Mavi Vatan'ın ''sessiz muhafızı'' güçleniyor! Denizin altında ''MİLDEN'' devrimi
ABONE OL

Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ve ODTÜ TEKNOFEST Topluluğu işbirliğiyle "Milli Teknoloji Zirvesi" düzenlendi.

HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar, ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen "Savunma Ekosistemi: Teknoloji Mühendisliğinin Sinerjisi" panelinde, geçmişte geliştirilen bilgi sistemlerinin belirli bir andaki durumu analiz ettiğini ancak bugün sürekli veri akışı içerisinde anlam üreten yapılara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Nacar, "Biz şimdiye kadar yazılım mühendisliğinde hep deterministik yazılımlar geliştirdik. Şimdi ise yapay zeka dünyasından geçtiğimiz bu günlerde çok fazla sensörden gelen çok büyük verilerin aktığı ve bu akış içerisinde bir anlam aradığımız bir yapay zeka sisteminden bahsediyoruz." diye konuştu.

Yapay zeka teknolojilerinin artık teorik tartışma alanını aştığını ifade eden Nacar, geçmişte veri setlerine erişimin sınırlı olduğunu ancak bugün çok büyük miktarda verinin sürekli aktığını belirtti.

Bu verilerin analiz edilmesiyle anomalilerin tespiti, durumsal farkındalık ve karar destek sistemlerinin geliştirildiğini dile getiren Nacar, savunma sanayisinin bu dönüşümün merkezinde yer aldığını ifade etti.

Türk Deniz Kuvvetleri için geliştirilen ADVENT Savaş Yönetim Sistemi'ni örnek gösteren Nacar, sistemin filodaki gemiler, denizaltılar, deniz karakol uçakları ve karargahlar arasındaki veri akışını bir bütün halinde yönettiğini anlattı.

Nacar, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Artık sistemin anlık karar vermesi gerekiyor. Çünkü insanın bir anlık bakması, bir sistemi aktive etmesi çok uzun bir zaman alabilir. Dolayısıyla yapay zeka ile geliştirdiğimiz sistemlerin karar desteğini bırakın, icrayı da gerçekleştirdiği güvenilir bir yapıya ihtiyacımız var. Burada yapay zekanın getirmiş olduğu insan kontrolü dışında bir takım güvenirlik problemleri sorgulamalarının olması gerekir mi? Tabii ki gerekir ve nihayetinde bu dünyadan geri duramayız. Çünkü karşımızdaki güçler veya rakip güçler, rakip firmalar bunu gerektirir. Dolayısıyla doğru bir kurguyla biz yapay zekayı kullanmak, eğitmek zorundayız."

Nacar, HAVELSAN'ın 2024 yılında kapalı ağlarda ve mahrem veri ortamlarında kullanılmak üzere MAIN isimli yapay zeka altyapısını geliştirdiğini aktararak, SAHA 2026 kapsamında ADVENT'in yapay zeka destekli yeni versiyonu "ADVENT AI"ın duyurulduğunu söyledi.

Konuşmasının sonunda genç mühendislere seslenen Nacar, "Yapay zekaya en iyi iş yaptırabilen insanlar öne çıkacak. Bizim yazdığımız klaslar, kodlar, Java'lar, Python'lar, C++'lar geri planda kalıyor artık. O yüzden riskleri en iyi analiz eden, en güvenli çözümü verebilen sistemler inşa edecek, yapay zeka modellerini gençlere emanet edeceğiz." dedi.

AR-GE, FİZİBİLİTE VE SAVUNMA EKOSİSTEMİNİ VERİMLİ KULLANMA VURGUSU

STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz de mühendisliğin yanı sıra AR-GE ve fizibilite çalışmaları ile savunma ekosistemini doğru kullanmanın üretim sürecindeki önemine vurgu yaptı.

Güleryüz, şöyle konuştu:

"AR-GE olmadan teknoloji geliştirmek mümkün değil, bunu yapmadığınız zaman geliştirilen teknolojileri uzaktan izlemek zorundasınız. STM de AR-GE yapmadan önce ciddi bir fizibilite çalışması yapıyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, Savunma Sanayii Başkanlığının görüşlerini alarak resmi biraz daha net görebilmek istiyoruz. Ancak maliyet etkin bir sistem geliştirmediğiniz sürece onu satmanız da çok zor olur. STM olarak NATO'nun istihbarat yazılımını yapıyoruz, bu alanda ciddi bir tecrübe var. Bunu ürün geliştirmeye de yavaş yavaş odaklamaya başladık. Şirketimizde otonom sistemlerde her şeyi kendimiz yapmaya çalışıyorduk, dronlarda özellikle KARGU ile başlayan hikayemizde böyle oldu ama bir firmanın her konuda uzman olması mümkün değil, o yüzden mevcut ekosistemde var olan start-up firmalar ya da farklı firmaların yetkinliklerini birleştirebilmek gerekiyor."

Son savaşların savunma teknolojilerindeki paradigma değişimini açık biçimde ortaya koyduğunu belirten Güleryüz, FPV dronlar, elektronik harp çözümleri ve fiber optik sistemler arasındaki karşılıklı dönüşümün savaş alanındaki teknolojik rekabetin hızını gösterdiğini ifade etti.

