Nuh ALBAYRAK
Nuh ALBAYRAK
nuhalbayrak@star.com.tr
Tüm Yazıları

Bugünkü Arabistan'da yaşayanlar ''gerçek Arab'' değildir!

Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) vefatından sonra eshâb-ı kirâm, İslâmiyet'i bütün insanlara ulaştırmak için Arabistan'dan çıkarak dünyaya yayılmışlardı. İslâm ordusu, Asya'nın ötelerine, Afrika'ya, Kıbrıs'a, İstanbul'a, hâsılı yeryüzüne dağılmıştı. Allahü tealanın dinini, kullarına tanıtmak için canlarını feda etmiş, bir daha Hicaz'a dönmemişlerdi.

Kabirleri Hindistan'da, orta Asya'nın içlerinde ve bütün Anadolu'da ziyaret edilmektedir. Hatta Çin'de bile sahabi yatmaktadır. Hakeza İstanbul'un sembolü olan Eyyüb el Ensarî hazretleri ve civarında medfun sahabeler de İstanbul'u fethetmek ve İslâmiyet'i Allahü tealanın kullarına ulaştırmak üzere buralara gelmişlerdi.

Sultan II. Abdülhamid Han'ın amirallerinden Eyüp Sabri Paşa, yüz yıl önce basılan Mirat-ül Haremeyn kitabında, "Bugün Mekke şehrinde sadece iki Arap ailesi kalmıştır" diye yazmaktadır. Bugün ise, Suudî Arabistan veya diğer Arap ülkelerinde yaşayanların, Peygamber Efendimizin eshabı ve o dönemin "Hicaz Arapları" ile hiçbir ilgisi yoktur.

Peygamber Efendimizin torunları da bütün Anadolu'ya ve özellikle doğu bölgelerine yerleşmişlerdi. Günümüzde de tanımakla bahtiyar olduğumuz zeki, sabırlı, çalışkan ve çok sempatik olan bu kıymetli insanlar hep Peygamber Efendimizin evlâdıdır. "Seyid" ve "Şerif " denilen bu mübarek insanların Halep'teki özel bir mahkemede kayıtları tutulur, yalancı ve istismarcılar seyidlik iddiasında bulunamazdı. Mason Reşid Paşa'nın Tanzimat ilânından sonra yaptığı ilk işlerden biri de bu mahkemeyi kaldırmak olmuştu.