Araştırmacı gazetecilik uydurması...

Uğur Dündar’ın 90’lı yıllarda kendisine verdiği unvanlardan birisiydi “Araştırmacı gazeteci”

Eğer haber yapıyorsan zaten araştırmak şart diye düşünmüş, bu tanımlamayı garip bulmuştum.

Yaklaşık 20 sene sonra diyebilirim ki, gazetecilikte araştırma falan kalmamış... 

Burada durup, meseleyi biraz açayım... 

Bir vaktiniz olduğunda mutlaka bir suç kanalı olan IDX’i seyredin.

Özellikle de Vanity Fair dergisinin arşivinden çıkan suç dosyalarına dayanan belgesi.

O belgeselde, muhabirlerin, bazen tek bir davayı, yıllarca, takip ettiğine şahit oluyorsunuz...

Bunu aklımızda tutup devam edelim... 

***

Kayseri’de 5 ve 7 yaşlarındaki 2 üvey çocuğuna işkence yapan Songül A’nın aldığı ceza, cezaevinde uğradığı saldırı ve Ankara’ya nakil edildiği bilgileri tüm hafta konuşuldu. 

Yeni gelişme oldukça konuşulmasına şaşırmıyoruz ama işin araştırma kısmı ne olacak? 

Mesela çocukların öz annesinin iddiaları var, diyor ki “Babaları bana söylememelerini tembih etmiş. Söylerseniz birinizin velayetini alır, sizi ayırır demiş çocuklara.”

İddia doğruysa son derece vahim bir durumla karşı karşıyayız demektir zira o iki çocuk hala babalarının yanında kalıyor.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yetkilileri mutlaka bu detaylara da bakıyorlardır ama aydınlanması ve araştırılması gereken noktalar var. 

Babanın, eşini yakalatmış olması fark etmiyor benim için, önemli olan baba bu işin ne kadarını, ne zamandır biliyordu?

Gazetecilikte şüphe etmek ve sorgulamak işin doğasında var olan bir durumdur.

Belki de baba bir yere kadar ses çıkarmadı ve sonra kendisi de kadından kurtulmak istedi...

Böyledir demiyorum ama bu ve benzeri soruların peşine düşmek gerektiğini söylüyorum. 

***

Bir başka nokta, acaba bu çocuklar artık Kayseri’de yaşamaya devam edebilirler mi, kimlikleri gerçekten yeterince iyi korunuyor mu?

Devlet üzerine düşeni yapıyor ve yapacak elbette ama çocukların geleceği adına bu işte sorgulanması gereken bir sürü yan var. 

Dedim ya, gazetecilik işkence görüntülerinin internet ortamına düşmesiyle bitmiyor, asıl o zaman başlıyor. 

Peki Kayseri’ye gidip bu işin peşine düşen kaç muhabir var? 

Daha garibi, üvey çocuklarının ölümüne neden olan kadınlar bu işkenceci kadından çok daha az ceza alıyorlar zira dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu ölüme neden olmak gibi bir maddeye sığınıyorlar.

Dava dosyalarını kurcalayan birisi, kardeşi öldükten sonra, üvey annesinin bir suçu olmadığına dair ifade veren çocuklara rastlayacaktır. 

Çünkü babanın ailesinin yanında kalan çocuk dava sürecinde ifade konusunda dolaylı ya da açık baskılara maruz kalıyor...

***

Bu vaka öyle garip bir vaka ki... 

Gazetelerde, Kayseri’deki çocuklara yardım ulaştırmış 3 kadının selfie çektikleri bir görüntü vardı. 

Çocukların yüzlerini kapatmış olmak garabeti örtmeye yetmiyor. 

Ajanslardan gelen rutin haberlere başlık bulup sayfaya yerleştirmekten çok daha fazlasıdır gazetecilik. 

Kayseri’de yaşanan olayda daha sorulması gereken bir sürü soru var.

Özellikle de çocukların babalarının yanında kalmaları doğru mu değil mi diye sormak gerek ilk başta.

Birileri bunu yapar mı, hiç ama hiç sanmıyorum...