Coşkun BAŞBUĞ
Coşkun BAŞBUĞ
Tüm Yazıları

Baykar kadar taş düşsün başınıza?

Çocukluk dönemimde dünya Amerikan otomobillerini konuşurdu.

Kuyruklu Impala, Buick, Mustang, Chevrolet, Ford...

Bu markaların hikâyeleri dilden dile dolaşırdı.

O günler ve o markalar tarih oldu.

Amerika baktı ki para savunma sanayinde var. İkinci dünya savaşında otomobil fabrikalarının tamamını uçak, tank, top, tüfek, tabanca, mühimmat fabrikasına dönüştürüverdi.

Kırılma Anı...

Savaş başladığında otomotiv sektöründe 44 eyalette 500.000 kişi çalışıyor, ülke genelinde 7.000.000 kişi yine bu sektörden ekmek yiyordu.

Ancak Amerika acımadı ve savaşa girer girmez tüm otomobil sanayiini durdurdu.

Bu sanayinin %50'si ile uçak motoru, %33'ü ile makineli tüfek, geri kalanı ile de tank üretmeye karar verdi.

İşsizlik sorunu zirvede olan Amerika savunma sanayinde yaptığı bu atak ile işsizliği %2'nin altına düşürmeyi başardı.

Amerika Tam Gaz...

Amerika'yı Amerika yapan işte bu hamle oldu.

Devlet, stratejik özel savunma sanayi şirketlerini destekleyerek tamamen bu sektöre yöneldi.

Bu şirketlerden biri olan Lockheed Martin devletin kanatları altında büyüdükçe büyüdü.

Dünyanın her yerine silah satan Martin kazandıkça kazandı.

Hiçbir siyasi kişi ya da parti, iktidara gelirsek bu şirkete dokunacağız demedi, tam tersi koşulsuz destekledi.

Bu nedenle öyle seslenen olmadığı için de Amerika o gün bugündür savunma sanayinde büyüyor, dünya silah pazarında at koşturuyor, ürettikleriyle servetine servet katıyor.

Peri Masalı Bitti...

Ama artık peri masalı bitti.

Amerika'nın geçtiği bu yollardan şimdilerde Türkiye geçiyor, yaptıklarıyla Amerika'nın tahtına göz dikiyor.

Savunma sanayinde son yıllarda düne kadar hayalini dahi kuramayacağımız birçok heyecan ve gururu birbiri ardına yaşıyoruz.

Yerli gururlarımız BAYKAR, ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, ASPİLSAN, TUSAŞ, TÜBİTAK, SAGE vb. şirketlerimiz tüm dünyada ezberleri bozuyor, dengeleri alt üst ediyor, savunma sektöründe herkesi yeniden hesap yapmak zorunda bırakıyor, ordular savaş stratejilerini yeniden şekillendirmek durumunda kalıyor, kısacası Türkiye oyun kuruyor.

Hain Her Yerde Hain...

Tüm bunlardan gurur duyması gereken bir kesimde vahşi batıyla birlikte hasedinden çatlıyor ve İngiliz aklıyla, gavur ağzıyla bir bahane bulup bu sektöre, bu şirketlere saldırıyor.

Son günlerin saldırı konusu BAYKAR firmasının orman yangınlarıyla mücadele için Orman Genel Müdürlüğüne kiraladığı İHA'ları fahiş ücretten kiraya verdiği iddiaları.

Türkiye'nin gururu firma iddiaları yalanladı ve sözleşme ayrıntılarını kamuoyu ile paylaşarak şu açıklamalarda bulundu;

"Yapılan anlaşmaya göre orman yangınlarıyla mücadele için tüm teknik teçhizatın temini, kurulması, kullanılması ile konuşlanan havaalanlarında kullanılan yerlerin kirası, elektrik ve su giderleri ile tüm personel giderleri, İHA'ların bakımları, yedek parçaları, onarımı ve yakıtları BAYKAR tarafından karşılanmaktadır. İmzalanan sözleşme bedeli dünyadaki benzeri uçuş/saat ücretli hizmetlerin çok altındadır."

Uğraştığımız işlere bakar mısınız?!

Gerçekte BAYKAR'ın Devlete Kazandırdıkları...

Bu durumu tam kavrayabilmek için geçmişi bugünle kıyaslamak gerekir.

Bu kıyasa faydası olacak açık örneklerden biri geçmiş dönemlerde terörle mücadele kapsamında icra edilen operasyonlar.

Örneklemeyle başlayalım...

Dağlık bir arazide teröristlerin olduğuna dair duyum aldınız.

Böylesi bir duyumu aldıktan sonra ilk yapmanız gereken; bölge ile ilgili istihbari çalışmalar yürüterek duyumu teyit etmek, ardından elde edilen bilgilere göre yapılacak operasyonu planlamak.

Varsayalım istihbarat çalışmalarını tamamladınız ve sonuçta bölgede arama tarama faaliyetleri yapmak üzere hava destekli bir kara operasyonu düzenlemeye karar verdiniz.

Bölgenin büyüklüğüne göre değişse de böylesi bir operasyonu minimum 2 ya da 3 günlük planlamalısınız.

Böylesi bir operasyonda İhtiyaç duyacağınız asker miktarı minimum iki tabur olur o da yaklaşık 1500 asker demektir.

Bu yiğitleri operasyon bölgesinin belli bir noktasına kadar araçlarla götürmek ve getirmek durumundasınız. Bu da minimum 150-200 araç demektir.

Aynı şekilde bu yiğitleri günde üç öğün doyuracaksınız. Kumanyalar, ekmekler hummalı lojistik faaliyeti, araç ve insan trafiği demektir.

Bu askerlerin hasta olanı, yaralananı olacak. İlk müdahaleyi yapmak üzere bir sağlık ekibi ve cankurtaran demek.

Acil bir durumda müdahale etmek üzere Skorsyk ve Cobra helikopterleriniz, F-16'larınız hazır bekletmek zorundasınız. Buda hummalı bir hava trafiği demek.

Vs... vs....vs....

Harcanan benzinler, yıpranan araçlar, teçhizatlar ve silahlar, onca zahmet, onca emek üç beş tarla faresini yakalamak için.

Bunaldınız değil mi?

Tüm bunları geçin askerleriniz arazide ilerlemeye başladığında mayına basma, pusuya düşme, zorlu koşullarda silah kazası, uçurumdan düşme gibi riskler sizi bekleyen diğer tehlikeler.

Çözüm...

Şimdi sizlere desem ki tüm bunları tek başına yapacak bir cihaz geliştireceğim ve oturduğumuz yerden hiçbir riske girmeden, beş kuruş masraf etmeden çok daha başarılı sonuçlar alacaksınız.

Bu teklifi edenin heykelini dikersiniz değil mi?

Evet, tüm bu imkânları bir tek SİHA ile bize kazandıran rahmetli Özdemir Bayraktar'ın bu millet heykelini dikecek heykelini...

Şimdi üç beş kendini bilmez çıkmış, "Vay efenim orman yangınları için BAYKAR'dan İHA'lar kaça kiralanmışmış türünden laflarla firmaya saldırmaya, şirketi yıpratmaya çalışıyor.

Boşa çaba bunlar bilesiniz ey gafiller...

Millet yutmuyor.

Yolda karşılaştığım bir Anadolu kadını öyle bir cevap verdi ki sizlere...

Üzerimde kalmasın ileteyim.

BAYKAR kadar taş düşsün başınıza...