Yazarlar

Yiğit BULUT

Yiğit BULUT

yigitbulut@stargazete.com

1699-1938-1854-1876-1908 serisi devam ediyor

Yiğit BULUT tüm yazıları

Bugün Türkiye’yi analiz ederken biraz geriye gitmek ve bazı “kareleri” sizlere aktarmak istiyorum. Bunlara dikkatli bakar ve özellikle “neler olduğunu” bir kez daha hatırlarsak “Türkiye’nin durumunu” riskler ve muhtemel yapabileceklerimiz ile birlikte daha iyi analiz edebiliriz...

Geçmişe dönelim ve “Dünya-Türkiye sorgulamasını” birlikte satırbaşları eşliğinde yapalım;

“... 1- Bill Clinton Mayıs 1997’de ‘Yeni bir Yüzyıl için Ulusal Güvenlik Stratejisi’ adı verilen belgeyi imzaladı. Belgenin özü ‘çıkarlara dayanan ekonomik milliyetçiliğin’, gerekirse silah gücüyle dünyaya egemen kılınması üzerine bina edilmişti. Aynı belgede şu cümleler yer aldı “... 200 milyon varillik petrol rezerviyle Hazar Denizi bölgesi (Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Kafkasya, İran, Kuzey Irak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu) dünyanın artan enerji talebini karşılamada önemli bir rol oynamaya adaydır... Kendi petrol kaynaklarımız tükeneceğinden bu bölgedeki kaynaklara ulaşmak, ABD’nin yaşamsal çıkarlarından biridir...”

2- Bölgedeki dinamiklerin ve ABD’nin tavrının değiştiğini düşünen Türk Genelkurmay’ı, 1997’de “Milli Askeri Strateji Konsepti’ni (MASK)” değiştirdi ve “aktif güvenlik politikası, bölgenin bağımsızlığı, TSK’nın modernize edilerek bağımlı olduğu noktaların tespit ve iyileştirilmesi” gibi dinamiklere farklı bakmaya başladı...

3- Bölgeye yerleşmek isteyen “güçler”, TSK’nın “bölgede barışçıl merkezli bir yapıya sıcak bakmasından ve kararların Brüksel veya Washington yerine Ankara’dan alınmasından” ciddi anlamda rahatsız olmuştu. Ayrıca MASK’ın, ABD ve NATO’suz değiştirilmesi “eleştiriliyor” ve “...Türkiye’nin bölgede bağımsız bir güvenlik faktörü olarak güçlenmesi ve artan askeri gücü, istikrarsızlığı artırmaktadır” deniliyordu... Bütün bunlar olurken Türkiye özellikle 1999’un başından itibaren kendini “pembe yalanlara” kaptırmaya başlamış ve “AB-IMF beklentisi eşliğinde Türkiye’de finansal giyotin” kurulmaya başlamıştı! Türkiye hayal dünyasına dalarken, 1997-2001 arasında “makro planı” oluşturanlar yazdıkları raporlarda “Türkiye’nin 2015 yılına kadar alacağı tavrın ve ülke içindeki gelişmelerin” ABD’nin “ana çıkarlarının” bulunduğu Büyük Ortadoğu bölgesinde belirleyici olacağı belirtiliyordu.

4- “Pembe tablolara” kapılmak 2001 sonrası Türkiye’ye “pahalıya patladı” ve ekonomimiz 1999-2001 arasında tarihinin en büyük “finansal manipülasyonu” ile karşı karşıya kaldı. 57. Hükümet “pasifize” edilip Kemal Derviş’e teslim edilirken, koalisyon partileri siyasi dinamik içinde eridi.

5- 2001 sonrası ortaya çıkan “yeni küresel tehdit algılaması” TBMM’den geçmeyen tezkere, “küresel güçleri” daha da kızdırdı. 2001 “finansal paketine” konulan Türkiye, 2003’te Süleymaniye’de çuvala doldurularak, KÜRESEL KOALİSYON için VAKUMLU PAKET tamamlanmış oldu... AMA UNUTTUKLARI bir detay vardı; istenilen Derviş Hükümeti olsa bile, Halk Erdoğan “demeye hazırlanıyor” ve Türkiye Türk halkının bilinç ve bilinçaltının refleksi ile “yolunu açacak liderin” peşinden gidiyordu!

