
ABD/İsrail'in bölgedeki tüm terör örgütlerini besleyip, terörü destekleyen devlet gerekçesiyle İran'a yaptığı terör saldırılarını kınayarak başlayalım...
En son Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ramazan Genelgesi ve "Kâbe'de hacılar Hû der Allah!" ilahisinin viral olmasıyla toplumun değerlerinden uzak kesimin geçirdiği laik atak konuşuladursun biz kendi gündemimize bakalım.
Ramazan münasebetiyle yapılan TV programlarına temas edeceğimi yazmıştım son yazımda.
Hemen belirteyim ki TV kanallarındaki iftar/sahur programlarının güncellenmesi gerektiğine inanıyorum.
Çünkü yıllardır hep aynı formatta yayınlar yapılıyor. Birkaç ayet tilavet ediliyor ve bir iki konuk ile bir saate yakın süre sohbetle geçiyor. Bazılarında bir de ilahi gurubu yer alıyor.
Konuklar da yıllardır hemen hemen aynı simalar.
Faydadan hâli değil tabii ki, değerli şahsiyetlerin fikirlerini seyirciye aktarması önemlidir.
Ama hangi program seyirciyi ekrana kilitliyor ve bir aylık sürede programlar hangi hedefi yakalıyor sorularının cevapları maalesef çok olumlu değildir.
Çünkü Ramazan programları özellikle iftar programları hem seyirciyi ekrana kilitleyemiyor hem de öğretici olmaktan çok uzak.
Görüldüğü kadarıyla seyirci kitlesini bilgilendirmekten ziyade konuklarla vakit doldurma şeklinde geçiyor.
Bence o değerli konuklara da haksızlık ediliyor. Onlardan daha etkileyici bir şekilde faydalanılabilir.
Eskiden pedagojik olarak dikkatin dağılma süresi 45 dakika idi. Bu süre son yıllarda 20 dakikaya düştü diye biliyorum.
TV yayıncılığında ise seyircinin ekrandan kopmaması için 90 saniyede yani bir buçuk dakikada sahne değişikliği esası vardır.
O yüzden dikkat edilirse başarılı dizilerde her durağan sahneden sonra mutlaka aksiyon sahneleri yer alır. Böylece seyirci ekrana kilitlenir.
İftar programında bir saat boyunca iki kişinin karşılıklı yaptığı sohbet seyirciyi ekrana bağlamıyor, dolayısıyla o değerli konuklardan gereği gibi istifade edilemiyor. Tek kanal zamanında millet mecburen seyrediyordu ama yüzlerce TV kanalının yayında olduğu bir dünyada kimseyi bir saat boyunca iki kişilik sohbete bağlayamazsınız.
Bu iftar programları bir sunucu bir iki konuk formatından mutlaka çıkmalı ve seyirciyi ekrana bağlayacak bir formata evirilmelidir ki programlarda beklenen fayda elde edilsin.
Hatta başarılı bir sunucunun bu format değişmedikçe artık program yapmayacağı haberi aldım.
TV kanalları böyle sıradanlaşmış programlarla zaman doldurmayı bırakıp Ramazan'a gerçek manada değer verdiğini göstermelidir.
Öncelikle bu programlar için ciddi senaryolar hazırlanmalıdır.
Senaryo ekibinde, tefsir, hadis, siyer, fıkıh, tarih, edebiyat, tasavvuf, sanat, estetik, iletişim ve müzik gibi alanlarda uzman olan isimler oturmalı ve 30 günlük bir program çıkarmalıdır.
Bu programda 30 gün boyunca verilecek mesajlar tıpkı okulda ders müfredat yapar gibi muhteva belirlenmelidir.
Evet, program mutlaka Kur'an ayetleriyle başlamalıdır. Heyet o gün verilecek mesaja uygun ayetleri seçmelidir.
Ve Kur'an okuyacak kişi de artık klasik hafızlar yerine milletin ilgiyle dinleyeceği özellikte kişiler arasından seçilmelidir. Kur'an okumak sadece imamlara müezzinlere mahsus bir şey değildir. Bütün Müslümanlar okuyabilir. Mesela bir tamirci bir doktor bir bakkal bir mühendis bir müdürün bir öğrencinin kendi iş alanındaki Kur'an tilavetine yer verilebilir. Küçük yaşta mükemmel tilavete sahip çocuklar var. Mesela ihtida etmiş kimi ünlülerin muhteşem kıraatleri var.
Mesela, Uzak Doğu Müslümanlarının çocuklara işaret diliyle okuttukları Kur'an eminim herkesi ekrana kilitleyecektir.
İslam dünyası bu konuda çok zengin.
3-5 dakikalık tilavetten sonra yine en fazla 3 beş dakika sürecek bir tefsir yapılabilir.
İşte burada konuklar devreye girer. Belirlenen konular hakkında alanında uzman birinden 3-5 dakikalık etkili bir açıklama ile yetinilebilir.
Canlı yayın şart değildir.
Bu programlar için Ramazandan önce çekimler yapılmalıdır. Misafirlerin canlı yayında aklına gelenleri söylemesi yerine verilecek konuyu ciddi bir şekilde hazırlayıp kayıt altına alması kaliteyi artırır.
Sonra araya farklı sanatçı ve müzisyenlerin okuyacağı yine bir iki dakikalık ilahi veya uygun bir müzik parçası yerleştirilebilir.
Peşinden o günün konusuyla ilgili bir iki dakika sürecek bir hadisi şerif okunabilir.
Sonra yine bir edebiyatçının okuyacağı bir şiir gelebilir.
Konuyla ilgili fıkhî bir mesele nakledilebilir. Kısa bir canlandırma halinde de olabilir.
Ardından İslam tarihinden kısa bir anekdot nakledilebilir.
Uygun bir fıkra anlatılabilir.
Ülkenin önemli şehirlerinin mabetleri ve önemli abideler tanıtılabilir.
İslam dünyasının önemli merkezleri hakkında bilgi verilebilir.
İslam dünyasındaki farklı Ramazan törenlerinden kesitler sunulabilir.
Her gün bir soru sorularak ay sonunda kura ile ödül verileceği bir bölüm olabilir.
Ben bunları söylüyorum ama oluşturulacak heyet daha birçok unsur ekleyebilir.
Düşünün üç beş dakika arayla kesintisiz devam eden bu renklilik hem temas edilen konuların sayısını artırır, hem konuk sayısını artırır daha fazla uzman konuk edilmiş olur; hem kaliteyi yükseltir hem seyircinin bakış açısını genişletir, ufuk açar hem de seyirciyi ekrana kilitlemiş olur.
Tabii burada sanat estetik hikmet ve güzel sunum hususunda en büyük sorumluluk iletişimci danışman ve yönetmene düşer.
Yani bir iki konukla milleti stüdyoya hapsetmek yerine dünyaya açılan hayatı kucaklayan bir format ile seyirciye hem bilgi aktarılır hem de hedeflenen mesajlar ulaştırılmış olur.
Böyle kaliteli bir program sadece muhafazakârları değil herkesi ekrana bağlayarak tebliğe de vesile olabilir.
'Rabbinin yoluna bilgece ve güzel öğüt ile çağır!' buyurmuyor mu Kur'an?
Not:
Milletin değerlerine yabancı kesimlerin saldırılarına maruz kalan Milli Eğitim Bakanlığı'na fiilen destek olmak için aşağıdaki numarayı aradım ve desteğimi kayda geçirdim.
Bakanlığı sahipsiz bırakmayalım.
444 0 632'yi 7/24 arayıp Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ramazan Genelgesi'ne destek verebilirsiniz.