Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

ABD mi, Rusya mı?

Son zamanlar Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini "yağmurdan kaçarken sele yakalanma tehlikesi" gibi yorumlama eğilimini görmekteyiz. Ciddi akademisyen kesim tarafından bu yorumların yapılması, ister istemez gerçekten mi, ABD ile ayrışma, Rusya ile gelecek inşası söz konusudur" sualini devreye sokmakta! 

 

Dünyadaki dengelerin değişim seyrine baktığımızda, Türkiye’nin esasında herhangi bir kimsenin tarafına kaymasının söz konusu olmadığını açıktan görebiliyoruz. Gel gör ki; uluslararası düzendeki değişimleri ve gelecek seyrin içeriğine değinmeden, Türkiye’nin ABD'den kaçarken Rusya'ya yakalanma riski üzerine konuşulmakta. Oysa şu an ki konjonktürel durumun kodlarına baktığımızda Asya'nın yeniden güç merkezine dönüşme dönemine denk geldiğimizi görmezden gelemeyiz. 

 

Rusya ile geçmişte savaştık, doğrudur! Lakin "her zaman savaşacağız" diye bir kural söz konusu değildir. Ayrıca Türkiye kendi başına öyle bir denge ki, şu anda "herkesin Türkiye'yi yanına çekme" döneminde olduğumuzu da unutmamakta yarar vardır. 

 

Rusya ile ortak bir takım konularımız söz konusudur. Etki ve ilgi alanlarımız var. Bu ileride ortak paydaşlık yapabileceğimiz konularımızın olacağının açık olduğunu göstermekte. 

 

ABD ile ciddi anlamda ortaklık yapacağımız konularımız söz konusudur. Evet, kimse bunu inkar etmiyor. Zaten şu anda Türkiye denge politikaları ile geleceğini garantilemeye gayret etmekte. 

 

Tek başına bir hegemonik güç etkisindeki dünyanın, korkunç dünya olduğunu görüyoruz. Bu nedenle, zaten birinin yerinin başkasına geçmesi gibi dünya da yok karşımızda! 

 

Çin tek başına, en az ABD kadar tehlikelidir! Bunu da gayret iyi anlamaktayız! Lakin tüm korkular üzerinden "gelecek" yorumu yapamayız. Böyle bir dünya yok, böyle bir lüks hakkımız da yok! 

 

Gelelim sadede; ABD'yi Rusya'ya mı değişiyoruz? Bazı ciddi hesap ettiğimiz kalemlerin veya akademisyenlerin endişesi neye dayanıyor? Herkese kulak vermek, doğru kararlara etki eder. Lakin her kararı korku üzerinden inşa etmek, daha vahim korkunun doğmasına neden olur! 

 

Türkiye’nin konumu, yeri ve ilerideki pozisyonunu reel veriler üzerinden okuyarak gelecek inşasına gitmemiz, rasyonel bakış açısını barındırır. Burası doğru. Lakin ABD'den korkan bir kesimimizin, daha beter korku olarak Rusya'yı göstermesine anlam vermek de zordur! 

 

Rusya komşumuz. Rusya ile ortak bir takım konularda masadayız. Bunu sadece Suriye üzerinden okumamamız lazım. İleride başka konular ve konumlar devrede olacak, hiç kuşkusuz! Rusya ile anlaşarak, ortak konu ve konumlarımızda paydaş olma imkanı söz konusudur. Bunu yaparken ABD ile ortak yol yürümede sorun yok. Zaten içinde bulunduğumuz dünya, böyle bir taraf anlayışını benimsememekte. Herkes kendi çıkarları istikametinde olaylara bakmak zorundadır. Almanya; ABD'nin neredeyse sözcüsüyken, şimdi kendi meselelerine odaklanan adımlar atma gayretinde. "Ukrayna' meselesinde, Rusya ile açılan arayı, şimdi tekrar kapatmak istemesinin manası budur. 

 

Bağımsız politikalar üretmek için birden fazla koza sahip olman şarttır. Bu kozlar sayesinde, bir noktadan farklı noktalara ilerleme imkanı kazanıyorsun. ABD ile ipler bu kadar gerilirken, daha sonra yumuşama hatlarının altındaki mesele de budur! 

 

Rusya, Çin ve İran da aynısını yapıyor. ABD de aynısını yapıyor. Türkiye yaparken neden korku senaryoları devrede acaba. Türkiye'de akademisyen, siyasetçi ve yazarların bir kısmı neden bu kadar ürkek? Bu ürkeklik bile, eskiden dayatılan algının bir parçasıdır. Bizi, kadim bir devletin ve medeniyetin çocuklarını, bu kadar ürkek yapan şeyin, zaten "yeniden kendimizi bulmamızı engellemek" için icat edildiğini unutmayın...