Yazarlar

Ahmet KEKEÇ

Ahmet KEKEÇ

akekec@stargazete.com

Bunlar nedir Ömer hoca?

Ahmet KEKEÇ tüm yazıları

Ömer Laçiner bombayı patlatmış: “CHP sağcı bir partidir...”

Mahsustan “bomba” diyorum.

CHP’nin sağcı bir parti olduğu, resmi ideolojiden kaynaklandığı ve sadece statükoyu korumaya “kurgulandığı” herkesin malumu.

Bu gerçeği bilmeyene kız bile vermiyorlar bu ülkede.

Laçiner, bilinen ve entelektüel olarak da kabul görmüş bir gerçeği tekrarlamış. Söylediği şeyin orijinal bir tarafı yok...

İdris Küçükömer ve “Düzenin Yabancılaşması” bahsine girmek istemiyorum... Konu hakkında, hiç yazmadıysam, en az 100 yazı yazmışımdır. Meraklısı arşivden ulaşabilir.

Şunu demeye çalışıyorum:

CHP’nin sağcılığı artık bir “nakısa” değil... Sol gösterip sağ vuran “sol entelijansiya” bu gerçeği kabullenmekte zorlanabilir ama CHP’nin asıl sorunu “sivil” olamaması.

Bu, aynı zamanda, sol entelijansiyanın da sorunudur...

Hesapta solcudur, ilericidir, yerine göre yurtseverdir ama “sivil” değildir.

Örnek mi?

Bize yıllarca “sosyalistmiş gibi yapan” ve bazı ahmakları buna inandıran solcu bir gazetenin genel yayın yönetmeni, utanmadan “Babıali Baskını”nı övüyordu.

Babıali Baskını olmasaymış, Cumhuriyeti kuramazmışız.

Dahası, demokrasiye geçemezmişiz.

Demek ki, Enver Paşa’nın, yanındaki sergerdelerle birlikte, elinde tabanca hükümet binasına (bugünkü vilayete) dalması, Nazım Paşa’yı Yakup Cemil’e öldürtmesi, Sadrazam Kamil Paşa’dan silah zoruyla istifa dilekçesi alması, bize demokrasinin yollarını açtı.

Utanmadan bunu yazıyor adam... “Sivil” lafzını da ağzından düşürmüyor.

Daha kötüsü var:

Maocu Kemalistlerin internet sitesi (bunlar da kendilerine “solcu” diyorlar), bir zamanlar Prof. Afet İnan’ın da dahil olduğu rezillikleri toplamını “antropoloji” diye savunuyordu.

Kafatası ölçmek bilimmiş.

Bir bilim kadını olarak Afet İnan da, “antropoloji biliminin gelişmesi için” kafatası işine merak sardırmış.

Niyeti, hem bilimi geliştirmek, hem de “Türklerin kökenini” ve nereden geldiğini bulmakmış...

Niye?

Orta Asya’dan gelmemiş miydik biz?

Kuraklık baş gösterince, yurdumuzu terk edip, harita üzerinde oklarla gösterilen bölgelere (yani dünyanın dört bir yanına) dağılmamış mıydık?

Sonunda Anadolu’da karar kılmamış mıydık?

Bu “göç haritası”, bir tek Türklerin yazdığı tarih kitaplarında mevcuttur, dikkatinizi çekerim.

Bizzat Mustafa Kemal’in talimatıyla hazırlanmıştır.

Dünyaca ünlü tarihçi Zeki Velidi Togan’a da, “Çık kürsüye, bu göç haritasını savun” denmiştir.

Ciddi bir tarihçi olan Zeki Velidi Togan’ın, “Böyle saçma şey olmaz” cevabı üzerine de, haritayı savunma görevi Doktor Reşit Galip’e verilmiştir.

Maocu Kemalistlerin internet sitesi, geçtiğimiz günlerde bir rezilliğe daha imza attı: “Varlığımızı, İsmet Paşa’nın koyduğu varlık vergisine borçluyuz.”

Bunu da yazdılar, evet...

Cahit Kayra diye eski bir siyasetçi bulmuşlar, onun ağzından (ona söyletmiş gibi yaparak), tarihimizin en faşist, en despot, en rezil uygulamalarından biri olan varlık vergisinin ne kadar da faydalı bir “mili tedbir” olduğunu yazıyorlar.

Normal ülkelerde Babıali Baskını’nı savunanlara, “darbeci” derler.

Bizde “solcu” diyorlar.

Kafatasçılığı “antropoloji” diye yutturanlara “faşist” derler.

Bizde Atatürkçü diyorlar.

Faşist vergi uygulamalarını “faydalı bir milli tedbir” diye kılıflayanlara “deli” derler.

Bizde “yurtsever” diyorlar.

CHP sağcı bir partidir, anladık da...

Bunlar nedir?