Türkiye'de kuraklık artacak
ABONE OL
Doç. Dr. Sevinç Sırdaş, AA muhabirine iklim değişikliğinin, Türkiye, İstanbul ve insanlar üzerindeki etkilerini anlattı. 
 
Canlı yaşamı için hava ve suyun vazgeçilemez kaynaklar olduğunu  vurgulayan Sırdaş, atmosferdeki sera gazlarının belirli miktarlardaki  değişiminin, insan sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi.
 
Eski teknolojiler ve günümüzde kullanılmakta olan teknolojiler ile  atmosfere verilen sera gazları ve kirleticilerin, insan sağlığı üzerinde olumsuz  etkiye sahip olduğunu belirten Sırdaş, küresel iklim değişikliğinin, yağışın  şiddetinde aşırı derecede artış veya azalış (kuraklık), ekstrem hava olaylarının  sıklığında ve şiddetinde artış; kasırgalar, hortumlar, siklonlar, elektriksel  fırtınalar (oraj), ekstrem ısı dalgası,  hava kalitesinin canlı yaşamı için  yetersiz olması gibi etkiler yarattığını ifade etti.
 
Küresel ısınmanın, insanın sadece fiziksel değil, psikolojik sağlığını  da etkilediğini aktaran Sırdaş, şu bilgileri verdi:
 
"Gezegenimizde son yarım milyar yılda meydana gelen canlı türleri  hızla yok olmaktadır. Bu yok oluş 65 milyon yıl önce dinozorların neslinin  kaybından daha tehlikeli boyuttadır. Çünkü önceki doğal süreçlerde asteroit  çarpması, volkanik patlamalar veya iklimsel geçişler ile meydana gelen canlı  neslindeki tükenme, günümüzde yüzde yüz insan faaliyetleri neticesinde  gerçekleşmektedir. Günümüzde canlı türlerinin yok olma hızı bin ile 10 bin katı  daha fazladır.  Her gün 12 canlı türü yok oluyor."
 
"Akciğer kanserinin nedenlerinden biri hava kirliliği ve atmosfere verilen partiküller"
 
İklim değişikliği neticesinde atmosfere verilen toksik kirleticilerin,  en fazla çocuklar ve yaşlı insanlarda, astım, kalp veya kan dolaşımı ile ilgili  hastalıkların artmasına neden olduğunu aktaran Sırdaş, şöyle devam etti:
 
"İklim değişikliğinin insan sağlığına etkisini astım, solunum yolu  alerjisi, kanser, kan dolaşımı ve kalp krizi, dengesiz beslenme, ısı dalgası ile  ilgili hastalıklar ve ölümler, prematüre doğumlar, akıl sağlığı bozukluğu ve  stres, nörolojik hastalıklar ve bozukluk, içme suyu ile bulaşan hastalıklar, hava  olayları ile ilgili hastalıklar ile ölümler olarak sıralayabiliriz. Kanser  günümüzde kalp krizinden sonra yaygın hastalıklardan birisidir. ABD’de kanser,  her yıl 500 bin insanın ölümüne neden olmaktadır. Akciğer kanseri bu ölümlerin  yüzde 30’unu oluşturmakta ve hastalığın nedenleri arasında hava kirliliği ve  atmosfere verilen partiküller önemli yer tutmaktadır. İklim değişikliği ile  toksik maddelerin atmosfere verilmesi ve daha sonra yağış olarak  hidro-meteorolojik çevrim ile tekrar yeryüzüne taşınması, su ve toprağa  yerleşmesi neticesinde kanser veya buna benzer insan sağlığını tehdit etmektedir.  Hastalıkların, önlem alınmaz ise ölümleri arttıracağı tahmin edilmektedir."
 
"Marmara Denizi kıyılarında kuraklık artış gösterebilir"
 
Türkiye genelindeki yağışlar incelendiğinde, aylık kümülatif  toplamlarda azalış görüldüğünü belirten Sırdaş, bununla birlikte şiddetli anlık  ve aşırı yağışların neden olacağı taşkınlar ile anlık aşırı taşkınların aksi  olarak, kuraklığa elverişli havza alanlarında, su kıtlığı meydana gelebileceğini söyledi.
 
Kuraklığın hem alansal hem de zamansal izlenmesi gerektiğine işaret  eden Sırdaş, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Örneğin İstanbul, Rize ve Konya için yağıştaki azalmanın kuraklık  için alarm vermeye başladığı kesim nokta farklılık göstermektedir. Kuraklık  açısından hassas bölgeler, küresel iklim değişikliğinin etkilerinin izlenmesine  göre ortaya çıkarılmalı ve önlemler alınmalıdır.
 
