Yazarlar

Alin TAŞÇIYAN

Alin TAŞÇIYAN

atasciyan@stargazete.com

Bayram ve selam

Alin TAŞÇIYAN tüm yazıları

Hepinize selam olsun bu bayramda! Nerede savaş, çatışma, kavga varsa selam olsun! Yerine bayram dolsun! Bir “gavur”un bayram ve selam özlemini okumayı içiniz kaldırır umarım! İnsanların dinlere, mezheplere, uluslara, etnik kökenlere ayrıştığını fark ettiğimde çok büyümüştüm de... Kelimenin tam anlamıyla kozmopolit, birçok etnisitenin bir ortak kültürde kaynaştığı, bütün bayramların birlikte kutlandığı bir ortamda büyüme şansına sahip oldum, çok şükür. İyilik perilerinin yanı sıra ejderhaların da eksik olmadığı o masalsı çocukluğun verdiği naifliği bir türlü içimden sökemedim. Herkesin özgürlüğüne, eşitliğine, kardeşliğine içtenlikle inanırım. Bütün farklılıkları doğal bulurum.

Tam tersini düşünen ayrımcılar, açık ve sinsi düşmanlık besleyenler de dahil buna. Yaşadıkları çevreyle ve oldukları kişiyle bir türlü barışamayıp sürekli savaşacakları bir cephe oluşturan, ona buna saldıran, bazen dünya çapında bazen ülke içinde savaş çıkartacak, terör yaratacak kadar ileri gidebilmiş ektremistlerle dolu hayatımız... Asıl istediklerinin para ve nüfuz olduğunu militan bir çerçeve çizerek kendilerinden bile saklamaya çalışan, tehlikeli bile olsa korkmaktan çok acıdığımız zavallı ruhlar...

Çoğunlukla kendilerine bir siyasi mücadele kılıfında Soğuk Savaş ortamı yaratır, espiyonajla, provokasyonla, komplo teorileriyle durmaksızın kötülük saçarlar... Siyaset arenasından sokak çatışmalarına ve kültür - sanat alemine kadar sızar, her yerde barışı hedef alırlar. Komşu ülkede, komşu kabilede, komşu evde, komşu dergahta düşman bulurlar! Birlikte huzur içinde yaşamaya katlanamazlar. Tarih o kadar çok iyi mümin - kötü insan gördü ki! Fanatiklerin tek becerdiği kendi inançlarını zorbalıkla yaymaktır. Bunu etnik temizliğe kadar vardırırlar!

O çapta bir kötülükle baş edebilmek için cılız bir sesle bilgiden, felsefeden, sanattan dem vurmaktan başka bir şey gelmez benim elimden. Zaten cezaları kendileri olmak! Yaşadıkları çevreyle de kendileriyle de barışık olmadıkları için yeryüzünde cehennemi bulmuşlardır. Bir ateş içlerinden kavurur onları; dışarı öfke ve nefret olarak çıkar, ellerine, dillerine, bellerine vurur! Siyasi erke sahip olanlar polis devleti kurar... Askeri güce sahip olanlar savaş açar... Entelektüel olanlar kavgalarına dair zehir zemberek yazılar, kitaplar yazar...

Ne acıklı ki ne bayram ne selam bilirler... Şu bayram öncesinde yine dünyanın ve memleketin ve fikir alemimizin haline bakınca kalbim sıkışıyor.

Çocukluğumun bayram sabahlarında kalkıp, temiz pak giydirilip arkadaşlarımla buluşurdum. Annemin ayakkabını çıkar, çıkarttırmazlarsa sakın sedire ayaklarını koyma, sakın bir taneden fazla şeker alma şekerlikten, sakın para kabul etme, mendil verirlerse buruşturmadan taşı, bizi sorarlarsa akşam ziyarete gelecekler dersin öğütleriyle mahallenin büyüklerinin ellerini öpmeye giderdik. Anneannem de hazırlıklarını yapardı. Günler önce mümkün olduğunca gıcır gıcır banknotları, parlak bozuklukları seçer ayırırdı. Şekerliği doldurur, topuzunu sıkılaştırır çocukları beklerdi.

Bilmezdik biz Hıristiyan, Müslüman, Alevi, Sünni, Türk, Kürt, Arnavut, Laz, Ermeni, Rum olmanın bir ayrım olduğunu! Hala da öğrenmedik! Aynı kardeşlik ve aynı sevgiyle bağlıyız birbirimize. Hiçbir örgütlü dine inanmam ama bütün bayramları kutlarım! İbadet etmem ama bütün mabetlerin bütün ayinlerine aynı saygıyla katılabilirim. Ve hiçbir fanatikten hele entelektüel maskelilerden, bütün bilgilere vakıf, bütün deneyimlerden süzülmüş de bilgeleşmiş, nelere katlanmış da bilenmiş gibi yapıp başkalarına tepeden bakanlardan hiç hazzetmem. Ama onlara da şeker tutalım ki kendilerini içten kemiren fanatizmle bizi ve dünyamızı yiyip bitirmesinler.