Pizza Bulls... İstanbul’un tek, Türkiye’nin iki yerli pizza markasından biri...
Adını NBA takımı Chicago Bulls’tan alıyor. Menülerinin adı da yine NBA takımlarının isimlerinden geliyor. ABD’de okuduğu dönemlerde dünyaca ünlü bir pizza zincirinde çalışan ve Chicago Bulls’un hiçbir maçını kaçırmayan Cavit Kılbey, Boğa Gıda Sanayi bünyesinde kurduğu Pizza Bulls markasıyla yabancı rakipleriyle sıkı bir mücadele veriyor. “Elimizde Kırıkkale tüfekler, ABD ordusuyla savaşıyoruz” diyerek pazardaki rekabeti anlatan Cavit Kılbey, 24 olan şube sayısını bir yıl içinde 70’e çıkarmak üzere kolları sıvadı. Gebze’de yapacağı yatırımla beraber gelecek kapasite artışının ardından başta Çin olmak üzere uluslararası arenaya açılacaklarını anlatan Kılbey’le hikayesini, hedefleri, projelerini ve sektörü konuştuk.
- Pazarda sert bir rekabet içinde olan yabancı markalarla savaşmak için neler yapıyorsunuz?
İstanbul’da tek yerli pizza markası biziz. Geri kalanı ABD menşeili. Bir tane de İzmir’de yerel bir marka var ama onlar İstanbul pazarında yoklar. Elimizde Kırıkkale silahlarla Amerikan ordusuyla savaşıyoruz diyorum ben. Onların yaptığı kampanyalara bakıyorum, çok acımasızlar. Hesap, kitap yapıyorum kâr etmeleri mümkün değil. Zarar etmeyi göze alıyorlar, kendilerine de pazardaki diğer markalara da zarar veriyorlar. Ciddi rekabet içindeyiz ama biz maliyeti minimumda tutarak ve verdiğimiz hizmetle büyüyoruz.
- Pizzacı olmak nereden çıktı?
Çocukken pizzacı olmayı düşünmüyordum tabii. Otobüsleri çok severdim ve otobüs şoförü olmayı isterdim. Lise yıllarımda eğitim için İngiltere’ye gittim. Üniversitenin değişik ülkelerde kampüsleri vardı, bu nedenle iki yıl da Almanya’da okudum. Sonra ABD’ye gittim, 12 yıllık bir eğitim hayatından söz ediyorum. Üniversitede okurken bir yandan da pizzacıda çalışıyordum. Pizzaya oradan alışkınım. Türkiye pizzayla 1996’da tanıştı, 2000’de ise pazarda iki marka vardı. Ben de o markalardan birinin bayisi oldum. 6 yıl sonra da Pizza Bulls’u kurdum.
- Pizza Bulls yabancı markaymış gibi geliyor.
Pizza Bulls, yüzde 100 Türk markası. ABD’de okurken Chicago Bulls taraftarıydım, tüm maçlarını izlerdim. Oradan esinlendik. Menülerimizin isimleri de bu şekilde, pizzalarımıza basketbol takımlarının isimlerini veriyoruz. Örneğin dana jambonlu, sosisli pizzamıza Chicago; yeşil biberli, domatesli, sucuklu menümüze Dallas; mısır, karides ve ton balığı olan menümüze Orlando dedik. Özellikle üniversiteliler tarafından çok tercih ediliyoruz. ‘Pizza Bulls fan siteleri’ oluşturdular. 03.00’e kadar açığız ve ikinci pizza her zaman bedava. Dönem dönem yaptığımız kampanyalarla içecek ya da tatlı da hediye ediyoruz.
- Kaç şube oldunuz, hedefler...
Biri İzmit, diğerleri İstanbul’da olmak üzere 24 şubede varız. Bunların 8 tanesi franchise. Türkiye geneline yayılmayı planlıyoruz. Önümüzdeki yıl bizim atak yapacağımız bir yıl olacak. Türkiye geneline yayılmaya başlayacağız. Sıralamada 4’üncü sıraya oturduk. Hedefimiz 12 milyon lira olan ciromuzu 20 milyon liraya çıkarmak. Önümüzdeki yıl şube sayısını 70’e, ciromuzu ise 40-50 milyon liraya çıkarmayı hedefledik. Şubeleşmeye Bursa, Ankara ve İzmir’le devam edeceğiz. 300 çalışanımız var, bu sayıyı binlere çıkarmak istiyoruz.
