Pırlantanın efendisi dünyaya açılıyor
ABONE OL

Kerim Güzeliş... Mardinli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Dede mesleği kuyumculuğu öğrenmeye başladığında 6 yaşındaydı, 12 yaşında kalfa olmuş kendisinden yaşça büyük olan abilerine iş öğretmeye başlamıştı. Bugün pırlanta denince ilk akla gelen markalardan birinin patronu olan Ariş Pırlanta Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Güzeliş, dünya markası olmak üzere çalışmalara başladı. “Dünyada ilk 10 marka arasında olmayı hedefledik. 2025’e kadar yurt dışında seçkin yerlerde 20 mağaza açmış olacağız” diyen Güzeliş’le hikayesini, çalışmalarını ve hedeflerini konuştuk:

-Pırlanta deyince akla ilk gelen markalardan birinin kurucususunuz. Hikaye nasıl başladı?

Bizim kuyumculuk geçmişimiz aslında 1906’dan itibaren dedemizin işletme açtığı yıllara dayanıyor. Sonra babam bayrağı devralıyor. Babam Mardin ve çevresinin önemli kuyumcularından biriydi. Ben de 6 yaşımda babamla işe gitmeye başladım. İşi mutfağında öğrendim, 12 yaşımda kalfa oldum. Sonra 1972’de de kendi işimi kurdum marka yaratmak adına. Ariş ise 1984 yılında doğdu. İlk mağazamızı Nişantaşı’nda açtık. Atlı Köşk’te Türkiye’nin ilk mücevher defilesini yaptık ve yine ilk mücevher kataloğunu biz yaptık.

-Altın tamam, peki pırlantayla tanışmanız?

1977 yılına kadar altınla uğraştım. O zamanlar sektörde ciddi haksız rekabet vardı. Herkes altın işiyle uğraşır olmuştu. Ben de babamın ‘herkesin yaptığı işi yapma, farklı bir iş yap’ tavsiyesine uyarak mücevherci olmaya karar verdim. Böyle pırlanta sektörüne giriş yaptım. 

-Farklı işler yapıyorsunuz. Koleksiyon ve çalışmalarınızı anlatır mısınız?

Bizim ürünlerimizin hepsi patentli ve kimsenin yapmadığı ürünler. En büyük özelliğimiz bu. Örneğin doğadaki yaprakların kalıplarını alıyoruz. Uyguladığımız bir teknolojiyle altını istediğimiz renge boyayabiliyoruz. Sonbaharda sararmış yaprak rengini verebiliyoruz. Aynı şeyi parmak izine de yapabiliyoruz. Parmak izini özel bir kalıpla alıyor ve yüzük, kolye, küpe ne istenirse uyguluyoruz. Sembol koleksiyonumuz var, çakralar, dört element, semboller, burçlar... İnsanın saçından, çocukların dişlerinden mücevherler, bebeklerin ayak ve el izlerinden özel ürünler yapıyoruz. Bu bahsettiklerim hep ilk ve bize ait.

-Daha çok kişiselleştiriyorsunuz mücevheri...

Son zamanlarda kişisel ürüne, duygu ve hikayeler üzerine odaklandım. Çünkü insanların istediği bu. Son zamanlarda insanlar mücevher almak istediğinde mücevherin hikayesi, ne anlama geldiği, içeriğinin ne olduğuyla ilgileniyor. Bütün koleksiyonlarımızı buradan yola çıkarak şekillendiriyoruz. Araştırma yapmayı çok severim. Ben bütün dinleri araştırdım, ruh bilimiyle ilgilendim. Ezoterik bilgilerle haşır neşir oldum. Çalışmalarım hep onların yansımasıdır. Meleklerin Işığı koleksiyonunu yaptık mesela, meleklerin görevlerine göre oluşturduk koleksiyonu. En çok müjdeci melek Cebrail satılıyor, yenilenmeyi ve huzuru simgeleyen melek Azrail de en çok talep gören ikinci ürünümüz.

-Tasarım ekibi...

