Cüneyd Altıparmak
Cüneyd Altıparmak
Tüm Yazıları

Atalay'ın vekilliğinin düşürülmesi…

"AYM-Yargıtay" gerginliği devam ederken TBMM'de, Atalay hakkındaki karar okundu. Ve Atalay'ın vekilliği düştü. Meselenin siyasi yönündeki tartışma alevlendi. Bu konudaki eleştiriler bir yana, durumun hukuk açısından fotoğrafını doğru okumak gerekiyor kanımca...

Sorun ne?

Yargıtay, Anayasa'nın 14. maddesinin belirgin olduğunu, Atalay'ın yargılanıp ceza aldığı suçun "terör suçu" olduğunu, bu durumda 14.maddede ifadesini bulan "... devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler" kapsamında kaldığını söylüyor. Hatırlayalım, Atalay Gezi Kalkışması sebebiyle yargılanmıştı. Ceza aldığı suç TCK'da şöyle tanımlanmıştır: "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek..."

Anayasa Mahkemesi şöyle diyor: "Anayasa'nın 14. maddesinin üçüncü fıkrasında 'Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir' hükmüne yer verilmiştir. Kanun koyucu ceza kanunlarında birçok suç tipini düzenlemiş olmasına karşın bu suç tiplerinden hangilerinin Anayasa'nın 14. maddesi kapsamında olduğu TBMM iradesinin ürünü olan bir kanun ile belirlenmiş değildir..."

TBMM'nin yorumu

Bir kimsenin vekilliğinin düşürülmesi konusu Anayasa'da ifadesini bulan hususlara göre mümkündür. Bunlar zaten sınırlı sayıdadır. Atalay'ın vekilliğinin düşürülmesine konu olan hususu şu üç unsuru gerektiriyor: i) Suçun Anayasanın 14. maddesinde sayılan durumlarla ilgili olması, ii) Suçun soruşturmasına seçimden önce başlanılmış olması, iii) Yetkili makamın, durumu hemen ve doğrudan doğruya TBMM'ye bildirmesi. Bunlardan son ikisi konusunda tereddüt hasıl değil. Ancak birincisi hakkında AYM'nin yorumu ile Yargıtay'ın yorumu arasında fark var... Sürecin işleyişinde de bir sorun yok. Anayasa'ya göre bir kimse bu şekilde bir ceza alırsa ve bu karar TBMM Genel Kurulunda okununca vekillik düşer. Bir oylama olmaz. Meclis Başkanlığının iradesinin bu yönüyle Yargıtay'ın görüşü ile paralel olduğu çok açık... Bir oylama olsaydı da durumun değişmeyeceği Meclis aritmetiği ile ortada... Hatta Atalay'ın tahliyesi sağlanmış, yemin etmiş olsaydı da TBMM; kesinleşen Yargıtay kararı ile aynı süreci işletecekti... Bu çok net!

Çözüm ne?

Bu konuda AYM bir yol gösteriyor aslında ve kararında hiçbir zaman Atalay "fail değildir", "terör suçu işlememiştir" gibi bir vurguda bulunmuyor. Bu konudaki Yargıtay tespitine katılıyor aslında. Katılmadığı tek nokta "seçme ve seçilme hakkına" muğlaklık nedeniyle müdahale edildiği yönünde. Ve AYM kararlarında "inatla" Anayasa 14. maddedeki bir kısıtlamanın yasal düzenleme ile mümkün olduğunu söylüyor. O zaman -öncesine yürüyüp yürümeyeceği konusu ayrı bir tartışma olsa da- "Anayasa'nın 14. Maddesinin 1. Fıkrası Kapmasına Giren Suçların Tespiti Hakkında Kanun" çıkarılması halinde sorunun bundan sonra devam etmemesi için gereklilik arz ediyor. Bu iki açıdan önemli: Birinci Anayasa Mahkemesinin bu konudaki tutumunu ve tutarlılığının görülmesi; ikincisi ise Yargıtay'ın -katıldığım yaklaşımının- kanuni altlık bulması açısından...

Olası durumlar

Bahse konu suçun vasıf ve mahiyeti, hiçbir ülkede kişinin vekillik yetkilerini kullanmasına izin vermez. Yaşanan süreç yüzleşmeye neden oldu: Anayasa'nın sorunlu yönü, bireysel başvuru sisteminin mahiyeti, yasamanın "yorum" kabiliyetinin gerekli olup olmadığı konuları vb... Şimdi bizi bekleyen yeni tartışmaların başlıkları şunlar olacak sanırım: 1. Vekilliğin düşürülmesine itiraz sonucu AYM'nin vereceği karar, 2. Vekilliğin düşürülmesine dair verilen kararın reddi halinde bireysel başvuru yapılması ve verilecek karar, 3. Ve nihayet yakın zamanda konunun AİHM'ye taşınması durumu... Bu konuyu daha çok konuşacağız, öyle görünüyor... Düşme kararının kesinleşmesi konusunda bakalım AYM, TBMM işlemine nasıl müdahil olacak?