Selim ATALAY
Selim ATALAY
http://www.selimatalay.com
Yazarın Sayfası

ABD’de uzun yaşamanın sırları

Amerikan polisi silahını çekince, karşısındakinden mutlak itaat bekler... Ve polis tetiğe basmaya karar verdiğinde öldürmek için ateş eder... Öldürücü Kuvvet Kullanmak- deniyor... ABD polisi için silah kullanmak, bir güvenlik adımı... Yetkiyi anayasa mahkemesinden alıyorlar. Mahkeme kararlarından çıkan sonuç şu: Polisin, diğer polislerin ya da çevredekilerin yaşamına tehdit oluşturan bir kişiye polis ateş eder. Ayrıca eğer sanık ağır bir suç işlemişse ve kaçmaya çalışıyorsa ve de kaçması ciddi bir tehdit oluşturacaksa, yine vurulur. 
 
Ferguson’da günlerdir süren ayaklanmanın ve polisle çatışmaların temelinde 18 yaşındaki silahsız ve siyah gencin en az 6 kurşunla polis memurunca vurulması var... Silahsız birisinin öldürülmesi, her durumda rahatsız edici, ancak olayın ayrıntıları hâlâ tam bilinmiyor. Gencin, polisin silahını almaya çalıştığı ya da polise yumruk attığı iddiaları var. -Dur- ihtarından sonra koşarak polisin üzerine yürüdüğü de öne sürülüyor, ancak ayrıntı hâlâ yok.
 
Bu olayın daha etkisi sürerken, 5-6 km ötede bir başka olayda polis bir siyahı daha öldürdü... Görüntüleri de var. Bu kez sanık bakkaldan iki kutu içecek alıp, ödemeden dışarı çıkıyor, sonra dönüp raftan bir de donut kurabiye alıyor... Dükkanın önünde oyalanırken ve akıllı hareketler yapmazken, polis geliyor. İki polis araçtan çıkarken, sanık bıçak çıkarıyor ve polislere doğru sallayıp, bağırıp çağırıyor. Bu arada -Olduğun yerde kal- komutu var, ancak dinlemiyor ve iki polis 12 el ateşle sanığı öldürüyor. 
 
Neden yaralamıyorlar? Polis anlayışında yaralama yok. O hareketlerin filmlerde olduğunu söylüyorlar... Yaralamaya çalışırken ıskalayıp başkalarına zarar vermeleri riski varmış. Ayrıca yaralamakla tehdidin durmayacağına inanç var. O yüzden silah çekiliyor, şöyle böyle ihtar ediliyor ve öldürücü kuvvet kullanılıyor. Ferguson’daki olayda ve diğerlerinde polisin ceza da almadan dosyanın kapanması mümkün. ABD’de 2012’de 410 kişi polis tarafından öldürüldü ve dosyalarda yargılamaya gerek görülmedi. 2013’te bu sayının 450’ye yaklaştığı söyleniyor. Tam veri yok. Japonya’da ise yakın tarihte bilinen hiç böyle bir olay yok. Almanya’da 8 kişi öldürülmüş. Yani Amerika’da her gün en az bir kişi polis kurşunuyla öldürülüyor.
 
İdam cezası ile de karşılaştırmışlar, son 10 yılda idamların sayısı yılda 80-90 arasında kalmış. Polis kurşunuyla ölümler ise 400’den aşağı inmemiş.
 
Silahsız adamı kurşunlayıp öldürmek -Orantısız güç kullanımı- diye düşünülse de yasa polise makul karar verme yetkisi veriyor. Yani o anda başka polis nasıl düşünüp nasıl hareket ederse, o makul. Burada -silahsız adam polise doğru koştu, polis de onu vurdu- deyince, gerçekten tehdit olup olmaması değil, polisin algılaması ve takdiri önemli.
 
Hukukçular şu garip örnekte ateş etmesi halinde polisin yargılanmayacağını söylüyorlar: Bir adamın, çocuğun boğazına bıçak dayadığını gören polis, ateş edip adamı vuruyor. Ama adam çocuğun babası ve elindeki de plastik bıçak: Baba şaka yapıyormuş... Burada polis -ben tehlike gördüm- deyip kurtuluyor.
 
Aslında bu garipliklerin ve infazların en büyük nedeni: ABD’nin silah merakı... Herkes tepeden tırnağa silahlı olunca, silahlanmak bir Anayasal hak sayılınca, polis de herkesten daha önce tetiği çeken taraf olmak istiyor... Elini cebinden çıkaracaksın, çünkü silah tuttuğunu sanabilir.
 
Amerikan polisi itaat bekliyor. Los Angeles’ta 17 yıl polislik yapan, şimdi de üniversite hocası Sunil Dutta, geçen Washington Post gazetesine yazdı. Diyor ki: Canının yanmasını istemiyorsan, dediğime uy...
 
Olaya polisin nasıl baktığını özetlemiş: “Kurşunlanmak, taser ile elektrik akımı yemek, biber gazına hedef olmak, coplanmak, yere indirilmek istemiyorsan, sana ne diyorsam onu yap. Benle tartışmaya girme, bana argo sıfatla hitap etme, -beni durduramazsın- deme, -ırkçı köpek- deme, sonra hakkımda dava açacağını ve beni meslektan attıracağını falan söyleme. Maaşını ben veriyorum- deme, hatta bana doğru sert adımlarla yürümeyi aklına bile getirme...”
 
Peki poliste bir kanunsuzluk varsa: Sonra amirimi bul, şikayet et, insan hakları kuruluşlarına git- diyor... Sistem açısından da -Polisin karşısında sen zaten yargı kararı kesinleşene dek suçlu değilsin- diyor ve polise o an tolere edilip, sistemin işlemesine izin verilmesini istiyor... Ve vurgu hep aynı: Öldürülmemek için, o an söylediklerime aynen uy... Polisten uzak kalmayı başaranlar, ABD’de uzun yaşıyor.
 
twitter.com/selimatalayny