Yazarlar

Halime KÖKÇE

Halime KÖKÇE

hkokce@stargazete.com

ABD'nin tekerine sokulan Zeytin Dalı

Halime KÖKÇE tüm yazıları

Zeytin Dalı Operasyonu sadece Suriye'de değil Ortadoğu'nun tamamında pozisyonları değiştirecek bir potansiyel etkiye sahip. Bir kere Türkiye açısından artık terör örgütleriyle mücadelede; “ABD'nin, Almanya'nın müsaade ettiği kadar”, “Silahlarını kullanmaya izin verirse şayet” gibi vesayetlerden kurtulmuş durumda. Tıpkı Fırat Kalkanı'nda olduğu gibi sınır ötesinden gelen terörü kaynağında yok etme kararlılığında. Uluslararası alanda Afrin Harekatı ile ilgili meşruiyet sorunu yaşamadığı gibi ABD'nin PKK-PYD ile ilgili ileriye dönük planlarını da şimdiden geçersiz kıldı. 

Yani Afrin Harekatı, Türkiye'nin güneyinde bir terör koridoru oluşumunu engellemesinin yanı sıra aslında ABD'nin Ortadoğu'daki varlığını da sürdürülemez hale getirdi. Başta taşeronları olmak üzere bölgedeki legal-illegal tüm aktörler, ABD ile ilişkilerini gözden geçirecek artık. 

Buna Suud-İsrail-BAE-Mısır koalisyonu dahil. 

Türkiye'nin güvenliğinin Halep'ten, Şam'dan başladığı gerçeğini Suriye'de süren savaş vesilesiyle acı bir şekilde tecrübe ettik. Türkiye'nin Suriye'de sahadan ve masadan itilmeye başlandığı 2013-2014'ten sonraki süreç aynı zamanda Türkiye'nin kuşatılmaya başlandığı bir vasat oluşturdu. PKK-PYD'nin Suriye'deki savaşı Türkiye'ye taşıma amacına TSK ve emniyet içindeki FETÖ'cü unsurlar yardım ediyordu. Sınır güvenliğimizi emanet ettiğimiz askerlerin FETÖ'nün hizmetinde olduğunu ancak 15 Temmuz darbe girişimiyle anlayabildik. 15 Temmuz'dan hemen sonra, bu travmayı daha atlatamadan can havliyle başlattığımız Fırat Kalkanı Harekatı, ABD komutasında FETÖ+PKK/PYD+DEAŞ tarafından gerçekleştirilen kuşatmayı geri püskürtmenin ilk hamlesi oldu. 

Türkiye FETÖ'yü tasfiye etme imkanı yakaladığı için bu süreci tersine çevirebildi. Bugün de Afrin Operasyonu'yla terör örgütünün kanton oyununu başına yıkabiliyor. 

Ve artık herkes çok iyi biliyor ki operasyon Afrin'le de sınırlı kalmayacak. Türkiye'nin Fırat'ın doğusunda da PYD'nin varlığına tahammülü yok.   

*** 

Zeytin Dalı Harekatı Türkiye'nin kendi güvenliği için olduğu kadar Suriye'de çözümü mümkün kılacak adımlardan biri olması açısından da önemli. DEAŞ sonrasının siyasi çözümü başlatacağı söyleniyordu, malum. Türkiye'nin sahaya girmesinden sonra Suriye'de çözümün DEAŞ'tan değil PYD'den de sonra mümkün olacağı kabul edildi. PYD'nin Soçi'ye çağırılmaması Türkiye'nin koyduğu bir şarttı. 

Türkiye, Cerablus ve El Bab'da DEAŞ'a karşı sivil kaybın olmamasına azami dikkat göstererek çok başarılı bir operasyon yürüttü. Sonrasında gördük ki DEAŞ denilen canavar ABD'nin silahlandırdığı PYD ile çatışmıyor bile, önünden kaçıp gidiyor. Bir zamanlar çatışmadan PYD'den aldığı yerleri yine çatışmadan PYD'ye terk ediyor. 

DEAŞ'ın sadece TSK ve ÖSO'ya karşı mukavemet göstermiş olması zaten kuşku uyandırıyordu. BBC'nin DEAŞ'ın Rakka'dan çıkışına PKK'nın refakat ettiği haberiyle birlikte DEAŞ ve PKK/PYD'nin yeri geldiğinde müttefik de olabildiklerini gördük. 

Adına vekalet savaşı denilen bu kirli oyunla Suriye'de bir terör borsası kurulduğu artık netleşti. Zeytin Dalı Harekatı'nın bir sonucu da meşru devletlerin terör örgütlerini gayri meşru amaçları için kullandıkları bu düzenin sonunu getiriyor olması.   

*** 

Özellikle ABD için artık mızrak çuvala sığmıyor. Kendi kamuoyunda bile PKK'lı canlı bomba eylemcileriyle yan yana anılır oldu. Türkiye'nin devlet kurumlarını kendine kalkan yapan FETÖ'yü kullanamadığından beri iyice çamura saplandı. Çünkü FETÖ, ABD'nin kirli emellerini legalize etmesini sağlıyordu. 

Afrin Operasyonu'nun Türkiye için terör örgütlerini temizleme ve güneyinde terör koridoru oluşumuna izin vermeme, Suriye için de toprak bütünlüğünü temin eden bir siyasi çözümü yakınlaştırma hedefi var. 

Bunun yanı sıra orta ve uzun vadede terör örgütlerinin bölgesel dizayn için kullanılması vasatını ortadan kaldırma ve ABD'yi Ortadoğu'dan el çektirme hedefini de haiz olduğunu düşünmek mümkün. 

En azından bunlar artık ABD için kolayına ve el altından yapabileceği işler değil.