İsrail, sınırlarını genişletmek ve bölgesel hakimiyet kurmak için askeri gücünden ziyade Orta Doğu'nun asırlık mezhepsel fay hatlarını kullanıyor. 'Yaşam Sahası' stratejisiyle komşularını iç savaş ve istikrarsızlık sarmalına sürükleyen Tel Aviv, bu yolla hem körfez ülkelerini kaosa sürüklüyor hem de işgal politikalarını dünyadan gizliyor.
İsrail'in son dönemdeki saldırgan tutumu, yalnızca bir devletle çatışma değil, bölgeyi kökten sarsacak bir 'çözülme zinciri' başlatma çabası olarak görülüyor.Şii ve Sünni dünyası arasındaki tarihi ayrışmaları tetikleyen bu plan, bölge devletlerini kendi iç krizlerine hapsederek İsrail'e dirençsiz bir manevra alanı açıyor.
Körfez ülkelerini İran'la karşı karşıya getiren bu provokasyonlar, bir yandan toplumsal düşmanlıkları körüklerken diğer yandan Filistin ve Lübnan'daki işgalleri perdeleyen stratejik bir sis bulutu oluşturuyor.
Tarihsel 'Lebensraum' (Yaşam Sahası) doktriniyle hareket eden Tel Aviv, Orta Doğu'yu mezhep savaşlarıyla zayıflatmak istiyor.
Uzmanlar, bu tehlikeli oyunun ancak mezhepler üstü bir dayanışma ve ortak güvenlik bilinciyle bozulabileceğine dikkat çekiyor.



