Kahvenin gizli kalp sağlığı faydası: Bilim ne keşfetti?
ABONE OL

Kahvenin sağlık üzerine etkileri uzun yıllardır tartışılagelmektedir. Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri'nde yetişkinlerin üçte ikisinden fazlası günlük olarak kahve tüketmektedir. Son dönemdeki bilimsel çalışmalar, kahvenin başlangıçta düşünülenden çok daha olumlu kalp sağlığı etkileri olabileceğini göstermektedir. Araştırmacılar, düzenli kahve içiminin tip 2 diyabet riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini tespit etmiştir. Bunun yanı sıra kahve tüketimi enerji seviyesini artırma, kilo yönetiminde destek sağlama ve potansiyel olarak depresyon riskini düşürme gibi çeşitli faydalar sunabilmektedir.

Kahvenin kalp ritmi üzerine etkisi yeniden değerlendiriliyor

Geleneksel tıbbi yaklaşım, atriyal fibrilasyon (AFib) tanısı almış veya bu hastalık riski altında olan hastaları kahve tüketimini sınırlandırmaya veya tamamen bırakmaya yönlendirmekteydi. Ancak son yıllarda bu görüş bilimsel olarak sorgulanmaya başlanmıştır. Kahvenin atriyal fibrilasyonu tetikleyebileceği yönündeki yaygın inanç, yeni araştırmaların ışığında gözden geçirilmektedir. Özellikle 2025 yılının sonlarında JAMA dergisinde yayınlanan DECAF adlı randomize kontrollü çalışma, bu konuda önemli bulgular ortaya koymaktadır.

DECAF çalışması, atriyal fibrilasyon veya atriyal flutter tanısı konmuş ve geçmişinde AFib epizodu yaşamış 200 yetişkin üzerinde yürütülmüştür. Araştırma ekibi, altı aylık bir gözlem döneminde günlük kahve içen katılımcıları, kafein tüketiminden tamamen kaçınan katılımcılarla karşılaştırmıştır. Sonuçlar, kahve tüketen grubun kafeinden uzak duran gruba kıyasla daha az tekrarlayan atriyal fibrilasyon epizodu yaşadığını göstermiştir.

Araştırma sonuçları tıbbi toplumu şaşırtmıştır

Çalışmanın kıdemli yazarı olan Kaliforniya Üniversitesi San Francisco kampüsünde kardiyolog ve tıp profesörü Gregory Marcus, bulgularının önemini vurgulamaktadır. Marcus'a göre, kafeinli kahvenin kardiyovasküler sonlanım noktaları üzerindeki etkisini inceleyen bu, bildiği kadarıyla ilk uzun süreli randomize kontrollü çalışmadır. Araştırmacı, kafeinli kahveyi tolere eden ve düzenli tüketen insanlar arasında kahvenin atriyal fibrilasyona karşı koruyucu bir rol oynayabileceğini belirtmektedir.

Çalışmanın sonunda elde edilen veriler oldukça dikkat çekicidir. Düzenli olarak kahve tüketen bireyler arasında AFib tekrarı riskinin %40 oranında daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Bu önemli azalmanın arkasındaki mekanizmanın tam olarak anlaşılması hala devam etmektedir. Araştırmacılar, kahvenin içerdiği kafein bileşiğinin adenozin adlı doğal kimyasalı bloke etme yoluyla antiaritmik özellikler kazanabileceğini öne sürmektedir. Adenozin, vücutta doğal olarak üretilen ve uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen bir maddedir. Aynı zamanda atriyal fibrilasyonun tetiklenmesinde rol oynadığı bilinmektedir.

Kahvenin anti-inflamatuar özellikleri koruyucu etki yapabilir

Araştırma ekibi, kahvenin atriyal fibrilasyonu azaltma mekanizmasının bir başka açıklamasını da sunmaktadır. Kahvenin doğal olarak içerdiği klorojenik asitler ve melanoidinler gibi antioksidan bileşikler, vücuda ve özellikle kalbe koruyucu etkiler sağlayabilmektedir. Stanford Medicine'de Kardiyoloji klinik diyetisyeni olan Alyssa Kwan, kahvenin bu anti-inflamatuar ve antioksidan özelliklerinin kalp sağlığı açısından önemli olduğunu belirtmektedir. Kwan'a göre, bu doğal bileşikler vücudun ve kardiyovasküler sistemin korunmasında işlevsel rol oynamaktadır.

Bununla birlikte, yapılan çalışma bu mekanizmaların veya AFib azalmasının arkasındaki diğer olası nedenlerin doğrudan kanıtını sağlamamıştır. Araştırmacılar, bu konuda daha ileri çalışmaların gerekli olduğunu vurgulamaktadır. Kahvenin sağlık faydalarından maksimum düzeyde yararlanabilmek için, kahveye eklenen bileşenlere dikkat edilmesi önemlidir. Kahveye aşırı miktarda şeker veya doymuş yağ içeren krema eklenmesi, kahvenin potansiyel sağlık faydalarını önemli ölçüde azaltabilmektedir.

Kahve tüketiminde dikkat edilmesi gereken noktalar

Tıbbi uzmanlar, hamile olan veya emziren kadınlara kafein alımını azaltmalarını tavsiye etmektedir. Bu dönemlerde aşırı kafein tüketimi potansiyel riskleri beraberinde getirebilmektedir. Kahvenin genel sağlık faydalarından söz edilirken, bireysel sağlık durumları ve özel koşullar göz önünde bulundurulmalıdır. Atriyal fibrilasyon tanısı almış hastalar, kahve tüketimi konusunda kendi kardiyologlarıyla danışmalıdırlar. Her bireyin kafein toleransı ve sağlık profili farklı olabilmektedir.

Sonuç olarak, kahvenin atriyal fibrilasyonla ilişkisine dair geleneksel tıbbi görüş, son araştırmaların ışığında yeniden değerlendirilmektedir. DECAF çalışmasının bulguları, kahvenin bu kalp ritim bozukluğu için potansiyel bir koruyucu faktör olabileceğini göstermektedir. Ancak bu alandaki bilimsel anlayışın derinleştirilmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Kahve tüketiminin sağlık etkileri konusunda yapılan bu tür çalışmalar, halk sağlığı hakkındaki anlayışımızı genişletmekte ve geleneksel bilgeliği sorgulamaya teşvik etmektedir.