Yazarlar

Yiğit BULUT

Yiğit BULUT

yigitbulut@stargazete.com

Yerli firmalar çok iyiler ama...

Yiğit BULUT tüm yazıları

Uzun bir süredir “savunma-elektronik ve otomotiv gibi konularda yerli firmalar ne yapabilir” sorusuna cevap arıyorum. Bunu oturduğum yerden de yapmıyorum, elimden geldiğince araştırarak, ziyaret ederek özellikle “yerli üretim” fikrine inanan kilit isimlerle görüşüyorum... Çok “parlak” şirketler, üretim ve geliştirme konusunda “öne çıkmayan-çıkamayan” hazineler gördüm...

Sevgili dostlar, “bütün bu firmalarda” ve görüştüğüm yetkililerinin yüzlerinde gördüğüm bir manzara var; ÇEKİNİYORLAR! Konuşmada belli bir noktaya geldikten sonra hep duyduğum aynı cümle: “YAPARIZ AMA X, Y, Z bizi yok eder, banka kredilerimizi kestirirler, bizi bitirirler”!

Haksız da değiller, ne zaman “üretimde” ulusal bir holding veya yabancı bir temsilci ile “kapışır” hale gelmişler, bankalar ile aralarının bozulmasından başlayan birçok olay gelmiş başlarına... Diyeceksiniz ki; gerçekten yapabiliyorlar mı, üretebiliyorlar mı! O zaman sorun olmamalı!

Sevgili dostlar, inanamayacaksınız, “hadi canım olur mu” diyeceksiniz ama “yapabilmelerine rağmen yapmıyorlar”! Bazı detayları araştırana kadar ben de bilmiyordum, mikro çip, ana kartlar hatta bitmiş yerli “pad” dahil Türk firmaları, “cep telefonundan savunma endüstrisi için milyarlarca dolar verip aldığımız birçok ürüne kadar” üretebiliyorlar ama “markalaşma-büyüme-ortaya çıkıp rekabet etme” yoluna, korkular-baskılar ve dolaylı-dolaysız yaptırımlar sonucu girmek istemiyorlar... Yukarıda da yazdığım gibi; ÇEKİNİYORLAR!

Bu noktada soralım; baskı nereden, kimlerden ve nasıl geliyor?

Baskılar yerli ve yabancı! X markasını Y Holding üretiyor, Z markasını Y firması getiriyor, yılda şu kadar milyar dolar pazar payı-reklam gideri-ithalatı var! Reklam veren olduktan sonra iş daha da kolay. Reklam verdiğin basın seni kolluyor, seninle rekabet eden küçük-orta firma çalıştığın bankalara kapıdan bile giremiyor! Hep aynı gerçek çıkıyor karşımıza; K markasını C-D holding yönetiyor, Türkiye’de gücü belli, bankalarla yaptığı iş şu kadar, küçük-orta boydakilerin şansı yok!

Sonuç: Yukarıda yazmaya çalıştığım ve ancak yüzde birini aktardığım gerçekler “Bizans Sınırları dışında kalan, “Anadolu sermayesi” dediğimiz bütün üreticilerimizde dilden dile dolaşıyor ve onlar da “Küçük olsun, bize bulaşmasınlar, başımız ağrımasın” şeklinde bir strateji seçerek yollarına devam ediyorlar... Bizans’ın sınırları içinde kalıp, AB anlaşmaları ile “malı götürüp, TÜSİAD ve TOBB’u elde tutanlar” bu adamlara hayat şansı tanımıyorlar!

Son söz: Bu tespitler sonrası “yapma-yapabilme potansiyeli ve yeteneğini” bizzat gördüğüm ve görme şansım olmayan bütün şirketlere sesleniyorum: KORKMAYIN! Burası artık eski Türkiye değil! Türkiye artık Bizans surları arkasından yönetilen, “yerli-yabancı” işbirlikçilerin “siyasi baskıyı da kullanarak-yönlendirerek” etki altında tutabildikleri bir ülke değil! KORKMAYIN, adım atın, sizinle uğraşan varsa, gelin beraber onlara CEVAP OLALIM! Başbakan Erdoğan’ın defalarca yaptığı “ÜRETİN” çağrısını unutmayın! Üretin “LCD’yi, bilgisayarı, cep telefonunu, pad’i, savunma araç-gereçlerini ve daha birçok ürünü”, KURTARIN TÜRKİYE’nin parasını ve arada “üreticiyim” diye dolaşanlara kaptırdığı komisyonunu! Bozun bu “ürettik” deyip, Bizans sınırları içinde yerleşip ense yapan “montajcıların” oyununu! Bu ülkede “cep telefonu” ithal edenlerin, nasıl düşük gümrük ödediğini, ÖTV’den nasıl sıyırdıklarını, üretim dediklerinin vergiden kaçmak için “içeride birleştirilen” montaj setleri olduğunu vurun yüzlerine!

Not: “Ben üretirim, üretiyorum” diyen herkese sesleniyorum: Bir basın mensubu olarak sesiniz olmaya, gördüğünüz her türlü baskıyı, zulmü, maddi-manevi işkenceyi kamu yararına kamuoyuyla paylaşmaya hazırım. KORKMAYIN! Bu ülkenin, zamanında “X, Y” distribütörü oldular diye bazı adamlara “verecek” milyar dolarları yok!

Ramazan boyunca

Başlığa sığmadığı için yeniden yazmak istiyorum; Ramazan boyunca 24 ekranında “her anı sizlerle” paylaşmak, Türkiye Ramazan’ı nasıl idrak ediyor-yaşıyor detaylarını paylaşmak üzere hazırız... Renkli, paylaşımcı ve manevi zenginliklerimizi birbirimize aktarabileceğimiz bir ekran planladık... Bütün Türkiye’nin Ramazan ayı mübarek olsun...