Yazarlar

Ahmet KEKEÇ

Ahmet KEKEÇ

akekec@stargazete.com

Bu psikiyatr niye çıldırdı?

Ahmet KEKEÇ tüm yazıları

Kemalist Aysun diyor ki, “Bundan sonra madenlerde türbanlılar çalışsın. Hem baret takmalarıına da gerek yok. Bir göçük olduğunda hepsinden kurtuluruz. Toptan temizlik.”

Değerli yazar Halil Berktay, bir kesime ait bu “genellenebilir” tavrın, Talat Paşa’nın Ermenisiz bir Anadolu; Hitler’in Yahudisiz bir Almanya; Stalin’in “burjuvazisiz” bir toplum yaratma ütopyasına benzetiyor.

Böylesi ütopyacılar bu topraklarda hep vardı. Bundan sonra da olacak... Hiç şaşırtmadılar bizi ve esasında toplum olarak (şaşırmayacak) bir olgunluğa da ulaştık.

Berktay, “öteki” kavramı üzerinde duruyor ve ötekine reva görülenlerin toplumun belli bir kesimi tarafından normal ve olağan karşılandığını anlatıyor. Doğru ve yerinde tespitler...

Ben, “Kemalist Aysun’u çıldırma noktasına getiren nedir?” sorusunun daha anlamlı olacağını düşünüyorum. “Kemalist Aysunlar” da diyebiliriz. Tekil bir örnekten bahsetmiyoruz çünkü. Rahatlıkla genelleyebileceğimiz bir tavrın, bir politik kavrayışın ürünüyle (yansımasıyla) karşı karşıyayız. Maden işçilerinin AK Parti mitingine katıldıkları için “bu şekilde ölmeye müstahak olduklarını” söyleyen Yılmaz Özdil’i de hiç düşünmeden Kemalist Aysunlar sınıfına dahil edebiliriz...

Kentli, çağdaş, yüzü batıya dönük, çoğunlukla ekonomik olarak yırtmış insanlar bunlar ve elbette politik bir kesimi temsil ediyorlar.

Meseleyi, bu iki tekil ve uç örnek üzerinden açıklamaya (anlamaya) çalışmıyorum, hayır...

Fazla uçlarda görünmeyen, olaylara hep “sükûnetle” yaklaşmış ve kavrayışı yüksek bazı aydınlarda da artık Kemalist Aysun ve Yılmaz Özdil refleksi egemen... En sakinleri “Yandaşlar” ve “Satılık medya” diye başlıyor söze.

En tahammüllülerinin mottosu da şu: “Bu iktidarın kökünü kazımadan bize huzur yok.”

Bir arkadaşım, geçenlerde, ünlü bir psikiyatrın attığı tweetleri gösterdi.

Ünlü psikiyatr, aynı zamanda ünlü bir yazar.

İsmi Cem Mumcu...

Bu ismi bir süre öncesine kadar, dahil olduğu klanın tersine, toplumdaki dönüşümü anlamaya çalışan ve “anlayan” çıkışlar yaparken izliyorduk. Sol siyasete ve toplumun “Beyaz” kesimine amansız eleştiriler yöneltiyordu... Kendi içine kapanmış (seçkin) zümrelerin, toplumun geri kalan kesimini anlamadığını, “aydınlanmış” kitlelerin halkın inanç ve değer tercihleriyle kavgalı olduğunu, bunun da ciddi bir özeleştiri gerektirdiğini anlatıyordu.

Cem Mumcu’nun, bu açıklamalarıyla mahallesini kızdırdığını, birdenbire kendisini “nefret objesi” haline getirdiğini tahmin etmek zor değil... Eminim ki söze, “Hep siz şımartıyorsunuz bunları, siz tepemize çıkarıyorsunuz” diye başlıyorlardır.

Meselelere suhuletle yaklaşan ve hep serinkanlı değerlendirmeler yapmış entelektüel kavrayışı yüksek Cem Mumcu’nun, “Sen ne kadar güçsüz, ne kadar çaresiz bir o... çocuğusun” tweetiyle karşılaşınca, esasında şaşırmam gerekiyordu ama şaşırmadım. (Önemli not: Entelektüel kavrayışı yüksek Cem Mumcu “O... çocuğu”nu, “r” harfini beş kez tekrarlayarak, yani şeddeleyerek yazıyor. “Orrrrr... çocuğu” şeklinde. Aferin ona!)

Bir politikacıdan söz ediyordu Cem Mumcu... “İnsanlık noktasında anlamayı reddettiğini” söylediği bir politikacıdan... “Ulan, Fethullah az bile beddua etmiş size” dediği bir politikacıdan...

Mumcu’nun “küfürlerine” mazhar olmuş politikacının kim olduğu konusunda tahmin yürütecek değilim. Herkes biliyor kim olduğunu. Politikacıların “masuniyetle” çerçevelenmiş olduğunu ve eleştiriden muaf tutulması gerektiğini söyleyecek de değilim...

Ünlü psikiyatrı, mesleğinin konusu olabilecek bu şedit (ve terbiye dışı) çıkışa icbar eden nedir?

Bunu anlamak istiyorum...

Bir politikacının (“diktatör” diye suçlanan bir politikacının) varlığıyla ilişki değildir herhalde mesele... Ne politikacılar geldi geçti. “Bir sağdan, bir soldan astığını” söyleyen ve yönetim tarzıyla binlerce faili meçhul cinayete yol açmış ne politikacılar geldi geçti... Hiçbiri de, böylesine şedit (ve patolojik halle açıklanabilecek) bir mukavemetle karşılaşmadı.

Nedir mesele?

Bir sınıfı topyekûn çıldırma noktasına getiren nedir?

Halil Berktay’ın yazısı uygun cevaplar barındırıyordu ama en azından bu meselenin psikiyatr Cem Mumcu’ya havale edilmemesi gerektiğini öğrendik.

Hiç değilse bunu öğrendik.