Yazarlar

Mustafa KARTOĞLU

Mustafa KARTOĞLU

mkartoglu@stargazete.com

‘Teşhisi Necip Fazıl koydu, biz tedavi ediyoruz’

Mustafa KARTOĞLU tüm yazıları

Beyaz Adam’ın Amerika kıtasında ilk kurduğu kentlerden biri olan Boston, bugün iki bilimsel dev olan Harvard Üniversitesi ve Masachussets Technology Institute (MIT) ile tanınıyor. Bu üniversitelerde lisans üstü, doktora ve öğretim görevlisi düzeyinde çok sayıda Türk bulunuyor. Kentteki diğer üniversitelerde ve hastanelerde de hatırı sayılır Türk akademisyen ve doktor görev yapıyor.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, hafta başından bu yana kelimenin tam anlamıyla bütün gününü Harvard’daki Sağlık Bakanları Liderlik Forumu’nda geçirdi. Forum, gelenekselleşenlerin aksine, katılımcıların gece dersleri yaptığı, sabah erken saatlerde tartışmalarla başlayan ve akşam birlikte üretilen yeni sonuçlarla tamamlanan deyim yerindeyse bir ‘interaktif ders programı’ şeklinde gerçekleşti. Bakan’la ancak forumun son günü görüşebildim. Öğrendim ki, ben gelmeden önceki 3 günde de kimseyle teması olmamış. Kentteki Türk Kültür Derneği’ni de ancak önceki akşam ziyaret edebildi örneğin.

Bakan Akdağ, burada bir araya geldiği Türk akademisyenlere Türkiye’nin temel sorununu anlatırken STAR’ın okuyucularına armağan olarak tıpkıbasımını yaptığı üstad Necip Fazıl’ın Büyük Doğu dergisine atıfta bulundu. Derginin son sayısında Üstad’ın Türkiye’nin temel sorununa teşhis koyduğuna işaret eden Akdağ, “Üstad, ‘Bizde sistem yok’ diye yazmış daha 1960’larda. İşte bugün biz sistem kurmaya çalışıyoruz” dedi.

Türk bilim adamlarına Türkiye’deki üniversitelerde ders verme çağrısında bulunan Akdağ, özellikle ABD sisteminin aynı anda iki ülkede ders vermeyi mümkün kıldığını hatırlattı. Bakan Akdağ, sağlık ve ilaç alanında yatırım ve araştırma yapmak isteyenlere de kapıların açık olduğunu anlattı.

Harvard’daki dersler sırasında 10 yılın ‘kişisel hesabını’ da çıkardığını anlattı Bakan Akdağ. “Bazılarını kendime saklayayım” kaydını koyduktan sonra, aldığı‘dersleri’özetledi: “Liderlik açısından, sabırla dinleyen, eleştiriyi kabul eden değil, isteyen biri olmak. Toplumla, tüm paydaşlarla istişarenin, ortaklıklar ve işbirlikleri kurmaya önem vermek... Eksiklerimi de gördüm. Onları da burada kafamda ve ruhumda tamamladım.”

Bakan Akdağ, ısrarıma rağmen ‘kürtaj’ konusuna girmedi. “Tek kelime etmem” demekle yetindi, söylenmesi gerekenleri söylediğini ima ederek. Bu konuda yapılmakta olanlar da malum. Bilimsel kurul oluşturuluyor, yasal düzenlemeler gözden geçiriliyor. Bundan sonrası kürtaj ve sezaryene bakış açısına göre şekillenecek.

Boston’da üç dönemini tamamlayan bir bakanın, gelecek üç dönemi daha şekillendirecek, güçlü kılacak bir sistem için sabahın köründen akşamın karanlığına kadar ‘ders çalıştığına’ tanık oldum. Bu, bakanlıkta ‘işleri otomatiğe bağlamak’ değil- aksine gelecek bakanlara ‘öğrenen’ ve güçlü liderlikle geliştirilebilen bir ‘sistem’ bırakmak anlamına geliyor.