Dünyanın en iyisini Türkiye üretti! Devrim gibi hamle
ABONE OL

Türkiye'yi dünyaya tanıtan yerli ve milli savunma sanayii ürünü hangisi diye sorsak neredeyse herkesin ortak yanıtı insansız hava araçları olur... S/İHA'larda ortaya konan başarı ve bu platformların harp sahasına etkisi ülkemizi bu alanda hızla zirveye doğru taşıdı. Bugün Türkiye SİHA'lar konusunda dünyanın sayılı güçlerinden biri.

Aslına bakılırsa benzer bir hikaye insansız deniz araçları için de gayet mümkün görünüyor... Üç tarafı denizlerle çevrili olan ve özellikle Ege'de çok sayıda ada-adacık nedeniyle pozisyon üstünlüğünü kimi noktalarda kaybedebilen Türkiye, yerli ve milli imkanlarla ürettiği insansız deniz araçları sayesinde hem Mavi Vatan'da çok kritik bir kabiliyet kazanıyor hem de hasımlarının muhtemel etki alanlarına oyun değiştirici platformlarla müdahil oluyor.

Bu noktada küçük bir parantez açmak ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı'na (SSB) bu konuda hakkını teslim etmek gerekiyor. İnsansız deniz araçlarının kısa zamanda böylesine gelişmesinde SSB Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir ve ekibinin çok büyük katkısı var.

[SSB Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, milli SİDA yolculuğunun en önemli isimlerinden biri.]

MARLİN SİDA'DAN KUZGUN-KY ATIŞI NE ANLAMA GELİYOR?

Ülkemizin bugüne kadar ürettiği en gelişmiş insansız deniz platformu olan Marlin SİDA geçtiğimiz günlerde TÜBİTAK-SAGE imzalı Kuzgun-KY füzesini ateşledi.

Peki bu atış neden önemli? Türkiye'nin SİHA'lar kadar SİDA'larda da ortaya koyduğu bu vizyon nasıl okunmalı? Daha da önemlisi yakın ve orta gelecekte bizi bu alanda neler bekliyor? Tüm bu soruları Savunma Sanayii Araştırmacısı Anıl Şahin, TRT Haber için cevapladı.

"SU ALTI VE SU ÜSTÜ İÇİN ÇOK GELİŞMİŞ PLATFORMLAR ÜRETİYORUZ"

Şahin'e Marlin'den yapılan Kuzgun-KY atışını soruyoruz. Öncesinde genel bir çerçeve çiziyor ve Türkiye'nin Silahlı İnsansız Deniz Aracı (SİDA) alanında çok kısa sürede birbirinden farklı ürünler çıkardığı bilgisini paylaşıyor.

"Dünya'da bu alanda öncü ülkenin Türkiye olduğunu söylesek, kesinlikle mübalağa etmiş olmayız" dedikten sonra da bu iddiasını somut gerekçelerle tane tane anlatmaya başlıyor. Üzerinde ilk durduğu konu Ankara'nın sadece su üstü hedeflerine yönelik SİDA'lar üretmediği...

Elektronik Harp ve Denizaltı Harbi gibi gelişmiş yeteneklere haiz SİDA'ların geliştirildiğini, öte yandan 'sürü' kabiliyetine sahip silahlı ve silahsız İDA'ların da hayata geçirildiğini öğreniyoruz. Şahin'in aktardığına göre bu yıl içerisinde en az 3-4 farklı SİDA, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim edilecek.

[Marlin SİDA, Türkiye'yi NATO Tatbikatı'nda temsil eden ilk insansız deniz aracı olma özelliğini de taşıyor.]

YERLİ/MİLLİ SİDA'LARDAN YAPILAN ATIŞLAR

Marlin'den Kuzgun-KY atışı son derece değerli. Nedenine gelmeden önce diğer SİDA'lardan yapılan bazı örnekleri de paylaşıyor Anıl Şahin.

İlk olarak ULAQ SİDA tarafından CİRİT Lazer Güdümlü Füze atışı gerçekleştirilmiş. Ardından SALVO SİDA tarafından yine CİRİT Füzesi atışı yapılmış.

Marlin'de ise daha farklı bir atış var... Atılan füze, Türkiye'nin savunma sanayiindeki gözbebeği kurumlarından biri olan TÜBİTAK-SAGE imzalı Lazer Güdümlü Kuzgun-KY. Bu füze, CİRİT'e göre biraz daha uzun menzilli ve daha ağır bir harp başlığına sahip.

Anıl Şahin bu durumu "Yani bir taraftan görev çeşitliliği artarken, bir taraftan da aynı görevde kullanılacak faydalı yük çeşitliliği de arttırılıyor" cümlesiyle özetliyor.

SİDA'LARIN HARP SAHASINDAKİ VARLIĞI NEDEN ÖNEMLİ?

Marlin ve diğer platformların başarısı ortada... Ancak meseleyi daha iyi anlayabilmek adına 'SİDA'lar neden önemli?' sorusunu yöneltiyoruz Şahin'e:

"SİDA'ların en büyük avantajı, tıpkı SİHA'lar gibi sarf edebilir bir platform olmaları. Yani kaybetsek de sorun değil. Çünkü içinde insan yok ve maliyet olarak da ucuz. Dolayısıyla sizin çeşitli sebeplerden ötürü hücumbot ya da korvet gibi herhangi bir insanlı yüzer unsurunuzu sevk etmek istemediğiniz bölgelere SİDA'ları rahatlıkla sevk edebileceksiniz. Sadece sevk etmekle kalmayıp, gerektiğinde SİDA'lar aracılığıyla angajman da gerçekleştirebileceksiniz.

