Yazarlar

Resul TOSUN

Resul TOSUN

rtosun@stargazete.com

14 yılda 7 darbe teşebbüsü!

Resul TOSUN tüm yazıları

15 Temmuz kanlı darbe/işgal teşebbüsü  2002’de iktidar olan AK Parti hükümetlerine karşı girişilen yedinci teşebbüstür. Bunların dördünde paralel yapının parmağı vardır. 

Hedef AK Parti ve Erdoğan şahsında gelişen, büyüyen, güçlenen, bölgede etkin hale gelen ve küresel bir güç olma yolunda ilerleyen Türkiye’yi frenlemekten başka bir şey değildir.

Dolayısıyla hiçbiri milli değildir, yerli değildir! Figüranlar değişse de hedef aynıdır.

***

Birinci teşebbüs milli iradeye saygılı bir genel kurmay başkanı olan Hilmi Özkök tarafından önlenmiştir.

Özden Örnek,  yayınlanan  günlüklerinde, ordunun 2004 yılında darbe hazırlığı yaptığı ama genelkurmay başkanı Hilmi Özkök’ün engellediğini yazmıştı.

Yargıdaki  paralelcilerin sulandırdığı ve suçlular yerine masumların cezalandırıldığı o(Sarıkız, Yakamoz, Ayışığı, Eldiven) teşebbüsün tamamıyla masum olduğuna inanmak için saf olmak gerekir.

***

İkinci teşebbüs 27 Nisan 2007 sanal muhtırasıdır. Hükümetin dik duruşu, seçimleri öne alışı ve cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini düzenleyen anayasa değişikliğiyle etkisiz hale getirilmiştir.

Üçüncüsü seçimlerden %47 oy alarak milletin büyük teveccühüne mazhar olan iktidar partisi aleyhine açılan (2008) kapatma davasıdır. Bir oy farkıyla kapatılmaktan kurtulmuştur. (Bu davada siyasi yasak istenen 11 kişiden biri de bu satırların yazarıdır.)

***

Dördüncüsü7 Şubat 2012’de paralel yapının Hakan Fidan üzerinden kurduğu tuzaktır. Başbakanın cesaretiyle püskürtülmüştür.

BeşincisHaziran 2013’te masum bir çevre eyleminin kalkışmaya dönüştüğü Gezi olaylarıdır. Başbakanın dirayetiyle bastırılmıştır.

Altıncısı 17/25 Aralık darbe girişimidir, o da başbakanın dirayet ve cesaretiyle püskürtülmüştür.

Yedincisi 15 Temmuz kanlı darbe/işgal teşebbüsüdür. O da cumhurbaşkanının direniş çağrısı, medyanın desteğiyle millet tarafından püskürtülerek engellenmiştir.

***

Bu 7 teşebbüsün yedisi de hükümeti ve liderini tasfiye amacı güden darbe teşebbüsüdür.

Üçü laikliği koruma gerekçesinin arkasına gizlenmiş, üçü yargı ve ordudaki paralel yapının arkasına saklanmıştır. Gezi’de ise yerli yabancı bütün muhalifler güç birliği yapmıştır.

En tehlikelisi bu sonuncusuydu.

Bu kez silahlı bir darbeye girişilmişti. Bu tür darbelerde ilk hedef devletin tepesindekilerdir. Dolayısıyla başta cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün devlet erkanının hayatı söz konusuydu.

Olayların darbe teşebbüsü olduğu netleşince hemen cumhurbaşkanımızı aradım. Koruma müdürü Muhsin bey açtı telefonu ve “Resul abi, telefonu meşgul etmeyin vazifemi yapamıyorum.” dedi ve kapattı.  Ben mesajı almıştım. Reis hayattaydı. Hanıma, ‘merak etme bu darbe başarılı olamayacak.’ dedim.

Allah’ın izniyle diğerlerinin üstesinden geldiği gibi bunun üstesinden gelecekti. Öyle de oldu. Birkaç dakika sonra televizyonlar halkı direnmeye çağıran o telefon bağlantısını yayınladı. Sonrası malum.

***

15 dakika ile suikast timinden kurtulup İstanbul’a gelmek üzere, darbeci savaş uçakları havadayken uçağa binmeye hangi lider cesaret edebilirdi?

30 sene önce, Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olduğunda İsmail Ergün ağabeyin evinde bizleri toplayıp istişare ettikten sonra bizden destek istediğinde kendisinde müşahede ettiğim iman ve ihlas hiç eksilmedi. Başkan oldu, başbakan oldu, cumhurbaşkanı oldu o ihlasında ben bir eksilme görmedim aksine artış vardı. 

O iman ve teslimiyet ona ölüme meydan okuyacak cesareti veriyordu.

Sadece Türkiye’deki sevenlerinin değil İslam dünyasındaki yüz milyonların duası da onunla beraberdi.

Bunun da idrakinde olduğu için, ‘vemekeruvemekerallah’ hükmüne râm olmuştu.

Kavli dualar fiili dualarla desteklenince netice hâsıl oldu.

İcraatları ve hizmetleri ortada.  

Milyonlar ona destek olmayı hem vatani hem imâni bir yükümlülük olarak  görürken, paralelin din adına yaptıklarına bakınca ihanetten başka bir şey göremiyorum!

Herkes yaptıklarının karşılığını görüyor/görecek!

Suçluya merhamet suça teşviktir!