Cüneyd Altıparmak
Cüneyd Altıparmak
Tüm Yazıları

“Barış Kurulu” hukuki mi?

Trump'ın "sabah kalkınca kendisine de sürpriz olan" yeni ABD politikasına, belirlilik biçmek, sınır taşı yerleştirmek, değme teorisyenlerin işi değil...

Dünyanın son dönemdeki "zorluğu" birazda burada...

Bugün değineceğim konu da bu bağlamın bir uzantısı aslında.

Barış Kurulu'na ve özellikle hukuki yönüne değinmek istiyorum.

İcraatları, işin siyasi yönü ve fakat hukuken ne anlam ifade ediyor pek tartışılmadığı kanaatindeyim...

NEREDEN ÇIKTI BU FİKİR...

Kurul fikri, İsrail'in Gazze'yi işgalinin ve soykırımının durması, "geçişi" ve "normalleşmeyi" sağlaması için Trump tarafından ortaya atıldı. Bu teklifin ortaya çıktığı dönemde Gazze tamamen çökmüş, Hamas'ın üst düzey yönetimi ağır zarar görmüş haldeydi. Hamas'ın bu teklifi kabul etmesi dışında pek bir ihtimali de yoktu. Bu süreçte ateşkes olacağı da ilan edilmişti. Ancak hepimizin gördüğü üzere, İsrail'in yaklaşımında büyük çaplı bir değişim olmadı.

İLK BAŞTA NASIL ANLAŞILDI...

İsrail'in (sözde) güvenlik kaygılarını yatıştırmak için Gazze'nin silahsızlanmasını ve Gazze'nin tekrar işgalini önlemek için de geçici, sivil ve çok aktörlü bir yapı olarak tartışılmaya başlandı bu plan...

Son haline evrilmeden önce bu yaklaşıma; "geçiş yönetimi", "uluslararası gözetim", "geçici vesayet yönetimi" gibi kavramlar yakıştırıldı. Batı'nın bu "havada kalan" yaklaşımı, Mısır, Katar, Türkiye ve bazı Arap ülkelerinin diplomatik girişimleriyle daha somut bir çerçeveye evrildi. Böylece, Gazze Barış Kurulu, nihai bir barış anlaşması olarak görülmek yerine, çatışma sonrası dönemi yönetmeyi, insani düzeni tesis etmeyi ve ileride kurulacak siyasi çözüme zemin hazırlamayı amaçlayan "ara bir model" olarak uluslararası sistemde yerini buldu.

GAZZE'DEN FAZLASI

Başlangıçta "Gazze" odağı üzerinden konuşulan Kurul'un; Tüzüğü ortaya çıkınca "daha fazlası" olduğu ortaya çıktı. Zira yapının sadece bir organı Gazze ile ilgili. Başka üst veya eşit organları var. Bu organlar geniş yetkiler ile donatılmış durumda...

TÜZÜK İÇERİĞİ

Tüzük genel katılım yerine seçici üyelik ve merkezî liderlik esasına dayalı bir barış modeli kuruyor. Kurumsal yapı kolektif görünse de fiilen Başkanın belirleyici olduğu tek merkezli bir yürütme düzeni oluşturuyor.

Süreklilik ilkesi yok. İki yılda bir gözden geçirilen bir "ittifak" modeli var.

Hukuki bağlayıcılık yönü de sınırlı. Yürürlüğe girmesi için "bilindik" antlaşma kabulü esası öngörmüyor. Devlet değil hükümet bağlılığı içeriyor da diyebiliriz.

Tüzüğün etki alanı; siyasi irade, finansman ve koordinasyon gücüne dayandırılmış durumda. Metin, kalıcılık yerine "derhal müdahale" paradigmasını benimsemiş. Böylece esnek ve pragmatik adımları öngörüyor diyebiliriz.

BM ONAYLADI

BM, bu Tüzüğü değil, süreci ya da "girişimi" onayladı aslında.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Kasım 2025'te kabul ettiği 2803 sayılı kararla Gazze için öngörülen Barış Kuruluna açık biçimde atıf yaparak bu yapıyı yetkilendirdi.

Karar, Barış Kurulu'nu Gazze'yi inşa, insani yardım ve İstikrar Gücü konuşlandırmada görevlendirdi.

Görev süresi ise 31 Aralık 2027 olarak belirlendi. Her altı ayda bir Güvenlik Konseyi'ne rapor sunma yükümlülüğü getirildi.

Ama ortaya çıkan metinle, BM kapsamı arasında örtüşmeyen yerler var...

BM YERİNE BK MI?

BM dışı, bağımsız ve ad hoc (amaca özel) nitelikte bir girişim tüzüğü. Ama bir yönüyle de BM onayı verilmiş bir Kurul'un çalışma tüzüğü. Bu durum ister istemez BM'nin yerine BK mı geliyor tartışmasını başlatıyor...

Durumu, Guterres'in 29 Ocak'taki "küresel sorunlar tek bir gücün ipleri elinde tutmasıyla da, iki gücün dünyayı rakip etki alanlarına bölmesiyle de çözülmeyecektir" göndermesiyle birlikte okursak BM dışı ve yeni bir oluşum arayışı olduğuna dair şüphenin gayet makul olduğunu söyleyebiliriz.

Bu arayışın dinamiğinde hukuki bir statü oluşturma gayreti yok denecek kazar az. Bunun yerine "askeri / ekonomik" unsurlar belirleyici görünüyor....

SONRASI NE BU İŞİN!

Yeni düzen nereye evriliyor sorunun cevabını vermek mümkün değil başta da dediğim gibi...

BK ile hukuki zemini zayıf ama etkisi büyük olacağı öngörülen bir yapı oluşuyor.

Peki bunun altında yatan temel yaklaşım ne sorusunda (uzmanlık alanım olmasa da) okuduğum bir makalenin pasajı ile katkı vermek isterim:

"Trump yönetiminin Gazze tahliye planlarını kamuoyuna açıklaması, Panama Kanalı'ndaki Çin faaliyetlerini kısıtlamaya yönelik girişimler ve Akdeniz'deki Kuşak ve Yol Girişimi'nin potansiyel olarak kesintiye uğraması, İsrail'in kanal projesinin stratejik önemini bir araya getirerek vurgulamaktadır. Bu bağlam, İsrail'in Süveyş Kanalı'na alternatif arayışında belirgin bir model ortaya koymaktadır. (*)"

(*) Uysal, Kemal. "The Strategic Channel Initiatives of the U.S., Israel, and Turkey: Global Power Competition and Geopolitical Implications". Maarif Mektepleri Uluslararası Sosyal Ve Beşeri Bilimler Dergisi 8, no. 1 (July 2025): 1-16. https://doi.org/10.47155/mamusbbd.1710782.