
Psikiyatride "bölünmüş benlik" tehlikeli bir durumu tarif eder. Dışarıya güçlü, tutarlı, kendinden emin bir maske gösterilir. Ama içeride korku vardır. Dağılma hissi vardır. Kontrolü kaybetme paniği vardır.
Bugün "Siyasi Batı" tam olarak bu ruh halindedir.
Yıllarca tek vücut bir Batı anlatılmıştı. Değerleri olan. Kuralları olan. Aklı olan.
O anlatı çöktü. Maske duruyor. Benlik parçalandı.
Avrupa bu yapının kırılgan benliği, Amerika ise dürtüsel ve saldırgan benliği. Uyum yok. Tutarlılık yok. Sadece refleksler var.
KISA SAVAŞLAR, UZUN KAOS
Hani hep diyorum ya, Trump'ın barışı ile savaşı arasında çok kısa bir mesafe var diye...
Öyle değil... Trump her şeyi kısa savaşlara indirgiyor.
Şöyle bir yılı düşünün...
Söz gelimi Panama:
Bir tehdit savurdu.
Bir şeyler aldı ve çıktı.
Gazze'de olan budur.
İsrail'in her şeyi yerle bir etmesine izin verildi.
Sonra "dur" dendi.
İran'da aynı model.
Birkaç gün vur.
Sonra masaya gel.
Şimdi Venezuela.
Aynı şablon.
Kendisini Venezuela başkanı ilan etti.
Şahinler Trump'a kızıyor. "Bu devlet inşa etmek değil" diyorlar. Haklılar. Ama Trump'ın derdi bu değil ki zaten.
O savaş karşıtı değil. Sonsuz savaşların karşıtı.
Bir savaştan hızla çıkıp diğerine geçebiliyorsa, onun dünyasında bu başarıdır.
Bu, Batı'nın dürtüsel benliğidir. Uzun vadeli düzen kuramayan, ama anlık güç gösterileriyle ayakta kalmaya çalışan bir benlik.
AVRUPA'NIN GÜVENSİZ BENLİĞİ
Avrupa ise bu yapının güvensiz tarafıdır.
Kendi ordusu yok. Kendi stratejisi yok. Kendi kararı yok.
Yıllarca Amerikan şemsiyesi altında yaşadı. Şimdi o şemsiye kapanıyor.
ABD'nin önceliği artık Avrupa değil. Asya. Çin. Pasifik.
Bu yüzden Avrupa başkentlerinde derin bir terk edilme korkusu var. Trump'ın Grönland çıkışları karşısında düşük perdeden "ama NATO dağılır" demelerinin sebebi bu. Venezuela hamlelerinde ses çıkaramamalarının sebebi bu.
Aşağılanmayı kabul ediyorlar. Çünkü yalnız kalmaktan daha çok korkuyorlar.
İşte bu yüzden "Avrupa tek vücut" söylemleri artıyor. Ama bu güç göstergesi değil. Bu, korkunun dili.
Ukrayna: İnkârın Sahnesi
Bölünmüş benlik gerçeği inkâr ederek hayatta kalır.
Ukrayna tam olarak bu inkârın sahnesidir.
Maske ne diyor? "Demokrasi savunuyoruz." "Rusya'yı durdurduk." "Ahlaken üstünüz."
Gerçek ne söylüyor? Batı bu savaşı kaybetti.
Bu bir vekâlet savaşı değildi. Batı, Rusya'yla doğrudan savaştı. Ve bu savaşı kaybetti.
Ama yenilgiyi kabul edemiyorlar. Çünkü kabul ederlerse maske düşecek. O yüzden hayali zafer anlatıları üretiliyor. O yüzden gerçeklik bastırılıyor.
Bu bir strateji değil. Bu bir psikolojik kopuş.
Kapalı Kapılar Ardında
Trump'ın gerçek hedeflerini anlamak için hâlâ erken. Çünkü onun en büyük taktiği bilinmez olmak.
Ama daha olası senaryo şudur: Kapalı kapılar ardında 25–27 Avrupa lideri Danimarka'ya baskı yapacak. "Sus" diyecekler. "Trump'ın teklifini kabul et." "Bizi bu işe karıştırma."
Bu da Avrupa'nın bölünmüş benliğinin başka bir tezahürüdür. Yükü paylaşmak istemezler. Bedeli başkasına ödetirler. Ama düzen çöktüğünde ilk onlar ezilir.
TÜRKİYE BU TABLONUN NERESİNDE?
Türkiye bu bölünmüş benliğin karşısında duruyor.
Karşımızda rasyonel, tutarlı, planlı bir Batı yok. Karşımızda panikleyen bir Avrupa var. Dürtüsel davranan bir Amerika var.
Bu yüzden Türkiye için mesele "Batı ne ister" meselesi değildir. Mesele, Batı'nın gerçek benliğini görmek meselesidir.
Bölünmüş benlik bize şunu öğretir: Maskeye inanırsan yanılırsın. Gerçeği görmezsen bedel ödersin.
Batı artık bir merkez değil. Bir krizdir.
Ve krizlere göre değil, gerçekliğe göre siyaset yapılır.