Yazarlar

Alin TAŞÇIYAN

Alin TAŞÇIYAN

atasciyan@stargazete.com

Absürd Rus hikayeleri gibi her şey

Uğur Yücel'in Kars'ta çektiği, Çehov esinli filmi Soğuk, Berlin Film Festivali Panorama bölümüne seçildi. Ünlü oyuncu -yönetmen Türkiye'de 2013 sonbaharında izleyeceğimiz Soğuk'u ve yeni çıkan kitabı Yağmur Kesiği'ni STAR pazar'a anlattı.

Soğuk'un Berlin Film Festivali Panorama bölümüne seçildiği haberini alınca ne hissettiniz?

Komik! Adil Kaya- Ayten Akyıldız İstanbul’a geldiler. Bu arkadaşlar Nürnberg’de Türk- Alman film festivali yapıyorlar. Çok yarışmaya girecek lafları ediliyormuş kuliste, beğenmiyoruz Panorama’ yı. Adil’ in Berlinale’ de kontakt numarası vardı. Ben lafımı bitirdim. Adil’ in telefonu çaldı. Berlin arıyor dedi. Biriyle konuştu. Yönetmeni karşımda kabul ediyor mu sorayım dedi. Telefonu kapattı. İşte gönderdik .

Soğuk'un dünya prömiyerini dünyanın en önemli festivallerinden birinde yapacak olmak sizin ne anlam taşıyor?

Berlin’i çok severim. Zaten öyle kırmızı halı kilim de yok filmin gittiği yerde... Süper rahatlık. Dünya prömiyeri hissiyatı olmamıştı. Evet seyirciye ilk orada çıkacak. Merak ediyorum tepkileri. Doğru ilk defa bir filmimin ilk gösterimi Berlin’ de olacak. Bence eğleneceğiz.

Yazı Tura hem politik hem estetik yönden yankı uyandıran, yeni sinemamız içinde önemsenen bir film oldu. Sonra gerçekleştirdiğiniz filmler daha popüler yapımlardı. Filmografinizin bu gidişatı izlemesinin nedeni nedir?

Benim hissettiğim gibi yaşamam lazım. Hikaye yazıp çekmem lazım. Kendi kafamla ilişki en güzeli. Olmuyor. Hayat çalkantılı... İşlerim de öyle. Ne yapalım rahmetli dedemin söylediği gibi mevsimsiz bir adamım. Dedem bunu söylerken gülerdi bana. O kadar seyrek gülerdi ve o kadar ciddiydi ki, güldüğünde bambaşka bir surat gördüğümden çok yadırgardım. Beni hem çok seviyor hem şaşırıyor . Ben koca ailemizin kafasındaki yırtıktım. Evet dede mevsimsizlik berdevam. Hiç kimsenin beklediği gibi yaşayamıyorum. Herkesi projelendirebiliyorum kendimden başka. Otur Yolcuuu! Her türlü analiz- sentez var bünyede anlatayım. Kendime hiç faydam yok. Ama iyi hayat! Ne kadar ciddiye alarak geçmiş ömür.

ÇEHOV’UN ÜÇKIZKARDEŞİ…

Sizi taa Doğu'nun masal şehri Kars'a götüren, karlar içinde çekim yaptıran öyküyü anlatır mısınız?

15 yıl once Trabzon’ a gitmiştim. Bir kafeye götürdüler gece. İçerisi Rus kızlar dolu. Çok güzeller. Nasıl bir omurga! Kızları uzaktan tanıtıyorlar oralılar. Bir Telefon Sveta var, Gulyud Alla var. Bak! Bak! Ha buuu! diyor. Niye Gulyud diyorum! Gullit, muazzam futbolcuydu. Bu adam Hollandali, yanılmıyorsam Surinam asıllıydı Gullit! Abi saçlara bak renge bak. Sen esmer kıvırcık siyah saçlı Rus gördün mü diyorlar. Ha bu Gulyud! Matrak kafalar… Bir Olga var… Bu da Maşa dediler. Bu isim tam adamların eğlencesi. Ha bu Maşa! Bildiğun da maşa! Ulan İrina’ da var mı dedim. O buranın en güzeli ama şimdi yok dediler. Sonra o da geldi. Olga, İrina, Maşa. Çehov’ un Üç Kızkardeş’ i. Aynı gece Sveta sevgilisi tarafından vurulan ve felç kalan bir Rus kız için para topluyor bütün pavyondakiler okkalı paralar veriyordu. O zaman hikayeyi yazmaya başladım.

Zihninden sürekli öyküler geçen, yaşadığı her anı öyküleştirmekte olduğu hissedilen bir insansınız. Onca öykü arasında Soğuk nasıl oldu da sıyrılıp senaryoya dönüştü? Sizin için anlamı nedir?

Benim için Çehov’un küçük burjuvaları bize komünistler Moskova’ya diye naralananların bir kuşak sonrasının koynuna giriyordu. Konservatuarda Çehov tutkunu olmuştum Üç Kız Kardeş’i sahnelemek istiyordum. Neyse bizim hikayeyi kurdum. Sonra Trabzon’a mekan bakmaya gittim. Aradığım iklim soğuktu kafamda. Ilık yağmurlar insanın yüzüne sıcak dalga vuruyor filan. Sonra Alacakaranlık için çekim yapmaya gittim Kars’a ve bu filmi burada çekeceğim dedim. Neyse! Kars ve soğuk filmin kişiliğine çok oturdu. Sahiden kan donduran bir film oldu.


Çekim sırasında neler yaşadınız? Gezici Festival dolayısıyla ziyaret ettiğiniz Kars'ta çok sevildiğinize ben de tanık oldum.

