kul hakkına girmişti. Zaten kendisi de söylemişti. Onun üzerine de ceza verildi. Fakat zannederim ki sonra uzağa gönderildi, herkesin isteğiyle. Yolda da babası tarafından atıldığı için öldü üzüntüsünden.

-Hz. Ömer adaletini en güzel anlatan olay, söz nedir?

Beni etkileyen hutbesi vardır: “Eğer zerrece bir günah işlersem, beni bütün halk lanetlesin. Orada başta olmam benim idare etmeme değil, halkın idare etmesine sebeptir”

Çok sayıda devrim yaptı

-Hz. Ömer’in, gruplar halinde namaz kılan cemaatin başına bir imam atayıp bir araya getirerek Ramazan ayındaki teravih namazlarını düzene soktuğu bilinir. Hz. Ömer’in İslamiyet’te yaptığı başka hangi düzenlemeler anlatılabilir?

Hz. Ömer, tahmin edemeyeceğiniz devrimler yapmış, yenilikler getirmiştir. Hz. Peygamberimiz, “Benden sonra biri peygamber olsaydı, o Ömer olurdu” demiştir.

Hadisler ile Hz. Ömer

Hz. Ebu Bekir (r.a.) rivayetiyle Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Eğer benden sonra Hak Teâlâ peygamber gönderseydi. Ömer’i gönderirdi. Allah Teâlâ Ömer’e iki melekle kuvvet vermiştir. Ona tevfik verirler ve onu kuvvetli tutarlar. Bir hata yapacağı zaman onu döndürürler ve doğrusunu yaptırırlar.”

Resulullah bir keresinde de şöyle buyurmuştur: “Her peygamberin gök ehlinden iki, yer ehlinden iki veziri vardır. Gök ehlinden vezirlerim Cebrail ve Mikail’dir. Yer ehlinden vezirlerim ise Ebu Bekir ve Ömer’dir” Bir başka seferindeyse, Hz. Muhammed şunları söylemiştir: “Cenabı Allah, gerçeği (Ömer’in lisanı) ve kalbi üzere yarattı. O Farûk’tur. Allah, onunla hak ile bâtılın arasını ayırt etti. Cebrâil bana şöyle dedi; Ömer’e selam söyle ve kendisine bildir ki, Onun rızâsı hükümdür, gazabı da izzettir”

Halka karşı yumuşaktı

-Hz. Ömer’in Ramazan aylarına özel uygulamaları var mıdır?

Şunu biliyorum: Kendisine bir yemek verildiğinde, en çok arzu ettiği bir yemek dahi olsa önce kapısındaki kişiye verirmiş. O yüzden de çok az yemek yediğini biliyoruz. Allah korkusu çok kuvvetli. Sevdiğini kaybetme korkusu çok kuvvetli. Bu yüzden de halka karşı, kendi çok zor ve şiddetli meşrep olmasına rağmen çok yumuşak muamele etmiştir. Çok fakir yaşamıştır.