Fadime ÖZKAN
Fadime ÖZKAN
fozkan@star.com.tr
Tüm Yazıları

Bu kez de PJAK ile deneyecekler!

İsrail ve ABD yakın coğrafyamızda yine bir şey deniyor.

Yeni bir şey değil ama.

Daha önce benzerlerini defalarca deneyip başaramadığı "terör devleti fantezisi"ni bu kez İran coğrafyasında hayata geçirme çabasında Siyonistler.

Türkiye'de kökü kazınan PKK'ya, Suriye'de dişleri sökülen SDG'ye bu kez aynı yapının İran kolu olan PJAK üzerinden hayat öpücüğü vermek için yeni plan peşindeler.

**

İran topraklarında barınan PKK kökenli PJAK, KDP'nin İran kolu KDPI, PKK ile ilişkili-ayrılıkçı PAK, Komala ve Xebat örgütleri İsrail ve ABD'nin İran saldırılarını fırsat bilerek harekete geçti. Hatta saldırıdan 6 gün önce 22 Şubat'ta bir koalisyon kurarak ortak hedeflerini açıkladılar.

"Mevcut durumu fırsata çevirmek istiyoruz" diyerek açıkça ilan etti PJAK sözcüsü kirli ve sinsi ilişkilerini.

Hedefleri malum.

Irak'ta ve Suriye'de denedikleri, Türkiye'de 47 yıl boyunca netice alabilmek için uğraştıklarıyla aynı.

İstiyorlar ki İran'da mevcut rejim yıkılsın, iç savaş çıksın ve İran parçalansın ki bize alan açılsın!

Böylece Kürdistan hayalimiz gerçek olsun!

Bunu emperyalist ABD ile bebek katili Siyonist İsrail yüzbinlerce insanın kanını dökerek bizim için yapsın! Ve biz de "onurumuzla (!) haysiyetimizle (!) Kürdistan'ı kurduk" diye ortalarda dolaşalım!

Şu haysiyetsizliğe, onursuzluğa bakar mısınız?

**

Planlar kendilerine ait değil elbette. CNN, Reuters, Middle East Eye, DW, Axios gibi batılı, Rudaw gibi IKYB mahreçli medya organlarında açık kaynaklar üzerinden dolaşıma giren bilgiler bize net olarak bir şey söylüyor.

Buna göre ABD ve İsrail, adlarını yukarıda andığımız ayrılıkçı Kürtçü yapılarla doğrudan temas halinde.

İran'a olası bir kara operasyonunda kullanılmak üzere "satılık Kürt gruplarını" hazırda tutuluyorlar.

CIA ve Mossad'ın silah ve istihbarat desteği planlanıyor, işletiliyor.

Irak-İran sınırında binlerce silahlı terörist bu amaçla eğitim alıyor.

İsrail, Irak sınırındaki mevzileri özellikle vuruyor ki PKK'lı teröristler İran'a kolayca geçebilsin.

Silah bırakması, Suriye'ye entegre olması gereken SDG'li teröristler İsrail talimatıyla İran'a taşınıyor yani.

Bu noktada Suriye'den Irak'a götürülen DEAŞ'lıları, nerelerde nasıl kullanılabilecekleri ihtimaliyle beraber anmak gerek.

Amaç Devrim muhafızlarına, Besic unsurlarına ve polis güçlerine saldırarak iç savaşı körüklemek.

Uzun vadede ise bölünen İran'da kendileri için küçük bir Kürdistan, Siyonist İsrail için Arz-ı Mev'ud'a giden tampon bir bölge oluşturabilmek.

Trump'ın Barzani, Talabani ve KDP'nin İran kolu olan KDPI başkanı Mustafa Hicri ile görüşmesi de aynı amaca matuf.

Motivasyonun İsrail'den geldiğini, koordinasyonun ABD tarafından yapıldığını, Kürt kimliğini öne çıkaran terörist yapıların ise pis işlerde kullanılan figüranlar olduğunu ayrıca söylemeye gerek var mı?

**

İsrail ve ABD'ye şaşmayız. İngiltere ile beraber geçen yüzyılda Filistin'de, son iki yılda Gazze'de ne yaptıkları ortada.

Emperyalist-Siyonist cepheye hazır asker yazılan PKK ve türevlerine de şaşmayız. Kiralık katil olarak sahip aramaktalar sürekli.

Lakin Türkiye'nin sunduğu kansız çözüm yolunu onurlarıyla seçmek yerine İran'daki gelişmelere bakıp bir kez daha "acaba" diyenlere ne demeli?

Düştükleri zilleti görmeden ufak ufak kıvırmaya başladılar yine.

**

1991 birinci ve ikinci Körfez Savaşı sırasında ABD eliyle Saddam devrilir, Irak bölünür, biz de payımızı alırız diye ABD'nin peşine takıldılar. Saddam'ın ağır müdahalesiyle yarım milyon Kürt Türkiye sınırına sığındı. O günkü perişanlığı Amerikalılar bilmez ama Kürtler hala ağlaşarak anlatır.

2003'te ABD Irak'ı işgal edip Iraklılara Ebu Gureyb cezaevindeki gibi en rezil işkenceleri ederken bu "Kürt gruplar" doğrudan Amerikan ordusuyla beraber Irak'a karşı savaştılar.

Bir benzeri durum 2013 sonrası Suriye'de yaşandı. PKK ve kuyruğundaki "Kürtler" kaos ve iç savaş ortamından faydalanarak ABD ve DEAŞ yardımıyla Suriye'nin kuzeyinde alan tuttu. Bunu da Türkiye ve dünya kamuoyuna "onurlu kurtuluş" vesaire diye yutturmaya çalıştılar. Hatta Selahattin Demirtaş başkanlığındaki BDP hem "rojava devriminden" hem "Gezi işgalinden" güç alarak çözüm sürecini sabote etti.

Şimdi de İran'da ABD-İsrail eliyle bir tiyatro oynanıyor. Yıllarca Türkiye'nin PJAK uyarılarını dikkate almayan, Ankara ile koordineli ve samimi bir terörle mücadele yürütmeyen, terör örgütünü işine geldiği zamanlarda Türkiye'ye karşı kullanmak için yedekte bekleten İran rejimi bugün beslediği köpeğin saldırısına uğruyor.

Eğer PKK'ya müzavir malum çevreler Türkiye'nin sunduğu onurlu çıkış imkanını kullanmaz, iyi niyetli yapıcı yaklaşımları reddeder ve İsrail'in peşine düşerse kınından çıkacak kılıcı kimse tutamaz.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın dediği gibi... Türkiye kendini korur. Bunu yapacak kudrete, iradeye ve imkana en güçlü şekilde sahip.