Güleryüz, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye'nin özellikle uluslararası alanda bu kadar başarılı olmasındaki en önemli paradigma değişimlerinin başında çevik yaklaşım geliyor. İHA'larda büyük boyutlarda Baykar ile başlayan hikayemiz de öyle aslında. BAYRAKTAR TB2 oluşturuldu, çok hızlı bir şekilde sahaya sürüldü, adım adım gelişerek dünyada İHA alanında ülkemizin yüzde 65 gibi bir pazar payına sahip. Bu gerçekten gurur duyacak bir başarı. Ama üzerimizde çok daha fazla yük var."

"MİLDEN'DE HİDROJEN YAKIT PİLİ DENİZALTINDA KALMA SÜRESİNİ UZATACAK"

Askeri Fabrika ve Tersane İşletme Anonim Şirketi (ASFAT) Genel Müdürü Mustafa İlbaş ise Türk Silahlı Kuvvetleri envanterindeki uçak, tank ve gemilerin bakım, onarım ve modernizasyonunu başarıyla yürüttüğünü vurgulayarak, bu stratejik kabiliyetlerin uluslararası arenaya da taşındığını dile getirdi.

İlbaş, bu imkanları dost ve müttefik ülkelere de açtıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Dost ve müttefik ülkelerin platformlarını Türkiye'ye getirip bakım, onarım ve modernizasyonunu birlikte yapabiliyoruz. Aynı zamanda hem Türkiye'de ihtiyaç olduğunda hem de yurt dışından talep edildiğinde bu fabrikaları ve tersaneleri kurma yeteneğimiz var. Platformların bakım ve iyileştirmelerini yapma kabiliyetimizi pazarlıyor, mühendislik ve teknolojiyi kullanarak hayata geçiriyoruz."

ASFAT'ın hava, kara ve deniz alanlarında önemli üretimler gerçekleştirdiğini aktaran İlbaş, kurumun Türk Deniz Kuvvetleri için stratejik öneme sahip amiral gemisi niteliğindeki TF-2000 Hava Savunma Muhribi ve Milli Denizaltı (MİLDEN) projelerinin ana yüklenicisi olduğunu belirtti.

İlbaş, "MİLDEN'de havadan bağımsız tahrik sistemi olacak. Konvansiyonel dizel motorun yanı sıra hidrojen yakıt pili de bulunacak. Hidrojeni ve oksijeni aşağıda depoladığınızda elektrokimyasal reaksiyonla elektrik üretecek. Bu da denizaltımızın denizin altında kalma süresini uzatacak. Bu çok kritik bir teknolojidir." dedi.

Dünyada hidrojen üretiminin büyük oranda fosil yakıtlardan elde edildiğini, ancak kendilerinin sudan elektroliz yöntemiyle, yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak üretim yapılmasını tavsiye ettiklerini dile getiren İlbaş, "Enerji arz güvenliği sağlanamazsa savunma güvenliği de mümkün olamaz. Enerji ve savunmayı birbirinden ayırmak çok zor. Enerji arz güvenliği olmayan bir ülkenin savunma sanayisinin sürdürülebilirliği mümkün değildir." diye konuştu.

"SANAYİYLE İŞBİRLİĞİ İÇERİSİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN PROJELERDE ÖĞRENCİLERİMİZİN YOĞUN KATKISINI ALIYORUZ"

ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil, üniversite olarak hedeflerinin Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında üretimler yaparak ülkenin yerli ve milli teknoloji konusunda katkılar sağlamak olduğunu söyledi.

ODTÜ olarak TEKNOFEST ve diğer uluslararası yarışmalarda kendi dron, robot ve roverlarını ürettiklerini aktaran Yozgatlıgil, öğrencilerin bizzat bu projeleri gerçekleştirdiğini ifade etti.

Yakın zamanda üniversite bünyesinde Milli Teknoloji Atölyesi açtıklarını hatırlatan Yozgatlıgil, şöyle devam etti:

"Aslında öğrencilerin teknoloji kütüphanesi oldu. Öğrenciler ve takımlar orada bizzat günde günlük tabirle ellerini kirleterek bunu gerçekleştiriyorlar, projelerini gerçekleştiriyorlar ve hayallerinin peşinde koşuyorlar. Aynı şekilde birçok öğrencimiz daha 3'üncü sınıftayken aday mühendis olarak çok kıymetli savunma sanayi şirketlerimizde projelerde çalışıyorlar. Haftanın belli günlerini orada geçiriyorlar. Üniversite olarak da laboratuvarlarımızda sanayiyle işbirliği içerisinde gerçekleştirilen projelerde öğrencilerimizin yoğun katkısını alıyoruz. ODTÜ Geliştirme Vakfı üzerinden 'ODTÜ'de araştırma lisansta başlar' mottosuyla, Adım ODTÜ proje çağrılarını, proje yarışmalarını, proje desteklerini her sene gerçekleştiriyoruz ve sonra da demoday gerçekleştiriyoruz."

  • savunma sanayisi
  • türkiye
  • yerli ve milli
  • ar-ge
  • ekosistem