Anadolu Ajansının (AA), "Tarımda Dijital Çağ" başlıklı dosyasının bu haberinde, tarımda teknoloji kullanımının dünden bugüne gelişimi ve nereye gideceği konusu ele alındı.
Tarım sektörü, iklim değişikliği ve su kısıtı nedeniyle kritik eşiklerden geçiyor. Bu tablo karşısında teknoloji, yalnızca verim artışı sağlayan bir araç değil üretimi daha akıllı, daha sürdürülebilir ve daha dirençli hale getiren stratejik bir dönüşüm alanı olarak öne çıkıyor. Sensörlerden otonom traktörlere, veri analitiğinden yapay zeka destekli karar sistemlerine uzanan bu yeni dönem, tarımda köklü bir paradigma değişimine işaret ediyor.
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri ve Teknolojileri Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Çolak, AA muhabirine, insanlık tarihiyle başlayan tarımın Sanayi Devrimi sonrasında buharlı makineler, traktörleşme ve Yeşil Devrim uygulamalarıyla mekanik ve endüstriyel bir dönüşüm yaşadığını söyledi.
Bilişim teknolojilerinin devreye girmesiyle Endüstri 3.0 ve Endüstri 4.0 sürecinde sensörler, büyük veri, IoT ve yapay zeka destekli sistemlerin tarımı dijital, otonom ve veri temelli bir yapıya taşıdığına işaret eden Çolak, şunları söyledi:
"Tarımda makineleşme çok büyük arazilerin çok kısa sürede işlenmesini sağlıyor. İnsanoğlu iklim değişikliğiyle gelen zaman kısıtını ancak böyle bir güç kaynağıyla aşabiliyor. Çiftçilerimiz traktör kullanmak zorunda çünkü iklim değişikliğini de göz önüne aldığımızda işlenebilir alanların tavına geldiği anda toprağa girmeniz lazım. Ekimi de ona göre yapmanız lazım. Bunun için de süreniz çok kısa. Bazen saatler alıyor. Dolayısıyla burada traktör çok büyük bir olanak sağlıyor."
Çolak, iklim değişikliğinin neden olduğu sel, su baskını ve aşırı yağışların tarımda iklim temelli kararların alınmasını zorunlu kıldığını belirterek, bu nedenle tarım 5.0'a doğru ilerlerken iklim temelli akıllı hassas tarım sürecinin geliştiğini, kararların artık çiftçiler yerine veri mühendisliği ve bulut bilişim sistemleriyle desteklenen tarımsal teknolojilerle verildiğini ifade etti.
- "ALIŞILAGELDİĞİ GİBİ KOMŞU NE KADAR GÜBRE ATIYOR ŞU KADAR, BEN DE O KADAR ATAYIM, YOK"
Makinelerin akıllı sistemlere dönüştürülerek iklime rağmen çalışabilmesinin mümkün olabildiğine dikkati çeken Çolak, "İklim değişikliği tarım teknolojilerinin yönünü belirlemeye başladı. Sensör teknolojisi burada devreye giriyor. Çevre denetimi burada öne çıkıyor. Çevresel denetimin yapılabilmesi için havanın nem oranı, paritesi, güneş ışığının şiddeti, sıcaklık, yağış miktarları, bitkinin ve tarlanın su isteği, besin istekleri ve zamanı, bitkilerin ışık yansımalarından elde edilen veriler, hasada yönelik veriler bütün bunların veri olarak kaydedilmesi lazım." değerlendirmesinde bulundu.
- "HASSAS TARIMIN EN ÖNEMLİ GÖSTERGESİ DEĞİŞKEN ORANLI GİRDİ KULLANIMI"
Çolak, teknoloji ve dijitalleşmenin hassas tarım döneminde uygulamaya girdiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Hassas tarımın en önemli göstergesi, değişken oranlı girdi kullanımı. Yani arazinin bir bölümüne ihtiyacı kadar, diğer bölümüne de oranın ihtiyacı kadar gübre ve ilaç atıyorsunuz, sulama yapıyorsunuz. Yani eskiden alışılageldiği gibi komşu ne kadar gübre atıyor şu kadar, ben de o kadar atayım, yok. Yani sensörler var. Artık gerek uydu aracılığıyla gerekse yer sensörleriyle bunlar tespit ediliyor. Arazinin bir yıl önceki verim haritalarına bakılarak haritalama yapılıyor."
- TARIMDA ROBOT FİLOLARI KURULACAK
Yakın gelecekte tarımda her aşamada veri analitiğinden ve teknolojiden çok daha fazla faydalanılacağına işaret eden Çolak, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Otonom robotlar olacak. Bunlar tarlada 2050 yılına kadar mutlaka olacaklar. Hatta sadece tek bir robot olarak da değil, filolar halinde olacaklar. Tıpkı işçilerin imece şeklinde işe koyuldukları gibi koyulacaklar. Bu kaçınılmaz. Tabii bunların gerçek zamanlı çalışabilmesi için nesnelerin interneti kullanılacak yani bunlar birbiriyle haberleşecekler. Birbirlerinden haberleri olacak, ne kadar topladıklarından haberleri olacak. Bir dron havadan uçarak o bölgedeki verimin ne olduğunu tahminleyecek ve bir başka robot bunun geçerlemesini yapacak. Yani dolayısıyla tarımda ileri seviyede çok büyük gelişmeler bizleri bekliyor. Otonom sistemler mutlaka hakim olacak."
Çolak, tarımda robot filoları, dronlar ve insansız araçların seferber edilmesiyle sağlıklı ve güvenilir gıda üretimini destekleyecek yöntemlerin geliştirileceğinin altını çizerek, çiftçilerin bu sistemleri mobil uygulamalar veya akıllı makinelerle kolayca uzaktan yönetebileceğini söyledi.
Araştırmalara göre çiftçilerin ortalama yaşının 58–62 arasında olduğunu ve genç kuşağın tarımdan uzaklaştığını hatırlatan Çolak, sözlerini şöyle tamamladı:
"Kuşaklar arasındaki fark teknolojiye yakınlık yönünden önemli. Özellikle genç kuşak teknolojiye çok yakın ve teknolojiyi çok daha verimli, hızlı kullanabilme özelliğine sahip ama bu genç kuşak tarımda yok. Tarımdan uzaklaşıyor. Dolayısıyla robotlar burada devreye girmek zorunda kalabilir. Türkiye için genç kuşağın uzaklaşması çok büyük bir tehlike değil henüz."