Değeri 400-500 milyon dolara ulaşan, inşa süresi 4 yılı bulan korvetlerin olduğu bir ortamda SİDA'lar gibi düşük riskli sarf edilebilir platformlar hayat kurtarıcı ve muharebe kazandırıcı etkiye sahip. Türkiye, bu etkiyi önceden anladı ve ona göre adımlarını atmaya başladı. Geç anlayacak ülkeler ise Türkiye'nin SİDA alanındaki potansiyel müşterileri konumundalar."

[SİDA'lar düşük maliyetlerine rağmen yüzlerce milyon dolar değerindeki savaş unsurları için ciddi tehdit.]

DÜNYANIN EN İYİSİNİ TÜRKİYE ÜRETTİ! DEVRİM GİBİ HAMLE

Savunma sanayii denildiğinde doğal olarak ABD, Rusya, Çin, ortak hareket eden AB ülkeleri akla geliyor. Türkiye'nin bazı alanlarda saydığımız ülkelerin bulunduğu lige çıktığını biliyoruz. SİDA'lardaki durumu da merak ediyoruz...

"Dünyada kesinlikle bu alanda ayakları yere basarak ilerleyen ilk 3 ülkeden birisiyiz. Hatta şahsi değerlendirmem, çok net bir şekilde eldeki açık kaynak veriler açısından birinci olduğumuz yönünde" diyor Şahin.

SİDA geliştirmek kadar onları etkili bir şekilde kullanmamızı sağlayacak operasyonel konseptler gerektiği konusu da dikkat çeken bir diğer husus. SİHA'ları çok aktif kullanarak bu konseptleri oluşturduğumuza değiniyor Şahin. SİDA'ları da envantere erken aldığımız ve onlarla daha fazla çalışabileceğimiz için denizlerde de benzer konseptleri oluşturmamız daha kolay olacak ve bu da bizi öncü bir ülke yapacak.

"AMİRAL GEMİLER ÜLKELERİN 'YUMUŞAK KARNI' OLABİLİYOR"

SİDA'lardan bahsederken sahadaki bazı örnekleri de anımsamak gerekiyor. Özellikle de Ukrayna-Rusya savaşı sürecinde yaşananları. Moskova yönetiminin Karadeniz'deki asli savaş gemilerinin SİDA saldırılarıyla ciddi hasarlar aldığına şahitlik ettik.

Anıl Şahin'e göre mevcut muharebe şartlarında çok pahalı ve çok fazla silah yüküne sahip gemiler yapmanız bir işe yaramıyor. Bu gemiler, kullanıcı ülkenin yumuşak karnını oluşturuyor. İki gemisavar füze ile sizin yüz milyonlarca dolar değerindeki amiral geminiz, derin suları boylayabiliyor. Dolayısıyla konvansiyonel harp vasıtaları kadar, asimetrik harp vasıtalarına da yatırım yapmak artık bir zorunluluk. "İşte bu SİDA'lar, 'asimetrik deniz harp vasıtları' için bir dönüm noktası aynı zamanda" diyor Şahin.

TÜRKİYE ÇOK KRİTİK BİR HARP KABİLİYETİ KAZANIYOR

Şu anda SİDA'ların kullandığı füzelerin menzilleri 8-30 kilometre skalasında değişiyor. Anıl Şahin bir ekleme yapıyor bu bilgiye ve "Yakın zamanda 60-120 kilometre menzil skalasında seyir füzelerini kullanan Türk SİDA'larını göreceğiz" diyor. Ne kadar yakında sorumuza ise "Belki yarından da yakın" yanıtını veriyor.

Çok daha uzun menzile, gelişmiş güdüm sistemlerine ve hıza sahip bu seyir füzelerinin SİDA'ları oldukça tehlikeli hale getireceğinin altını çiziyor Şahin ve devam ediyor:

"Bu seyir füzeleriyle bir düşman savaş gemisi de bir düşman tesisi de vurulabilecek. SİDA'ların boyutları nispeten küçük. Haliyle radar ve akustik izleri de oldukça düşük. Bu da hasım unsurlar için oldukça sıkıntı çıkaracak bir diğer husus. İlaveten tıpkı SİHA'larda olduğu gibi SİDA'larda da taarruz paketleri geliştirilecektir.

Yani bir SİDA, düşman unsurlarına karşı elektronik-harp uygularken, diğerleri ise füze angajmanı gerçekleştirebilir. SİDA'lar oldukça hafif oldukları için torpidolar tarafından vurulmaları da çok zor. Yani hasım unsurları tarafından bakınca, 'neresinden tutsam elimde kalıyor' gibi bir durum mevcut."

[TÜBİTAK SAGE Enstitü Müdürü Gürcan Okumuş, Kuzgun mühimmat ailesinin ihraç potansiyelinin de çok yüksek olduğu görüşünde.]

2025 ÇOK DAHA HAREKETLİ OLACAK

Anıl Şahin, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın her alanda olduğu gibi SİDA alanında da vizyoner bakış açısına sahip olduğunu anımsatıyor ve dolayısıyla 2025 yılına kadar Türkiye'nin, SİDA'ları çok aktif bir şekilde kullanacağını değerlendirdiğini söylüyor.

Yerli/milli SİDA'lardan şu ana kadar CİRİT, KUZGUN-KY ve makineli tüfek atışları gerçekleştirildiğini ifade eden Şahin, "İstenirse hemen yarın UMTAS veyahut LUMTAS füzeleri de atılabilir. Öte yandan ÇAKIR Seyir Füzesi de atışa gün sayıyor" bilgisiyle sözlerini tamamlıyor.