Yazarlar

Ahmet KEKEÇ

Ahmet KEKEÇ

akekec@stargazete.com

Afedersiniz ama siz de sütten çıkma ak kaşık değilsiniz!

Ahmet KEKEÇ tüm yazıları

Adam çıkıp, kendisine Horasan’lardan, Hicaz’lardan, Karaman’lardan bir geçmiş uyduruyor (daha doğrusu geçmiş uydurmak zorunda bırakılıyor), “Dersimli Kürt ve Aleviyim” dememek için bin dereden su getiriyor, burada bir problem görmüyorsunuz, “Herkes kimliğini açıkça ilan edebilmeli” diyen kişiyi, yani Erdoğan’ı “ırkçılıkla”, “Kürt ve Alevi düşmanı” olmakla, “nefret suçu işlemekle” suçluyorsunuz. 

Efendim, kimse “Ben Kürdüm, Aleviyim, Zazayım, Ermeniyim” demek zorunda değilmiş...

Değildir...

Herkes, “Türk” olduğunu ispatlamak zorunda da değil...

Bir “geçmiş” uydurmak zorunda hiç değil...

Kemal Kılıçdaroğlu, genel başkanlığa getirilir getirilmez, 
ilk icraat olarak, bir “tarihçe” sipariş etmişti... Adamları da, yememiş içmemiş, kemal Bey’in nasıl sağlam bir Türk olduğunu ispatlama yarışına girmişlerdi. (Meğer Horasan boylarından gelmiş bir Türk’müş... Nasrettin Hoca’nın da torunuymuş...)

Bunu yapmak zorundaydı...

Bunu yapmak zorunda bırakılmıştı...

Farklılıkları ve karşıtlıkları külliyen inkâr yoluna gitmiştiniz çünkü... Katı ve sınıfsız bir toplum oluşturacaktınız... Farklılıklar “savaş nedeni”ydi. Ancak Türk kimliğiyle var olunabilirdi bu topraklarda.  Türk olmayanın hakkı, köle olmaktı, hizmetçi olmaktı.

Bunu doktrinleştirmiştiniz...

Bu doktrini birtakım “çağcıl” değerlerle kılıflamıştınız... İnkâr politikalarını “uygarlığın icabı” saymıştınız. Adına “İlericilik” ve “Kemalizm” demiştiniz.

İyi söylüyorsun da Sayın yazar, Başbakan’ın, “Afedersiniz, benim için Ermeni diyenler oldu” sözünü nereye koyacaksın?

Bir yerde koymayacağım.

Sen kendini nereye koyacaksın?

Sen önce denilenleri doğru naklet...

Cımbızla cümle seçme...

Sözün hangi bağlamda ve hangi şerhler eşliğinde söylendiğine bak...

Markar Esayan yazdı... Yıldıray Oğur yazdı... Özlem Albayrak yazdı... Çok da güzel yazdılar.

Bunlar seni kesmediyse, idrakini kullan...

İdrak sahibi bir insan (idrak sahibiyse gerçekte), sözün tamamını okur ve “Affedersin çok daha çirkin şeylerle Ermeni diyenler oldu” cümlesindeki, “çok çirkin şeylerle” ifadesinin neyi (hangi çirkinliği) “imlediğini” düşünür.

Katı ve sınıfsız toplumunuz, “Ermeni” sözcüğünü hakaret ifadesi yerine kullanıyordu.

Buna bir de ek yapıyordu: “Ermeni dölü...”

İşte o “çok çirkin şeylerle” ifadesi bunu imliyordu.

İlle de nefret suçu ve ırkçılık arıyorsan, katı ve sınıfsız bir toplum oluşturmakla övünen doktrin sahiplerine (ilerici Türk yöneticilerine) bakacaksın...

Şöyle 70 yıl geriye git bakalım, ne göreceksin...

İlk pogromlar hangi Türk büyüğünün yöneticiliği döneminde hayata geçirilmiştir? Trakya’da ne olmuştur?

Mahmut Esat Bozkurt kimdir?

Rum masası hangi zaruretin ürünüdür?

Dersim’deki kıtal kimin marifetidir?

Süryanilere kim ne yapmıştır?

El konulan “azınlık malları” hangi “devrimciler” arasında üleştirilmiştir ve bu malları asıl sahiplerine kim iade etmiştir? (Erdoğan olabilir mi?)

Ülkenin doğusundaki kirli savaşta kaç Kürt öldürülmüştür?

Cevabını bulmakla mükellef olduğun en önemli soru şu:

Mahmut Esat Bozkurt ardına verilen “büyük hukuk ödülü” hangi ilerici hukuk derneğinin marifetidir? Bu ödüle layık görülen büyük Türk hukukçuları kimlerdir?

Bu soruların cevabını bul...

Bir de bu “bilgiler” eşliğinde konuşalım...

Bakalım, “ırkçılık” konusunda kimin eli daha temizmiş!