Yazarlar

Sibel ERASLAN

Sibel ERASLAN

sibeleraslan@stargazete.com

Kağıttan internete gazetecilik ve onur

Sibel ERASLAN tüm yazıları

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’ndan değerli arkadaşımız Avukat Müşerref Özer’in davetiyle katılmıştık toplantıya. Emine Eroğlu, Leyla İpekçi, Nihal Bengisu, Ayşe Keşir, Meryem Akbal, Yasemin Güleryüz, Halime Kökçe gibi tecrübeli yazarların yanı sıra, genç kadın meslektaşlarımız, editörler, karikatüristler, fotoğrafçılar, yönetmen ve kameramanlar da vardı. İnsan böyle toplantılarda hem kadın meslektaşlarının çokluğuyla moral buluyor, hem de geçen yılların ne kadar hızla aktığına şahit oluyor...

Misal, Leyla, Ayşe, Yasemin ve ben daktilodan geliyorduk. Fakat aynı salonda hayatında daktiloya parmak vurmamış kadın gazeteciler vardı, oysa aynı daktilo görmemişler avuç içlerindeki 3G ile tüm dünyadan yayın yapacak teçhizatı taşıyorlardı. Emine Eroğlu, elektronik kitap yayımcılığı hakkında konuşurken de kendimi Hz. Süleyman kıssalarında zannettim, Melike Belkıs’ın tahtını göz açıp kapayıncaya kadar sahralar üstünden getirip gözler önüne sermek... Bu kıssa kadar eskimişiz neredeyse. Çok değil, on yıl önce bugünkü internet medyasını bize anlatsalar, abartı gelirdi...

Buna bir de sosyal medya atağı eklenince, yeni küreselleşmenin hepimize dayattığı bireysel gazetecilik serüveni bağlamında, yeni iletişimin ve yeni insan çağına geçtiğimiz ortadadır. Bu, hem olumlu bir imkan, hem de zaman zaman olumsuz bilgi kirlenmelerine, yanlış anlaşılmalara da açık bir yeni düzey aslında... Baş etmesi “yeni insan”a düşüyor. Zira kağıttan elektroniğe geçsek de değişmeyen bir şey var. Yani daktilo zamanında da hatta ondan önceki nüsha zamanlarında da hep geçerli olan: İnsan onuru ve hukuku’ndan söz ediyorum...

***

Geçtiğimiz gün, arkadaşımız Akif Beki’nin başı da bu tip bir kazayla derde girdi. Emre Uslu, Haber5 adlı internet gazetesine atfen bazı suçlamalar yapınca... Haber5’ten tanıdığımız yayın yönetmeni Gülizar Sönmez kardeşimiz gündeme oturdu. Genç gazeteci arkadaşlarımızı kadın duyarlılığı çerçevesinde her zaman destekleyen bir kalem olarak, merakla Gülizar’ı aradım. “Akif Beki üzerinden aldıkları bir bilgi ya da istihbarat olup olmadığını” sordum. “Hayır, Akif Bey’le ilgili değil, başka bir haber kaynağı” dedi Gülizar. “Başka bir haber kaynağı”nın üzerineyse gitmedim, zaten Gülizar da bunu söylememe hakkına sahipti elbette. Ama hem Akif Beki hem Gülizar Sönmez tanıdığım ve sevdiğim kişiler olduğu için bu “ortaya karışık” işin açığa çıkmasını istedim. Emre Uslu’yu tanımam, belli ki o da zor şeyler yaşıyor, ama yaşadığımız zorlukları, başkalarının onur ilkeleri pahasına aşmaya kalkışmak da yakışıksız bir iş... Hele Gülizar Sönmez gibi parlak ve gelecek vaat eden kadın gazetecilerse söz konusu olan, orta yaşlı bir daktilocu olarak, ne oluyor kardeşim deme hakkımız var sanırım... Akif Beki bu karartmayı hak etmiyor...

İnternet medyası ve elektronik yayımcılık, bizi kağıtsız günlere tahminimizden hızlı taşıyor. Ama insan her çağda insan ve onur da öyle.

Kağıtsız kalsa da insan, onursuz kalamaz...