Arakan’a yanarken TİKA ikazı!

İslam dünyasının mazlum halkları diye bir yaramız var. Her gün bir alan kanıyor. Kanama başladığında da belki en çok Türkiye'nin yüreğinde yankı buluyor. Bu tarafımız iyi. İyi ki yüreğimiz var ve iyi ki içimizde “Ümmet” diye bir iman noktası yaşayıp duruyor.

Ama yüreğimizin kanamasından daha çok şey yapılabilmesi lazım. Değilse acılar kanıksanmaya, bir şey yapılamıyor olmasıının bezginliği hakim olmaya başlıyor.

İşte Arakan Müslümanları meselesi. Medyamızda sıcak gündem, tepkiler, yardım kampanyaları... Peki o zulmün ne kadarını ortadan kaldırabileceğiz? Ya da bir başka acı kümesi gelip onu ikinci plana düşüresiye kadar birlikte mi kalacağız?

Bir TİKA'mız var. Bana göre, Ak Parti iktidarlarının uluslararası planda Türkiye adına gerçekleştirdiği en büyük hamlelerinden biri.

TİKA adına başkan Serdar Çam'ın “ARAKAN meselesine alternatif bakış!” başlığı altında madde madde bir değerlendirmesi oldu. Bence bu değerlendirme herkes tarafından dikkatlice tahlil edilmeli. Değerlendirmeye şu başlığı koymuş Serdar Çam:

"MAZLUMUN HAKKINI KORUYABİLMEK İÇİN,

GÜÇLÜNÜN MASASINDA OLMAK GEREK"

İşte Serdar Çam'ın 17 paragrafa sığdırdığı pek çok politikaya yön verecek ikazları:

1. Devlet işlerinde duygusallık, hamaset vb. ile değil akılla idare gerek.

2. Dünyanın öbür ucunda yaşanan meselelere katkı vermek için doğru kanallardan haber alabilmeli, buna göre meselenin çözümüne katkı vermeliyiz.

3. Yardım teşkilatları kısa dönemlik yardım dağıtım işlerini yapıp terki diyar ettiklerinde, oradaki mazlumlar onlarla yaşamaya devam etmekte.

4. Özellikle azınlık olan mazlumların yaşamaya mecbur oldukları ülkelerdeki çaresizlik içindeki konumları güçlendirilmeli; zayıflatılmamalı.

5. Sorumsuzca yapılan her haber&etkinliğin, onları daha çok çıkmaza düşürebileceği unutmamalı.

Vâkıf olmadığımız bölgeleri iyi çalışmalı...

6. Myanmar'daki Rohingyalıların meselesi bugünün değil; yıllardır süregelen acı bir tablo. Vatandaşlıkları olmayan dışlanmış, ezilmiş mazlumlar.

7. Arada sıkışmış kalmış bir azınlığın dramı. Çözmek için birikim, tecrübe ve devlet kapasitesi gerekiyor. Çıkmazları çok; çözüm yolları tıkalı.

8. Diasporanın dışarıdan abartılı ve yalan haber, foto vs. paylaşımları ile Myanmar'daki müslümanların dramı azalmaz, aksine katlanarak artar.

9. Geçtiğimiz Ramazan'da Rakain bölgesine girip 15000 aileye yardım yapma izni alabilen tek yabancı kuruluş TİKA olmuştu. Bu ayrıntı önemlidir.

10. Çoğu yardım kuruluşları Arakan için topladıkları yardımları oraya giremedikleri için Bangladeş'te dağıtıp dönüyor. Doğrular karışıyor.

11. Uzun yıllar militarizmin baskıları sonrası Myanmar'ın başına gelmiş yeni kadın lider Myanmar'ı darboğazdan çıkarmak - kalkındırmak istiyor.

12. Derin devlet her olumlu adımında elini zayıflatarak insanları birbirine kırdırıyor; doğal olarak en fazla müslümanlar katlediliyor.

13. Maalesef her yerdeki gibi, sözde "dini" terör gruplarının karakol baskınları polis katliamları vs. ile müslümanlara yaftalar geçiriliyor.

14. Bu kargaşaların arkasında isimlerini vermeye gerek olmayan büyük devletlerin iştahlı çıkar çatışmaları yatıyor: ZENGİN DOĞALGAZ YATAKLARI.

15. İLGİNÇ BİR AYRINTI: Rohinyalıların da desteklediği BM çözüm paketini 24 Ağustos'ta Myanmar hükümeti açıklıyor; 25'inde 30 karakolda katliam oluyor.

16. Sosyal medyaya dikkat etmeli; acıma duygularımız istismar edilmemeli; sonra gerektiğinde tüketilmiş olmamalı.

17. SONUÇ: Myanmar'da pek çok devlet - çıkar grupları zengin petrol-doğalgaz yataklarının kontrolü için kavgalarına Rohinyalıları meze yapıyor.

Ben bir yazar olarak çok şey öğrendim bu açıklamadan. Bence devlet dilinin de, medya dilinin de, yardım kuruluşlarının dilinin de, İslam dünyasının mazlumiyetlerini ortadan kaldırma projelerinin de öğreneceği çok şey var. 

“Acıma duygularımız gerektiğinde tüketilmiş olmamalı, bunun için de herhangi bir olayda istismar edilmemeli”cümlesi o kadar çok şey anlatıyor ki.