Yazarlar

Halime Kökçe

Halime Kökçe

hkokce@stargazete.com

Başbakan’ın bütün şiirleri

Halime Kökçe tüm yazıları

Başbakan Erdoğan’ı gelmiş geçmiş başbakanlardan ve siyasi liderlerden farklılaştıran bir husus da onun konuşmalarında, millete hitabında çokça şiir okuması. Erdoğan’ı başbakanlığa taşıyan yolun merdivenleri de şiirle örülmüştü. İstanbul Belediye Başkanı iken okuduğu bir şiir dolayısıyla mahkum edilmiş ve siyasi yasaklı hale gelmişti.

Erdoğan o günden sonra da çok şiir okudu. En çok Necip Fazıl’ın, Mehmet Akif’in, Arif Nihat Asya’nın, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin şiirlerini dinledik Erdoğan’dan. Kendisinin son kez aday olduğu AK Parti 4. Olağan Kongresi’nde bu kez Sezai Karakoç’un bizim kuşağın ezbere bildiği “Sevgili, ey sevgili” isimli ‘yakarış’ şiirini okudu ve “Uzatma dünya sürgünümü benim” dedi.

Bir “hücre yenilenmesi” olarak tarif edilen bu kongrede yaş ortalaması da düştü, parti yenilenirken biraz da gençleşmiş oldu. AK Parti bundan böyle Necip Fazıl Kısakürek’in şiirleri ve ‘Dava’sından çok Sezai Karakoç’un ‘Diriliş Muştusu’nun ön plana çıkacağı bir vizyon mu sergileyecek diye sorabiliriz.

2023, Necip Fazıl’ın şiirleriyle büyüyen bir kuşağın hedefi. Başbakan konuşmasında 2023’ten sonraki yeni hedef olarak, Anadolu’nun kapılarını Türkler’e açan Malazgirt Savaşı’nın bininci yılını, 2071’i gösterdi. 2071 görecek nesiller Necip Fazıl’a değil ama Sezai Karakoç’a yetişebilmiş nesiller olacak. Hayata ‘İdeologya Örgüsü’ ile değil ‘İslam medeniyet perspektifi’ ile bakan bir nesiller...

Manifesto değil gerçek  

Başbakan Erdoğan’ın kongrede yapacağı konuşmanın bir manifesto olacağı beklentisi yaratılmıştı. Erdoğan’ın konuşması ise bir ‘manifesto’ olamayacak kadar gerçekçiydi. Tam da “Büyük Millet, Büyük Güç, Hedef 2023” sloganının altını dolduran, 11 yılın özetini çıkaran ve 2023 için gerçekçi hedefler ortaya koyan bir konuşmaydı. Zaten siyasette manifestoların yeri yoktur. Manifestolar ütopyaları anlatmanın aracıdır. Ütopyalar ise sadece güzel vaatler sunar. Demokrasiden çok totaliter rejimler kurulur ütopyalarla. Bu yüzden de AK Parti gibi devrimci değil değişimci, yenilikçi bir partiden beklenen manifestolarla değil gerçekçi söylemlerle konuşmasıdır.