Benim orada aşiretim var artık. Dayı diyorlar bana. O kadar çok amcaları var ki. Bana dayı uygun gördüler. Kime dönsen bu benim amcam diyorlar! Bir bakıyorsun küçük çocuk benim yaşımda köftecinin amcası çıkıyor. Absürd Rus hikayeleri gibi her şey. Bulgakof kafası bunlar. Çok kaynaştım oralarla. Beni zaten Güneydoğu’ dan sal Kaşkarlar’da bulursun. Hem foklorüm yani iç müziğim ve dışa taşkınlık mı içe kapanıklık mı bilmiyorum, hem de ruhum oturur oralara. Hani şehrin mimarisi katledilmemiş olsa eski bir Rus evine yerleşeceğim. Bunun votkayla ilişkili olduğunu sanıyorum. Votka en güzel yüksek rakım ve karda içilir. Kar yağışı tam bir hayaldir ve ona karşı tek bir gerçeklik vardır. Votkaaa! Bir de geceleri oraların hayatlarında yani arka bahçelerinde gülümseyen kadın hayaletler dolaşır. Ne Çehov okunur be!

Ahmet Rıfat Şungar, Şebnem Bozoklu, Ezgi Mola gibi daha önce de birlikte çalıştığınız profesyonel oyuncularına rol vermenin yanı sıra Kars'ın ileri gelen ailelerinden Cenk Alibeyoğlu'na başrolü teslim ettiniz. Nasıl karar verdiniz bu rol dağılımına?

Cenk komik bir adam.. İnsanda herşeyi yapabilir hissiyatı yaratıyor. Borat gibi. Şimdi denilebilir ki işte oralı biri zaten kendini oynamış. Hayır! Cenk bambaşka biri. Adam kesin Horasan’ dan. Yani elli kişiye flüt çaldır tahtanın özünü biri bilir. O da öğretilmez. Rifat, Şebnem Ezgi de bambaşka gözükecekler. Can arkadaşlar hepsi.

Öykü kitabınız Yağmur Kesiği yeni çıktı... Umduğunuz gibi karşılandı mı? Satışından memnun musunuz?

Satışıyla ilgilenmiyorum. Benim için film çıkması heyecandır. Kitap çıkmasını hiç düşünmedim. Ama garip! Şimdi kitap elde avuçta tutulan birşey, taşıyor seni elinde okuyucu. İnsanın kalbi gibi değil mi o kitap! Ne tuhaf birşey bu! Elinde benim muhtelif akşamlar sabahlar yazdığım muhtelif hayallerimi okuyor. Bu gerçekten bilmediğim ve hiç de heves etmediğim bir yerdi. Benim çocukluğumda bir mektup bir sayfa ne kadar değerliydi. İnsanlar birbirlerinden tam da ellerinin değdiği kağıt parçaları bekliyorlardı. İçinde bir şey olan. Bazen yıkık yalılarda çilingir kurmalıyız bedeviler.

SON GÜN YOLLADIM, 11 ÖDÜL ALDI

Adınız sık sık dizi projeleriyle gündeme geliyor... Berlin'den sonra filminize dünyanın dört bir yanından talep olacaktır. Festivallere katılmanıza engel olacak bir çekim takvimi belirlendi mi? Belirlendiyse hangi proje?

Vardı öyle bir şey ama biraz ötelendi diyorlar ya öyle oldu tesadüfen. Ama ben ne kadar bu filmin gezilerine katılabilirim bilmiyorum. Çalışmak gerek. Bunan sonrası benden çıktı diyeceğim. Tıpkı kitapta olduğu gibi. Filme yetişmek zor!

Soğuk'u Türkiye'de ne zaman izleyebileceğiz? Ulusal yarışmalara katılacak mısınız?

2013 Sonbahar. Evet festivallere katılacak burada da. Çünkü benim filmim değil bu artık. Çalışan herkesin. Onlar ödülü hak ediyor ve alsınlar. Kimse de beklemiyor ha! Hiç ilgileri yok. Ben Yazı Tura’yı Antalya’ ya da diğer yarışmalara da yollamayacaktım. Bir muhabbette İki yönetmen arkadaşım, (Zeki- Bilge) manyak mısın yolla çok eğlenirsin dediler, Son gün yolladım. 15 dalda aday oldu 11 ödül aldı. Maymun olduk hepimiz. Ekibe bir baktım. Herkes çığlık atıyor. Ben de havaya girdim. Ödül konuşmaları filan yapıyorum. Bütün karizma s.çtı. Sülalemi sayacağım neredeyse. Böyle geçiyor hayat işte. Ama Merhum Bahri Beyat sahnede hepimize bir şey hatırlatmak istiyordu. Mesea ben göbekten sokak çocuğu olduğum halde insanların bu sevincini hakir görmüştüm. Ama sızlanıp konuşuyor garibim. Bu adam hayatı boyunca pişekarlık yaptı. Bahri Beyat! Tam direklerarasından geliyor sanki. Sinemacılardan özür diliyorum dedi. 60 yıldır tiyatro sahnesindeyim. Yüzlerce oyun oynadım tek bir nazar boncuğu ödülüm yok. Ama sinemacılar kadrimi bildiler dedi ve ödülüne yeni doğmuş bir çocuk gibi sarıldı ve bütün gece hiç bırakmadı. Baba ver şu ödülü toplu halde ödül resmi çekeceğiz diyor gazeteciler. Vermedi kimseye. Bir asilzade gibi oturdular bütün gece… Değmez mi onun mutluluğuna! Film, yönetmen hayali ama hayaller bütün katılanlarla gerçekleşiyor. Hep çok üst perdeden bir ton ediniyor insan. Ama hayat ne kadar basit Hep serin limanlar abi! Hiç sevmiyorum sıcağı. Yeniden soğuk yerlere gitmek lazım.