Betül Soysal Bozdoğan
Betül Soysal Bozdoğan
betul.bozdogan@star.com.tr
Tüm Yazıları

Bölgesel savaş ve Mescid-i Aksa'nın yok edilmesi planı

Türkiye'de Cumhuriyet dönemi halk kitlesinin zihnine laik ve seküler uygulamalar öylesine kazınmış ki, dünyada yaşanan siyasi gelişmeleri okumakta zorlanıyoruz.

Zannediyoruz ki; Söz konusu olan Batılı devlet ise devlet işlerinde dini hiçbir motif gündeme gelmez.

O kadar yanılıyoruz ki... Dini argümanlar tam da merkezde yer alıyor. Dini motifler, siyasetin ana omurgasını oluşturuyor. Din eksenli jeopolitik okumalar, paradigmayı oluşturan mihenk taşı konumunda.

Özellikle de Amerika Birleşik Devletleri'nden bahsediyorsak...

Bakınız, Beyaz Saray'ın ruhani danışmanı Paula White'ın, İran savaşından önce kilise metinleri ve Talmud duaları ile Amerikan askerlerini kutsadığı anlar ortaya çıktı.

Geçtiğimiz gün Beyaz Saray'da Oval Ofis'te 20 kadar Evanjelist din görevlisi, ABD Başkanı Trump'a dokunarak dua etti. Ülkenin dört bir yanından getirilen papazlar Trump'ı kutsadı.

Trump'ı dini açıdan yüceltme söz konusu. Trump'ın beklenen Mesih olduğunu düşünen din görevlileri mevcut. Büyük Haçlı Savaşı'nı başlatması yönünde sürekli telkin veriyorlar.

"Hristiyan Siyonistler" olarak bilinen çoğunlukla muhafazakar Protestanlardan oluşan Evanjelistler, ABD'de 90 milyonluk bir nüfusa sahip. Ve ABD medya, siyaset, sivil toplum ve akademi çevrelerine hakimler. Bu grup tamamen İsrail'in amaçları için faaliyet yürütmekte.

Şimdi örneğini vereceğim profil, aslında tüm argümana açıklık getiriyor.

Trump'ın Savunma Bakanı Pete Hegseth, Evanjelist Hıristiyan inançlarından kaynaklanan İsrail yanlısı kimliğini açıkça ortaya koyan bir siyasetçi. Öyle ki; 2018'deki bir TV yayınında Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'nın bulunduğu yerde üçüncü bir Yahudi tapınağının inşa edilmesi çağrısında bulundu. Ve bugünkü faaliyetlerine baktığımızda da aynı eksende hareket ettiğini gözlemliyoruz.

Geçtiğimiz günlerde ABD'li gazeteci Tucker Carlson, İsrailli bir hahamın söylemini haberleştirdi. Haham, Mescid-i Aksa'yı yıkmanın tam zamanı olduğunu söylüyor ve bunu bir füzeyle yapabileceklerini iddia ediyor. Üstelik bu karmaşa içinde atılan füzeyi de İran yapmış gibi yansıtabileceklerini ifade ediyor.

Kurgulanan oyun, tam da Siyonist bir kafanın ürünü bir yaklaşım...

İRAN'A SALDIRIYI BÜYÜTME ÇABASI

Büyük oyunda Siyonist ve Evanjelistler birlikte hareket ediyor.

Peki, ABD ve İsrail'in planı ne?

Konuyu teolojik açıdan okursak; süreçte öncelikle Kıyamet Savaşı'nın başlaması gerekiyor.

Bu savaşı başlattılar. Savaşı büyütmek istiyorlar. Sahte bayrak operasyonlarıyla Körfez ülkelerini de bu savaşın içine çekme çabası söz konusu. Arap-Fars ve Sünni-Şii savaşı çıkarma gayreti söz konusu. İran içinde de Kürtleri rejime karşı ayaklandırma çabası mevcut. Azerbaycan'a gönderilen dronlar, Türkiye sınırları içine gönderilen ve havada patlatılan füze de dahil olmak üzere tüm hareketlilikler bu büyük oyunun bir parçası.

İsrail ve ABD, savaş tüm bölgeye yayılır ve sonuçta başarıyla bu işten çıkabilirlerse inançları gereği; bir sonraki aşamaya geçecekler ve Mesih'in geldiğini ilan edecekler.

Bununla beraber Filistin toprakları Yahudiler dışındaki herkese haram sayılacak.

Ve Mescid-i Aksa'yı yıkıp yerine 3. Tapınağı inşa edecekler.

Finalde ise hayallerindeki Krallığı kuracaklar ve İsrail'in tüm hedefleri gerçekleşmiş olacak.

ORTADOĞU'DAKİ SALDIRGANLIK ARTIK GERİ DÖNDÜRÜLEMEZ!

Olaylara bir de İsrail penceresinden bakalım. Oradaki gelişmeler de gerçeği daha net görmemizi sağlayacak.

İsrail'de bir "kızıl düve/inek" meselesi var.

Bu hayvan doğduğuna inanıldığı vakit işte dananın ipi o zaman kopuyor. Şöyle açalım.

