Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki salonda görülen dava öncesinde cezaevi önünde toplanan aileler, adaletin tecelli etmesini beklediklerini ifade etti.
Hayatını kaybeden Songül Yılmaz'ın kardeşi Emine Bulut, "Buraya adalet için geldik. İnşallah adalet yerini bulur. İnsanlarımız için yas tutacağımız yerde onlar için adalet arayışına düştük. Kandıra Cezaevi'ne sürülüyoruz. Biz nasıl yakınlarımızı kömür olarak aldıysak, sanıkların da içerde çürüyerek yaşamalarını istiyorum. Çürüsünler, içerde kalsınlar. Gerekirse idam edilsinler" dedi.

"BİLMİYORDU Kİ ATEŞİN İÇİNE GİRECEK VE KÖMÜR OLACAK"
Nisa'nın annesi Altun Taşdemir de adalet istediklerini vurgulayarak, "Kızımızın hakkını istiyorum. Kızımı yaktılar. Kızım daha gençti, yandı, toprak altına girdi. Bile bile çocuklarımızı yaktılar. Hayalleri vardı, daha evleneceklerdi. Çocuklarımızın hakkı yerde kalmasın. Nisan'ın babası kanser, ona destek vermek için çalışmak istemişti. Bilmiyordu ki ateşin içine girecek ve kömür olacak. Çocuklarımızı kömür olarak yerden topladık, çöp poşetine koyup getirdik. Kefensiz toprağa gömüldü kızım, çöp poşeti ile gömdük" diye konuştu.
Baba Vedat Taşdemir ise "Adalet bekliyoruz. Sanıkların cezaevinden çıkmasını istemiyoruz. Hamileymiş, kansermiş gibi bahanelerle tahliye istemesinler. Ben de kanserim, tedavi görüyorum. Benim evladımı yakanlar da yansın, cezaevinden çıkmasınlar" şeklinde konuştu.
Hayatını kaybeden Tuğba'nın anne ve babası Şahin ile Saliha Taşdemir çifti de, "İçimiz tanıyor, ateş düştüğü yeri yakıyor. En ağır cezayı alsınlar. Sanıklar hapishanede çürüsünler. Bayram geldi, kızım nerede? Her gün ölüyorum, onlarda ölsün" ifadelerini kullandı.

"HER BİR YETKİLİ YARGILANMALIDIR"
Aileler adına ortak basın açıklamasını okuyan Tuğba Gülek ise 8 Kasım 2025 tarihinde meydana gelen olayda, fabrikada 3'ü çocuk, 6'sı kadın 7 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlattı. İlk duruşmada sanıkların sorumluluk üstlenmediğini ve suçu hayatını kaybeden işçilere atmaya çalıştıklarını söyleyen Gülek, soruşturmanın eksik yürütüldüğünü savundu.
Sadece tutuklu bulunan firma sahipleri ve iş güvenliği uzmanlarının yargılanmasının yeterli olmadığını belirten Gülek, fabrikanın iş yaptığı diğer ortak şirketlerin yöneticilerinin ve denetim görevini ihmal ettiği öne sürülen kamu ve belediye görevlilerinin de yargı önüne çıkarılmasını talep etti.

Gülek ayrıca, duruşmanın Gebze Adliyesi yerine Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ne alınmasının, hasta ve çalışmak zorunda olan mağdur aileler açısından ciddi ulaşım zorlukları ve mağduriyet oluşturulduğunu kaydetti. Gülek, "Hapishane bizim geleceğimiz yer değil, canlarımızı hayattan koparan patronlar ve kamu görevlilerinin cezalarını çekmeleri gereken yerdir. Talebimiz nettir. Tehlikeli kimyasallarla çalışan ruhsatsız ve kayıt dışı çocuk işçi çalıştıran bu ölüm tesisinin varlığına göz yuman her bir yetkili yargılanmalıdır. Bu yıkım kararını uygulamayan belediye başkanlarından zabıtalara ve denetim görevini yapmayan bakanlık yetkililerinden şirket ortaklarına kadar herkes yargı önüne çıkartılmalıdır. Birlikte kazandınız, ihmallere göz yumdunuz bu nedenle birlikte sorumlu olacaksınız" ifadelerini kullandı.
OLAYIN GEÇMİŞİ
Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi'ndeki Ravive Kozmetik isimli kozmetik dolum tesisinde 8 Kasım 2025'te çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Fabrika sahiplerinden olan ve tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçiren Kurtuluş Oransal, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

İddianamede Ravive Kozmetik yetkilileri tutuklu sanıklar İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen LYKEE kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında 'olası kastla öldürme' suçundan 7'şer kez müebbet, 'nitelikli mala zarar verme' suçundan ise 3'er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede ayrıca fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi firari Ümit Ç., sorumlu müdürü tutuklu Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi tutuklu Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.'nin 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Oransal kardeşlerin dayısı tutuklu Ali Osman A., Onay Y., tutuksuz Ömer A. ve firari Abdurrahman B. hakkında ise 'suçluyu kayırma' suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.
Davanın ilk celsesinde mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan 'suçluyu kayırma' iddiasıyla yargılanan Onay Y.'nin yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyesine hükmetmişti. Heyet, tutuksuz sanık Ömer A.'nın adli kontrol tedbirlerini kaldırırken, diğer tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına karar vermişti.