Vahdettin İNCE
Vahdettin İNCE
vahdettin.ince@star.com.tr
Tüm Yazıları

“Bize bir büyük devlet lazım” ama nasıl?

Pazar günkü yazıda "Türkiye'nin büyük devlet olma çabalarını" yazacağımı söylemiştim. Geçen Cumartesi günü bu çabaların en çarpıcı, en etkili, en ses getirici örneklerinden birine tanıklık etme fırsatını buldum. "Baykar Teknoloji"nin genel merkezinde "Özdemir Bayraktar- Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti" belgeselini izleyen davetliler arasında yer alıyordum. Belgeseli izlemeye geçmeden önce, uzman rehberler eşliğinde genel merkezin farklı bölümlerini gezdik. Televizyonlarda sıkça gördüğümüz çeşitli markalarıyla İHA'ları, SİHA'ları, Akıncı'yı, KAAN'ı, Kızılelma'yı, yerli teknolojinin harikası bu ürünleri yakından izledik. Dünyanın çeşitli çatışma bölgelerindeki dengeleri altüst eden başarılarını biliyorsunuz. Gördüklerimiz, basında, televizyonlarda anlatılanların çok daha fazlasını ifade ediyordu. Rehberimiz, merak ettiğimiz her şeyi en ince detayına kadar anlattı. Dünya insansız hava araçları piyasasının yüzde altmış- altmış beşinin Baykar'ın elinde olduğunu söyledi. Sekiz bini aşkın çalışanıyla Baykar daha büyük başarılara imza atacak gibiydi. Doğrusunu isterseniz, gurur verici bir manzaraydı. Bana "Bize bir büyük devlet lazım" diyen Mehmed Niyazi ağabey hayatta olsaydı, hemşerisinin bu başarısı karşısında, herhalde "büyük devlet olmak artık hayal olmaktan çıkmıştır" derdi.

Sonra büyük bir salonda bir hayali ete kemiğe büründüren Karadenizlinin, Özdemir Bayraktar'ın belgeselini izledik. Haluk ve Selçuk Bayraktar kardeşlerin duygusal yönü ağır basan açılış konuşmalarından sonra belgeselin gösterimi başladı. Bir inadın, bir sabrın, zorlukları aşmanın, stratejik düşünmenin, çıkarılan engellerden yılmamanın, ne olursa olsun geri adım atmamanın, bir kara sevdanın müthiş hikayesi anlatılıyordu. Belgeselin sonunda kendimi "Laz inadının başarısı" derken buldum. Belgeselin akışı içinde Baykar yönetim kurulu başkanı Selçuk Bayraktar, babasının ürettikleri İHA'ların deneme uçuşlarında başarısız oldukları her seferinde, "Kaz uçar da Laz uçmaz mı?" esprisini yapıp büyük bir inatla yeniden işe koyulduğunu anlatıyordu. Sevdasını bu İHA'ların kanadına bağlamıştı, demeye getiriyordu. O sırada fonda Cem Karaca'nın "sevda kuşun kanadında" şarkısı yükseliyordu. Bu, sevdası uğruna uykusunu, rahatını, sağlığını, hatta "bıyığını" bile feda eden bir adamın heyecan verici hikayesiydi. Belgeselin akışı içinde o zamanın muvazzaf askerlerinden biri anlatıyordu. Şırnak dağlarında askeri alanlarda İHA'ların deneme uçuşlarını yaptıkları bir sırada, birtakım risklerden dolayı Özdemir beyi helikoptere bindirmek istemiyordum. Nedenini sorunca, bıyıkların var, asker olmadığın için seni almazlar, demek zorunda kalmıştım. Sesini çıkarmadı. Ertesi gün helikopterin kalkacağı sırada Özdemir Bey'i karşımda görünce şaşırmıştım. Bıyıklarını kesmişti.

Kuşkusuz Türkiye, günümüzün ölçeklerinde maddi olarak büyük devlet olma potansiyeline sahiptir. Baykar'ın başarısı buna ilişkin somut bir örnektir. Uluslararası kriz alanlarına yaptığı kimi başarılı ve sonuç alıcı müdahaleleri itibariyle de manevi potansiyelinin de göz ardı edilemeyeceğini söyleyebiliriz. Elbette Türkiye'nin bu potansiyelinin kaynağı, geçmişini şekillendiren İslam medeniyetinin değerleridir. Türkiye'nin yüzyılı aşkın bir süredir, batılı değerlerin şekil verdiği bir hayat tarzını benimsediğini de biliyoruz. Buna rağmen bazı sorunlar bağlamında kadim değerler doğrultusunda ağırlığını koyma fırsatını bulduğu her seferinde başarılı olduğunu da kimse inkar edemez. Kıbrıs müdahalesi, Karabağ, Libya, Sudan örnekleri Türkiye'nin gücünü haklıdan yana kullanma çabasını gösterdiğinin kanıtlarıdır. Bence, Batılı değerler, büyüyen, büyüme potansiyeli gösteren Türkiye açısından bir ayak bağı mesabesindedir. Erbakan hocaya nispet edilen bir söz var "Türkiye kalkınacak ama mevzuatı müsait değil" diye.

Büyüyeceğiz büyümesine de şu düzmece batılı değerlerden oluşan mevzuattan bir kurtulsak. Ayrıca artık süper güç çöplüğüne dönen dünyanın yeni bir süper güce ihtiyacı yok. Maddi gücünü İslam ahlakıyla pekiştiren bir güçtür dünyanın beklediği. Bunu gerçekleştirdiğimiz gün "dev gibi bir orduyu" yeneriz.