Kusursuz kızıl düvenin doğması demek; Tapınakçı, Siyonist ve radikal Yahudilerin inanışına göre; hayvanın kurban edilmesiyle birlikte şu gelişmelerin hayata geçmesi demektir; Büyük din savaşının başlatılması yani Yahudilik taraftarlarının sağ kalacağı bir savaşın yürütülmesi, Mesih'in gelmesi, Mescid-i Aksa'nın yıkılarak onun yerine Süleyman Tapınağının inşası ve neticede bin yıllık Yahudi krallığının kurulması. Netanyahu'yu da İsrail'i bu sürece götüren lider olarak tasavvur ediyorlar.

Kızıl düve meselesi Siyonistler için madem bu kadar sembolik, biraz daha detay verelim.

İSRAİL'İN POLİTİKALARINI BELİRLEYEN İNANIŞ NE?

Yahudilikteki kutsal kitaplara göre "tamamen kızıl, kusursuz, özürsüz, iki yaşını doldurmuş" düvenin Doğu Kudüs'ün Zeytin Dağı bölgesinde Mescid-i Aksa'ya bakan bir arazide kurban edilmesi gerekiyor.

Yahudilerin arınma ritüellerini gerçekleştirmek için kırmızı/kızıl ineği arayışları, 1948'de Filistin'de işgalci İsrail rejiminin kurulmasından itibaren başlamıştır.

Bu ineğin bulunması için oluşturulan Tapınak Hareketi, Tapınak Enstitüsü'nü kurmuştur. On yıllardır süren çalışmalar sonrası aranan özellikleri taşıyan inekler 2022 yılında Teksas'ta tespit edilmiştir.

İsrail'deki hahamların da yer aldığı Tapınak Hareketi, bu inekleri ABD'nin Teksas kentinden İsrail'e taşımışlardır. Enstitü hahamlarının kızıl inekler için 500 milyon dolar ödediği iddia ediliyor.

İneklerin Batı Şeria'da bekletildiği biliniyor. Esasen Tapınak Hareketi, ineklerin kurban tarihini ineklerin üç yaşına girmiş olacağı, 10 Nisan 2024 olarak ilan etmişti. Bu açıklama 2023 yılının ilk aylarında yapıldı.

Bu gelişmenin üzerine Filistinlilerden açıklama geldi.

Hamas'a bağlı Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, kızıl düvelerin endişe verici olduğunu, potansiyel kurbanların "tüm bir milletin duygularına yönelik saldırı için tasarlanmış iğrenç bir dini efsane" olduğunu söyledi.

Filistin Diyanet İşleri Danışmanı Mahmud Habbaş, "Kurban veya inek kesmekten bahsetmek, İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırgan ihlallerinin devamıdır. Filistinliler, bedeli ne olursa olsun bunun gerçekleşmesine asla izin vermeyecek" dedi.

Kudüs Vali Yardımcısı Abdullah Siyam ise inek kesme meselesinin, Arap ve İslam dünyasında çok büyük etkilerinin olacağını dile getirdi ve bu tür eylemlerin gelecekte tüm bölge için zor sonuçlar doğuracağının altını çizdi.

Öyle de oldu.

Yahudiler ineği kesmeden Filistinliler hamle yaptı ve Aksa Tufanı Operasyonu'nu gerçekleştirdi.

Hamas bu hamleyi yapmasaydı, Yahudiler ineği kurban edecek ve Mescid-i Aksa'yı yıkmaya yelteneceklerdi. Ardından ise tüm bölgeye savaş açıp, Mesih'in geldiğini ilan edip Filistin topraklarını Yahudiler dışındaki herkese haram ilan edeceklerdi. Ve Süleyman Tapınağı'nı inşa edip sözde bin yıllık krallığı kurmaya girişeceklerdi.

Planları buydu ama planı ilk etapta Hamas bozdu.

Filistinlilerin Gazze mücadelesi tüm dünyada farkındalık oluşturdu.

Ve fakat İsrail vazgeçmiyor. Bölgesel savaşın çıkması için sürekli ABD'ye baskı yapıyor. İran'a saldırı da bu kapsamda değerlendirilmeli.

Çünkü onlara göre dini semboller neşet etti. İnek doğdu ve bu, onlar için aynı zamanda bir vaat demek. İsrail'in politikalarını belirleyen inanç işte bu.

Siyonistler kendi amaçları için savaşacak, Müslümanlar da vatanları, izzetleri ve Mescid-i Aksa'yı korumak için.

Bazı şeyler kaçınılmazdır.

Elbette inanan Müslümanlar galip gelecek. Ama çetin sınavlar, tüm coğrafyayı bekliyor.

Bu süreçte, bölge ülkeleri sahte bayrak operasyonlarına pirim vermemeli ve suhuletle pozisyon almalı. Bölgesel savaşa asla izin verilmemeli.

Hz. Peygamber "fitne zamanı koşan yürüsün, yürüyen dursun, duran otursun" buyurmuştur. Şimdi durma ve akıllıca davranma zamanı!