6- Ortadoğu ve Orta Asya’da “kendi amaçları doğrultusunda” Türkiye’yi özellikle de TSK’yı “tasarrufu” altına almak isteyenler her türlü baskıyı” sadece TSK değil toplumun her kesimi üstünde kurmayı deniyor ve halkın özgür iradesi de YEREL-KÜRESEL güçler tarafından paketlenmeye çalışılıyordu!

7- Türkiye, yukarıda anlatmaya çalıştığım “küresel-yerel” denklem içinde “IMF’ye teslim edilmiş” bir halde 2003 yılına kadar geldi. 2003 sonrasında “üstündeki baskıyı” her anlamda atmaya başlayan Türkiye özellikle 2008’de IMF’nin kovulması ve değişen dış politikası-güçlenen “mali yapısı” ile 1997’de yazılan senaryoların dışına ilk adımını attı.

8- 2008 sonrası gelişme hızlanırken, demokratikleşme ve özellikle savunma başta olmak üzere birçok alanda ortaya çıkan YERLİLEŞME, Türkiye’nin önünü daha da açtı. İsrail’e verilen “one minute” notası dengeleri değiştirirken, ORTA DOĞU-ORTA ASYA denkleminde öne çıkan Türkiye “lider olma” yolunda çok büyük adımlar attı...

9- Gelişmeler “hayal” değil sonuna kadar gerçekti. Türkiye büyüyor, güçleniyor, gündemi belirliyor ve ÜRETİYORDU! 1699’dan itibaren sahipsiz kalan Orta Asya-Orta Doğu-Afrika coğrafyası ilk defa “lider-merkez” gibi kavramları hissediyor 2003 sonrası ABD’nin bile “Orta Doğu ve Kürt denklemleri” Türkiye’nin “ana bileşen” olduğu yeni yapısına doğru değişiyordu!

10- Son 10 yılda GSMH’sını 3 katına çıkaran, faiz giderinde düşen oran ile 600 milyar TL üstünde parasını cebinde tutabilen Türkiye, YERLEŞİK SARMAŞIKLARI ayıklıyor ve nefes alarak ayağa kalkıyordu. 800 milyar dolar GSMH, üç nükleer santral, borç-gsmh oranı AB’den daha iyi, faizi 4,60’lara kadar düşüren bir Türkiye’ye, artık daha fazla katlanmak bazıları için mümkün değildi!

Sevgili dostlar,  Türkiye’nin “bugünlerini” ve özellikle dışarıdan-içeriye tüm halkaları “neler oluyor” dinamiği içinde sorgularken; 1997-2011 arasında yaşananları çok detaylı hatırlamamız ve “ülke olarak en küçük bir zaafiyetimizde” başımıza neler gelebileceğini öngörebilmemiz gerekli... Türkiye, ayağa kalktığı, 300 yıldan sonra doğrulduğunda başlayan “31 Mayıs hareketini” ve arkasındaki güçleri 1980’lerden başlayarak büyük resim içinde görmeyi deneyelim ! 1908’de “bugün olduğumuz kadar” bilinçli olsaydık, şimdi ORTA DOĞU-ORTA ASYA-AFRİKA haritası ve DÜNYA DENKLEMİ farklı olurdu! Bugün ne oluyor derseniz, olan hep aynı 1699-1839-1956-1876-1908 serisi devam ediyor! UYAN TÜRK HALKI! Sen uyursan milyonlarca kilometrekare içinde insanlar acı çeker, katledilir! UYAN bu senin tarihe, ecdadına, geçmişine geleceğine karşı görevin! UYAN!!

Önemli soru: Hükümet “TSK’ya şöyle yaptı, böyle yaptı” diyenler, yukarıdaki akışı okuyun ve vicdanınız varsa şu soruya cevap verin; gerçekte TSK’ya hangi iç-dış güçler ne yaptı?