Tasarım birimi hayatın içindeki insanlar. Pazarlama, halkla ilişkiler, internet departmanı yöneticilerim hep işin içinde. Ben de dahil... Herkes birbirinin işini biliyor. Biz bir tasarım ortaya çıkardığımızda, onun bütün yorumlarını, tartışmasını yapıyoruz.

-Markayı yurt dışına taşımayı düşünüyor musunuz?

Yurt dışı açılımı yapmak planlarımız dahilinde. Orta Avrupa’da ilk mağaza ya da corner’ımızı açacağız. Görüşmelerimizi sürdürüyoruz şu anda. Amacımız dünya markası olabilmek. Ariş olarak dünyada ik 10 marka arasında olmayı hedefledik. 2025’e kadar yurt dışında 10-20 mağazamız olsun istiyoruz. Bu rakam talebe ve ihtiyaca göre değişecektir. Özellikle seçkin cadde ve mekanlarda, uluslararası havalanlarında mağazalarımızla yer alalım istiyoruz.

-Yeni projeler neler?

Roma, Bizans, Hitit, Asur gibi antik dönem koleksiyonumuzu hazırladık. Yakında piyasaya sunacağız. Genesis adını verdiğimiz mikroorganizmalarla ilgili çalışmamız olacak. Bunlar hayatın başladığı yer. Gözle göremiyoruz onları ama incelediğimizde çok özel ve ilginç sembolleri üzerinde taşıdıklarına şahit oluyoruz.

-Marka olarak Ariş’i seçmenizin bir hikayesi var mı?

Dedem Mardin’de mesleğini çok güzel işler yaparak devam ettiriyordu. Güneydoğu Anadolu’dan çok müşterileri vardı. Ona Anadolu’da ‘güzel iş yapan usta’ derlermiş. Soyadı Kanunu çıktığında da Güzeliş soyadını aldık. Daha önceki işletmemin adı ‘Güzeliş Kuyumcusu’ydu ancak marka adı için çok uygun olmaz diye düşündük ve ‘pak iş, temiz iş’ anlamına gelen ‘Ariş’i seçtik.

-Kredi kartıyla satış yok artık. Bu uygulamanın satışlara etkisi ne oldu?

Kredi kartıyla satışların durdurulması sektörü ciddi sarstı. Sektörde yüzde 30 civarında bir düşüşten söz edebiliriz. Piyasayı düze çıkartmak için tekrar taksitlendirmenin gündeme gelmesi gerek, bununla ilgili yerlerle görüşmeler yapıyoruz sektör olarak.

Elmas borsasının aktif hale getirilmesi şart

Altı yıl önce elmas borsası kuruldu ancak ÖTV sorunu yüzünden aktif hale gelemedi. Alışverişte ham taş yüzde 1-5 arası kâr taşır. Borsada da bu ham taşların alım satımı yapılır ve üzerine yüzde 50 vergi koyduğunda sistemi çalıştıramazsınız. Türkiye, elmas ticaretinin yapıldığı bölgelerin ortasında. İsrail, Hindistan ve Belçika’da elmas borsası bulunuyor. Eğer Türkiye’ye elmas borsası açılırsa, birçok şirket ihtiyacını ülkemizden karşılar. Borsadaki hacim 20 milyar doları bulur.

En genç elmas 1 milyar yaşında

En genç elmas 1 milyar, tespit edilen en yaşlı elmas ise 3.2 milyar yaşında. Yeni bir oluşum yok. Bazı kaynaklar elmasın dünyada oluşmadığı yeryüzüne gezegen ve yıldızların çarpışmasıyla dünyaya düştüğünü gösteriyor. Mevcut tüm taşları bir araya getirseniz kapladığı alan iki katlı otobüs kadar. Bu nedenle nadide ve değerlidir elmas. Dünyada 80 milyar dolarlık bir pırlanta sektöründen söz edebiliriz, Türkiye’de ise bu rakam 1 milyar dolar civarında. 2015’ten itibaren sektörün daha da açılacağını ön görüyoruz.