Yazarlar

Yiğit BULUT

Yiğit BULUT

yigitbulut@stargazete.com

Para ya kendi sonunu ya da...

Yiğit BULUT tüm yazıları

Başlığa sığmadığı için yeniden yazalım; para ya kendisine zarar verebilecek her şeyin sonunu ya da bu süreçte kendi sonunu getirecek...

Ünlü bir ekonomist-gelecek bilimci yıllar önce söylemişti bu cümleyi...İlk duyduğumda “ne diyor bu adam” diye düşünmüştüm, yaşananlar ve özellikle 2001 sonrası gördüklerim “haklı çıkardı” söyleyeni...

Nasıl mı ? Gelin birlikte sorgulayalım...

Bugünün dünyasına bakalım. Ne görüyoruz; dünyanın biricik yasası haline gelen, getirilen tek bir kurum var; piyasa...

Nedir bu herkesin üzerine titrediği, titremeye zorlandığı PİYASA ?

Kimilerine göre “yeni dünya düzeninde güçlenen, çalışma prensipleri insanlık tarihi kadar eski bir “hiper-imparatorluk”...Kimilerine göre “yerel-küresel” güçlü aktörlerin zayıf olanları kandırmak için kurdukları bir “tezgah” !

Peki gerçekte ne ? Bugün “hiper imparator” olma yoluna giren piyasa geçmişte nasıldı ? Dünya ve Türkiye bazı dönemlerde “piyasayı hakim kılıyoruz” kılıfı altında soyulmadı mı ? 2001 krizi neydi ? 2001-11 Eylül sonrası oynanan oyunun adı veya Amerika’daki “mortgage” görünümlü piyesin özü aynı değil miydi ?

Sevgili dostlar, piyasa her zaman İMPARATOR oldu ! Dünya, 1980 sonrası ABD’de başlayan “finansal hareketlenmelerle” birlikte “hiper olma” kavramıyla tanışmaya başladı...1993-2000 arasında “piyasa devletleri” kuruldu, “piyasa algılaması” altında devletler çökertildi, diz çöktürüldü...

Türkiye’de de “süreç” farklı değildi... 1980 sonrası “şereflendik”, 1983 sonrasında Türkiye’ye “Benim memurum işini bilir” sloganıyla yansıyan “yeni imparator” piyasa, 2001 sonrası “tek hakim” oldu! 2001 krizi “piyasaların bir ülkeyi” ekonomik, siyasi ve dış politika dinamiklerinde nasıl esir alabileceğinin en “önemli” denemesiydi ! Piyasa İmparatorluğuna karşı zayıf olan 57. Hükümet İmparatorun birkaç darbesiyle devrildi...

Peki dünya genelinde ve Türkiye’de insanlar “nasıl bu kadar” saf ve tepkisiz şekilde gelişmelere seyirci kaldılar?

Kabuğu “güzeldi”! Daha doğrusu “içi sertti ama ambalajı” iyi yapılmış, “motto” iyi seçilmişti ! Piyasa kavramına inanmak “yüce bir değere teslim olmaya” benzetilmiş psikolojik olarak toplumlar hazırlanmıştı...Bu ülkede “piyasa bozulmasın” diye “konuşamam” diyen Genelkurmay Başkanları, Başbakanlar, Bakanlar gördük... Amerika da farklı değildi, hala değil...

Sevgili dostlarım, “piyasa, sivil toplum, herkese eşit şans” gibi kavramlar havalarda uçuşurken, 1980’ler sonrasında o güne kadar “devlet” olduğunu sandığımız birçok “ülkede” inanılmaz skandallar ortaya çıktı...Amerika bu işte de başı çekti ve Enron skandalı patladı...

Askeri-endüstriyel “yapının” en önemli temsilcilerinden biri olan Bush Ailesi’nin, Enron’un kurucuları ile ilgili söyledikleri cümleleri hatırlayın; “Enerji piyasasının serbestleşmesine yaptıkları katkılardan dolayı onlara teşekkür borçluyuz”... İşte büyük “devlet” Amerika, işte “serbestleşme-piyasa” algılaması altında olanlar...28 Şubat sürecinde Türkiye’de de durum farklı değildi. Hükümeti devirmek isteyenler “piyasa imparatorluğu ve alt dinamiklerinin” etekleri altında “her türlü” oyunu oynarlarken, Türkiye “Finansal Ergenekon” dinamiği ile tanıştı...

Sonuç : Konuyu daraltalım ve Türkiye’ye odaklanalım...Biz “devlet yapısı güçlü, anti-emperyalist bir süreçle kurulmuş bir ülke” değil miyiz? 1980-2004 arası “piyasa baskısına” nasıl teslim olduk ? Türkiye’de de süreç bütün dünya ile aynı anda başladı ve ivmelendi; 1980 askeri darbesi ile “ulusal devletin”, piyasa devlerine dönüştürülme “süreci”, toplum yeterince “depolitize” edildikten sonra sonrası gelenlere ihale edildi... 1980-2004 arasında Türkiye adeta “piyasa piyesinde” figüran haline getirildi...Bu dönemde halkın 1,5 trilyonu çalınırken, iktidarda olan “iradesiz hükümetler” IMF-Dünya Bankası-İçerideki yerleşik düzen arasında “sefil” oldular...

Son söz : Piyasa “hiper imparator” olma yolunda ilerliyor... Dünya ve Türkiye buralara bir günde gelmedi... Amerika’da 1950, Türkiye’de 1980 sonrası kavramlar hızla yıpranırken, “para en yüce değerdir” anlayışı toplumun ana algılama damarı içine yerleşti... Dediğim gibi “piyasa” bir günde imparator olmadı... Bu bir süreç ve “zirveye” doğru hızla ilerliyor...Türkiye’nin şansı da tam bu noktada ortaya çıkıyor; 2004 sonrası Hükümet olan İRADE, bu oyunu gördü ve özellikle Başbakan Erdoğan’ın attığı adımlar ile bu “tiyatro yıkılarak” IMF Türkiye’den kovuldu, içerideki “Finansal Ergenekon” çökertilme yoluna sokuldu...Bugün “piyasa kavramına inanan” gerektiğinde çıkarlarını maksimize etmek için kullanan ama fazlasının pompalanarak “halkının soyulmasına” izin vermeyen bir Türkiye var ! “Bu nasıl oldu” derseniz, cevap gayet açık; bu sayfada anlattığım OYUN bozularak...Başbakan Erdoğan bu “gidişi durduran” ve piyasa İmparatorluğuna karşı savaşı bu güne kadar “galip” yürüten dünya üzerindeki birkaç liderden biri...Umarım bu gidişi geri çevirmeye kimsenin gücü yetmez...