27 Mayıs'ın yıl dönümünde 28 Şubat darbecisinin ardından: İyi bilmezdik!

Eski Genelkurmay Başkanı, 28 Şubat darbesinin mimarı İsmail Hakkı Karadayı dün öldü. 28 Şubat’ın kudretli generaliydi ama biliyorduk ki diğer darbeciler/vesayetçiler gibi onun da burnu halkalıydı. Türkiye’nin tam bağımsız olmasını engellemek isteyenlerin emir eriydi. Karadayı halkın iradesini tanımadığı gibi halkı, halka karşı silah kullanmakla da tehdit etmişti. Çevik Bir’le beraber bu ülkeye çok zarar verdi, ülkenin has evlatlarına çok zulmetti.

Darbe mekaniği içinde yer alanlar sadece asker üniforması giyenler değildi elbette. Sivil bürokratik akademik medyatik burnu halkalılar elbirliğiyle kurguladıkları irtica tehlikesi bahanesiyle ülkeyi istikrarlı şekilde zehirlediler.

22 bankanın içini boşaltıp birilerinin ceplerine akıttılar. Devleti 20 milyar dolar zarara uğrattılar. Halkın emeğini ekmeğini buharlaştırdılar.

Erbakan’ı zorlayıp hükümeti düşürdüler. Karadayı’nın Erbakan’a parmak salladığı fotoğrafı Karadayı’nın peşini bırakmayacak bir kara lekedir.

İlk kez toplumun bir kesimini ezmek için bir darbe tertip edilmişti. Hangi yaşta, hangi kesimde, hangi meslekte olurlarsa olsun hedefi dindar insanlardı.

Milyonlarca insan psikolojik harbe maruz kaldı, etiketlendi, hakarete uğradı, ayrıştırıldı, dışlandı, sürüldü, engellendi… 6 milyon insan fişlendi. “Yeşil sermaye” adıyla Anadolu sermayesine büyük darbe vuruldu.

Üniversitelerde okuyan ve okumaya hak kazanan yüzbinlerce başörtülü öğrenci okullara alınmadı. Amfilerden polis zoruyla çıkarıldılar. Başlarını açmaya zorlandılar. Başörtülü kamu görevlileri sürüldü, cezalandırıldı, istifa ettirildi. Her birinin hayatlarında, ruhlarında onulmaz telafi edilemez yaralar açıldı.

MGK bildirisi marifetiyle zorunlu eğitim sekiz yıla çıkarılarak İmam Hatip Liselerinin orta kısımları kapatıldı. İHL’lerin lise bölümünden mezun olan öğrenciler ise katsayı zulmüne maruz bırakılarak hak ettikleri okullara gitmelerinin önü kesildi. Bu apaçık bir ayrımcılık ve saf kötülük demekti.

Karadayı’nın başını çektiği darbeci kadrolar yüzünden ülkenin yetişmiş, hak etmiş çok geniş ve çok değerli bir insan kaynağı sadece dindar oldukları gerekçesiyle ve kasten ziyan edilmişti.

1043 subay irtica gerekçesiyle ordudan atıldı. Gerekçe namaz kılmalarıydı. Hayır! Ordudan atılan hiçbir subay “Gülen mensubiyeti, terör örgütü üyeliği için” atılmış değildi.

Zaten sonradan tespit edildiği şekilde FETÖ elemanları 28 Şubat sürecinde korunup kollanmış, terfi ettirilmişti. İmam hatiplerin önü kesilerek dindar insanların çocuklarını çaresizlikten FETÖ okullarına gönderdiği olmuştu. Aynı dönemde üniversitelerdeki kızlara ve kamuda çalışan kadın üyelerine “başınızı açın” talimatı veren FETÖ elebaşı 28 Şubat sürecince biraz daha semirdi.

Nitekim terörist başı Gülen darbeden iki ay sonra televizyona çıkarak 28 Şubat darbesini ve darbeci generalleri o ağdalı diliyle bir güzel övdü.

Devam eden süreçte Refah Partisi kapatıldı, partinin mallarına el konuldu, Erbakan ve altı partiliye beş yıl süreyle siyaset yasağı getirildi.

Dönemin kuvvetli, kudretli, kibirli bir başka paşası “28 Şubat bin yıl sürecek” diye ünlemişti. Türkiye’ye verdikleri zararın, kaybettirdiği yılların hesabı yok kuşkusuz, darbe atmosferi bin yıl da sürmedi çok şükür ama öte dünyaya devrettiği kesin.

Bir numaralı sanığı olduğu 28 Şubat davasında suçlu bulunmuş, müebbet hapis cezası almış ancak yaşından dolayı hapse girmemişti Karadayı. Dün tam da darbelerin anası olan ve ülkeye darbe/vesayet mekaniğini kuran 27 Mayıs’ın yıldönümünde emanet teslim edince ardından aynı ses yankılandı sosyal medyada.

- Nasıl bilirdiniz?

- İyi bilmezdik!

- Haklarınızı helal ediyor musunuz?

- Etmiyoruz!

İbret olsun!