Yazarlar

Halime Kökçe

Halime Kökçe

hkokce@stargazete.com

‘Az, öz, net bir anayasa’

Halime Kökçe tüm yazıları

AK Parti Türkiye’nin değişim ve demokratikleşme ufkunu ifade ediyor. Demokratikleşmenin dayandığı çeperleri aşması ve güçlü Türkiye idealiyle at başı giden güçlü bir demokrasiye kavuşabilmesi artık yeni anayasayı ve sistem değişikliğini zorunlu kılıyor. 

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun salı günkü grup toplantısında ifade ettiği iki husus, Türkiye’yi eriştiği ve fakat bir anlamda da tıkandığı bu eşikten üst kulvara çıkartacak: Biri “az-öz-net bir anayasa.” Diğeri ise sistem değişikliğinin -AK Parti bunun başkanlık sistemi şeklinde tezahür etmesi gerektiğini düşünüyor- artık bir zorunluluk mesabesine çıkmış olması.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun uyumlu iş görme biçimi bunun bir zorunluluk olduğu gerçeğinin üstünü örtüyor olabilir. Fakat Türkiye, mevcut yönetici kadrolar ve Erdoğan liderliğinde bu noktaya gelmişken bundan geri adım atamaz. Bu sebeple, demokrasi ve değişim iradesini taşıyan kişiler değişse de krize ve geri gidişe engel olacak düzenlemeleri hayata geçirmek bir zorunluluktur. 

Başkanlık sistemi ise gerek güçler ayrılığı prensibinin en iyi işlediği model olması hasebiyle gerekse çift başlılık durumunun ortaya çıkartabileceği krizlerin ülkeye maliyetini ortadan kaldırmak adına en rasyonel tercih olarak gözüküyor.

Şu güne kadar gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fiili liderlik özellikleri ve başkanlık sistemi konusundaki yaklaşımını kamuoyuyla paylaşma biçimi gerekse muhalefetin başkanlık sistemine hayır derken Türkiye’nin hayrına bir öneriyi ortaya koyma cesaretini dahi gösterememesi halkın başkanlık sitemine ilgisini artırdı. “Seni başkan yaptırmayacağız” kampanyasının, Türkiye’nin hilafına çalışan çevrelerin tezgahlarında hazırlandığının ve çözüm sürecini sona erdirmenin mottosu olduğunun halk tarafından fark edilmesi başkanlık sistemine kamuoyu desteğinin artmasındaki en etkili sebep oldu.

AK Parti’nin gizli hesabı ne?

Son yapılan araştırmalara göre CHP’li seçmenin dörtte biri ve MHP’li seçmenin üçte biri başkanlık sistemine destek vermekte. 

Gelin görün ki CHP içinde “AKP ile anayasa Cumhuriyet’in intiharıdır” diyen, “vatandaşın anayasa gündemi yok” diyerek kendi gönülsüzlüğünü vatandaşa maletmeye çalışan dahası AK Parti ile anayasa görüşmeleri yapmayı bile “tuzağa düşmek” olarak yorumlayan siyaseten nihilist, sosyolojik olarak kadük bir zihniyet halen yaşamakta. Daha da kötüsü bu zihniyet, CHP tabanına hiçbir şey vermediği gibi tabanı önce “laiklik elden gidiyor şeriat geliyor” umacısıyla şimdi ise bunun yeni sürümü olan “Erdoğan kendini padişah yaptırmak istiyor” gibi saçma olduğu kadar gülünç önermelerle zehirlemeye devam ediyor.

Bu hezeyanlardan kurtulup yeni anayasa yapma erginliğine ve rasyonalitesine kavuşabildiği anda partilerimiz muhalefet olmayı da başarabilecekler ama bunu fark edebilmeye yetecek eser miktar olgunluk ve siyasi “ebilite”den dahi yoksun durumdalar.

“AK Parti ile yeni anayasa tuzağa düşmek” ise kiminle yapacaksınız yeni anayasayı? AK Parti’siz hükmet kuramadınız, anayasa mı yapacaksınız?

Yüzde 50 oy alan bir partiyi yok saymak, o partiyi destekleyen geniş toplum kesiminin talep ve beklentilerini Türkiye için tuzak olarak görmek zaten başlı başına Türkiye’nin sorun kalemlerinden birini teşkil ediyor.

AK Parti’nin gizli hesapları varmış! CHP içindeki bu yaklaşımı “a-politik” olarak teşhis etmek bile durumun vahametini anlatmaya yetmiyor.

AK Parti’nin gizli hesabı ne olabilir?

Muhalefetin, PKK ile aynı slogan altında hizalanmak pahasına karşı olduğu başkanlık sistemi mi?

Cumhurbaşkanı ve Başbakan, başkanlık sistemi ile ilgili her çalışmayı kamuoyunu ikna adına son derece açık şekilde yürütüyor. Konuyla ilgili en son “arama konferansları” adında bir mekanizmanın çalıştırılması gündeme geldi. Konuyla ilgili daha yeni bir yüzde 55 halk desteğini gösteren bir kamuoyu araştırması yayınlandı.

Bu durumda AK Parti’nin gizli hesabı ne olabilir? 

Başkanlık sistemi adı altında Türkiye’yi padişahlık rejimine geri döndürmeye mi çalışıyor AK Parti?

Buna inanan, bunu televizyon kanallarında konuşan ak saçlı aydınlar bile var.

Bu kadar irrasyonalite ancak yüksek ateşe maruz kalmış bünyelerde müşahede edilebilir.