Ülkemizde şiddetli kuraklığın oluşabileceği en riskli bölgeler içinde  yer alan İstanbul’da, küresel iklim modelleri için en düşük emisyon senaryosuna  göre sıcaklık artışının 1-2 derece ve en yüksek emisyon senaryosu ile sıcaklık  artışının 3 dereceden fazla olacağı öngörülmektedir. İstanbul’un su kaynaklarını  besleyen yağışlar, kış ve sonbahar mevsimlerindeki yağışlardır ancak küresel  iklim değişikliği ile kış mevsimindeki yağışlarda azalma beklenmektedir.  İstanbul’da gelecek 30 ve 70 yıllık dönemde Marmara Denizi kıyılarında  yağışlardaki azalmanın Karadeniz kıyılarına göre fazla olacağı öngörülmektedir.  İstanbul’da yüzde 13 ile yüzde 20 oranında meydana gelecek yağışlardaki azalma,  küresel ısınma neticesinde şiddetli kuraklığa neden olabilecektir. Kuraklık için planlama ve sürdürülebilir yönetim yapıldığında bu problemin önüne  geçilebilecektir."
 
"Kuraklık bir planlama ile yönetilmeli"
 
Küresel ısınmanın neden olduğu iklim değişikliğinin, kuraklığın  şiddetini, büyüklüğünü ve ortaya çıkma sıklığını arttırdığını dile getiren  Sırdaş, kurak bölgelerin bölgesel olarak yer değiştirebildiğini yani sulak  alanların kurak alan, kurak alanların ise sulak alan olabildiğini belirtti.
 
Hassas bölgeler başta olmak üzere istihdam, güvenirlik ve  sosyoekonomik olarak kuraklık için intibak planları hazırlanması gerektiğini  vurgulayan Sırdaş, kuraklığın sağlık, su temini, enerji, sosyal diğer bütün  alanlardaki etkilerini ortaya çıkaracak tahminler için direkt ve direkt olmayan unsurların ortaya çıkarılmasının önemine dikkati çekti.
 
Kuraklığın, devletten köydeki çiftçiye kadar katılımcısı bulunan bir  planlama ile yönetilmesi gerektiğini belirten Sırdaş, iklim değişikliğiyle  mücadelenin, düşük karbonlu ekonomiye küresel düzeyde geçilmesini, insanların  yaşam biçimlerini, üretim ve imalat yöntemlerini değiştirmesini öngördüğünü  söyledi.
 
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin izleyeceği büyüme stratejileri,  enerji politikaları, sağlık ve tarımla ilgili programları, su kaynaklarının  kullanımı, gıda güvenliği, düşük karbonlu ekonomiye geçiş ve sürdürülebilir  kalkınma hedeflerinin, bu mücadeleden doğrudan etkilendiğini anlatan Sırdaş, bu  hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için gelişmiş ülkelerin, finansman, teknoloji  transferi ve kapasite geliştirme taahhütlerini yerine getirmesinin büyük önem  taşıdığını ifade etti.
 
"Bilgisizce yapılan tarımsal etkinlikler kuraklığı artırmaktadır"
 
Türkiye'nin, iklim değişikliği açısından yarı kurak, riskli bir  bölgede olduğunu anlatan Sırdaş, şunları kaydetti:
 
"Türkiye’deki su kaynaklarının azalması, çölleşme ve buna bağlı  ekolojik bozulmalar, küresel ısınmanın olumsuz yönlerinden etkilenmeye  başladığının göstergesi. Senaryolara göre; Türkiye’de kuraklık, gelecek 2080-2099  yılları arasında artacak. Kuru yüzeyler, toprağın aşırı sürülmesi ya da  bilgisizce yapılan tarımsal etkinlikler kuraklığı artırmaktadır. Kontrollü arazi  kullanımı olumlu sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.
 
Kuraklık, etkileri açısından her alanda tarımsal, ulaşım ve enerji  sektörlerini kayıplara uğratmaktadır. Bu bakımdan kuraklıkla mücadele için  devlet; bölge, şehir ve yerel kuraklık aktiviteleri bir araya gelerek, izleme,  tahmin ve kullanıcı için anlaşılabilir araç ve bilgi oluşturmaktadır. Bunun yanı  sıra kuraklık planlaması aktiviteleri ile hazırlıklı olmak ve önleme stratejilerini geliştirmek de zor dönemlere intibak edilmesini sağlamaktadır. "
 
Uluslararası bazı merkezler tarafından yapılan Erken Uyarı Sisteminin  öneminin gün geçtikçe daha da arttığını ifade eden Sırdaş, kuraklığın toplum  üzerindeki etkilerinin iklim, hava ve su, ekosistem, ticaret ve ulaşım açısından  incelenmesi, topluma, iklimsel değişimlere bağlı olarak kuraklık planlaması ve  programının anlatılması gerektiğini sözlerine ekledi. AA