- Büyümekten söz ediyorsunuz, yeni yatırım planları olacak mı?
Biz özel formüllü hamurlar yapıyoruz. Üretim yerimiz Ümraniye’de, şubelere dağıtımı buradan yapıyoruz. Mevcut fabrikayı ilk şubeyi açtığımızda yaptık. Artık yeterli gelmiyor, daha da büyüyeceğimizi hesaba kattığımızda 2 milyon dolarlık yeni bir tesis yatırımı planlıyoruz. Bu kez Gebze tarafından olacağız. Çünkü çevre illerden franchise talepleri geliyor, oralara da yakın olmayı istiyoruz. Bu fabrikayla beraber Anadolu’ya yayılacağız ve şube sayısını 200’lere çıkartabileceğiz. Önümüzdeki yıl bu yatırımı yapmış olacağız, yer bakıyoruz. Üretim bandı yenilenecek, büyük makineler alacağız.
- Türkiye’de pizzanın geçmişi çok da eskilere dayanmıyor. Sektörün gelişimiyle ilgili neler söylersiniz?
2000 yılında bu işe girdiğimde sadece pizzacıların değil, tüm fast food’ların yaptığı ciro 250 milyon dolardı. Şu anda sadece pizza cirosu 500 milyon dolara ulaştı. Türkiye’nin yüzde 70’i hayatında pizza yememiş. Büyük bir pazar var.
- Yurt dışına çıkma planlarınız var mı?
Markamızı uluslararası marka yapma hayalim var. Hedefimize bazı bölgeleri aldık. Çin’e gitmeyi düşünüyoruz. Orası çılgın bir pazar. Bir fast food markasının binlerce şubesi var orada. Çok sayıda Türk ve Müslüman yaşyor. Onun dışında Rusya tarafına ve Ortadoğu ülkelerine girmeyi düşünüyoruz. Yurt dışında master franchise ile büyüyeceğiz. Zaman konusunda bir sınırımız yok, uygun bir ortakla her an yurt dışına çıkabiliriz. Şu anda Shangay’da yer bakıyoruz. Öncelikli hedefimiz oradaki Müslümanlar. Helal ürünlerle onlara hitap edeceğiz. Çin’de buradaki gibi evlere servis ağırlıklı değil restoran açarak varlık göstereceğiz.
- Sizi rakiplerden ayıran nedir?
Bizim kullandığımız tüm şarküteri ürünleri yüzde 100 dana etinden meydana geliyor, tamamı yerli. Yine ürünlerin tamamı helal sertifikalı ürünler. Makarna, salata gibi ürünleri satmıyoruz. Sadece pizzaya odaklandık. İkinci pizzayı kayıtsız şartsız, türü ve büyüklüğü ne olursa olsun hediye ediyoruz. Dönem dönem tatlı ve içecek ikramlarımız da oluyor.
Japonya 5 yıllık kirayı karşılıyor, bizde bürokrasi yoruyor
Oluşturduğumuz Türk markasını dünyaya yaymak istiyoruz, neden olmasın. Ama biraz da devlet desteği lazım. Var destekler ama çok az. Shangay’da her yer Japon firması. Çünkü Japon hükümeti yatırımcı şirketlerin 5 yıllık dükkan ve kalifiye elemanların ev kiralarını ödüyor. Bizde bürokrasi sıkıntılı. Ama tabii bunlar da zamanla aşılacak. Eskiden yurt dışına gittiğinizde Türk büyükelçileriyle görüşmek bile imkansızken, şimdi bir bakıyoruz konsoloslar, ateşeler yurt dışında Türk firmalarıyla yakından ilgileniyor, tanıtımlarını yapıyor.
Anahtar teslim dükkanın maliyeti 120 bin dolar
FranchIse alacak kişinin işin başında olması lazım. Önceliğimiz bu.
Bize ‘sevgilime pizzacı açacağım’ diye gelen var. Biz formasını giyip, şapkasını takacak yatırımcı arıyoruz. Finansmanı da anahtar teslim 120 bin doları buluyor. Servis motorları, dekorasyon, fırını, isim hakkı herşey içinde. 100 metrekarelik bir yer yetiyor. Cadde üzeri olması ilk tercihimiz. İmzayı attıktan sonra da francihe adayını eğitime alıyoruz.
10 gün boyunca hamur açmadan pizza yapımına, bilgisayarda sipariş almadan müşteri ilişkilerine eğitim alıyor.