
ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş; tarihin yeniden yapıldığı bir sürece tekabül ediyor.
Yaşananlar ve yaşanacak olanlar; tarihi bir kırılmanın eşiğini doğurabilir veya Doğu-Batı arasındaki dengeleri alt-üst edici bir etki oluşturarak Ortadoğu'yu özgün, bağımsız ve müreffeh bir geleceğe taşıyabilir.
Bu süreçte ülke olarak, proaktif pozisyonumuzla ikinci ihtimali güçlendirme gayretindeyiz.
Önce güncel durumu özetleyelim, ABD'nin önümüzdeki haftaya dair planına bakalım ve İsrail'in hedeflerini ortaya koyalım. Sonrasında analiz gelsin ve süreci kuşbakışı ele alıp, geniş perspektiften değerlendirelim.
Savaşın 26. gününde galibiyet bakımından İran'ın önde olduğunu söyleyebiliriz.
İran, Hürmüz kozunu kullanarak enerji piyasasını allak bullak etti.
Dünya enerji ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 40 arttı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savaş, Netanyahu'nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor." İfadelerini kullandı.
İran, Körfez ülkelerini tuzdan arındırma tesislerini yok etmekle tehdit etti. Su olmadan Körfez ülkelerinde yaşam üç gün içinde kaosa sürüklenir. Süreçte Körfez ülkelerinin savaşı bitirmesi bağlamında ABD'ye baskı yaptığını tahmin etmek güç değil.
Bu hafta Pakistan'da ABD ve İran heyetleri arasında bir görüşme yapılması ihtimali var.
Gelinen aşamada İran kozlarını kullanmada başarılı olurken, ABD hedeflerine ulaşamadı. Rejimi değiştiremedi, İran halkını sokağa çıkmaları için ikna edemedi, İran'da kendilerine yakın bir profili lider olarak seçtiremedi, uranyumu ele geçirmek adına bahsi geçen operasyonu hayata geçiremedi, Hürmüz'ü açtıramadı ve İran'ın füze kapasitesini yok edemedi. ABD tüm bu hedeflerin yanında İsrail'in çok istediği mezhep savaşlarını çıkarmayı da başaramadı.
Süreç uzadıkça, işler ABD için sazan sarmalına dönüyor.
"Trump'ın müzakere çıkışları, piyasa spekülasyonudur. Bununla beraber olası kara operasyonu için zaman kazanmaya çalışıyor" şeklinde değerlendiren uzmanlar mevcut. Bu senaryoya göre; ABD askeri Harg Adası'na, körfez kıyılarına ya da İsfahan'a asker çıkaracak. 5 bin piyade yolda. ABD'nin 50 bin askeri de bölgede bulunmakta. Ne var ki; ABD'deki uzman hesaplarına göre "İran işgali" için çıkarma yapmak kolay bir iş değil ve 600 bin asker gerekiyor. Şu çok net; ABD bu denli geniş çaplı bir iş çıkaramaz. Ve kısıtlı sayıdaki askeriyle de sahaya girerse bu ABD için hezimet demektir. ABD'nin kara operasyonunun başladığı gün, inanın ABD karşıtları için en keyifli senaryo hayata geçmiş demektir. Bakalım haftaya müzakere mi kara operasyonu gündemi mi olacak hep birlikte göreceğiz.
Bir de faşist, ırkçı ve soykırımcı bir Siyonist din devleti olan İsrail'in hedefleri ve senaryoları var. El Jazeera kaynaklarına göre, İsrail'in olası senaryolarında; Bekaa, Dera ve Süveyda'nın işgali, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara'nın suikasta uğraması, Suriye'nin kaosa sürüklenmesi, İran'a karşı taktik nükleer silah kullanılması, Lübnan'daki işgalin genişletilmesi ve Mescid-i Aksa'nın "Siyonist devletin mülkü" ilan edilmesi ve yıkım sürecinin başlatılması var. Bu planlardan yeni haberdar olmuyoruz. İsrail'in ne denli bir kanser yapısı olduğunun farkındayız.
Yapmak istediği çok şey var ama şu bir gerçek ki; işler İsrail için de iyi gitmiyor. 7 Ekim 2023'ten bu yana tabular yıkıldı, algılar değişti, realite farklılaştı. Anlaşıldı ki; İsrail hava savunmasının ciddi zaafları var ve pazarlandığı gibi değil! Batı kamuoyu üzerinde on yıllardır medya ve sinema üzerinden kurguladıkları İsrail'in "demokratik" , "medeni" ve modern ülke imajı, güçlü - "yenilmez" askeri yapılanması" gibi pırıltılı argümanlarının balon olduğu ortaya çıktı. İsrail nefret edilen bir ülke oldu. Toplumlardaki güncel algısı; bağnaz, ırkçı ve faşist bir siyonist din devleti olduğu yönünde.
YENİ ÇAĞ, YENİ DÖNEM VE BİZ
Osmanlı ile birlikte kaldırılan Hilafet makamı, dağıtılan Müslüman coğrafya, dizayn edilen Ortadoğu!
Sürekli akan kan ve gözyaşı!
Bu defa farklı bir şey oluyor. Gazze üç senedir destansı direnişi tüm dünyanın gözü önünde hayata geçiriyor, Suriye'de Sünni çoğunluk olan halk kitlesi devrim yapıyor, İran halkı, rejimini ABD'ye karşı destekliyor ve emperyalizme direniyor, Körfez ülkeleri mezhep savaşı planına pirim vermemekte sabırlı davranıyor ve Türkiye tüm bu süreçlerde arka planda işleyen stratejik akıl olarak her zaman devreye giriyor.
Uzunca bir süreden sonra bölgede ilk defa yerli akıl devrede.
Osmanlı sonrası Türkiye, ilk defa bölge için kurucu aklı ortaya koyuyor. Ülkemiz 15 Temmuz işgal girişimini atlattıktan sonra bölgeye can suyu olacak stratejik aklı pompalıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanın Hakan Fidan'ın diplomatik temasları sonuç verdi. Bölgede çıkarılmak istenen sünni-şii çatışması ve otuz yıl sürmesi planlanan mezhep savaşı engellendi.
Bakınız Arap coğrafyasından Abdullah Assahem'in sözleri manidar. Assahem, "Türkiye'yi İran ile karşılaştıranlar cahildir. Türkiye Yemen'i parçalamadı, Suriyelileri öldürmedi, Irak'ta çeteler yaymadı, Lübnan'ı bölmedi, Mekke'ye füze atmadı. Türkiye Suriye'nin birliğini, Arapların birliğini ve Körfez'in gücünü destekledi, Katar'ın işgalini ve Suudi Arabistan'ın yıkımını önledi, Sudan'ın parçalanmasını engelledi, Libya'yı birleştirmeye çalıştı, Somali'yi savundu ve nihayet Mısır'a gitti. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı açıkça söyledi: "Biz Arap devletlerinin gücü ve birliği yanındayız. Türkiye, Karabağ'ı geri almak için Azerbaycan'ı Ermenistan'a karşı destekledi, hatta İran'da Türkiye, İran'ın parçalanmasına ve bölünmesine karşı durdu ve ABD'ye net sözlerle dedi ki: "İran'ın bölünmesini kabul etmiyoruz. Türk ruhu Osmanlı İmparatorluğu'nu hatırlatan, İslami ve yükselişçi bir ruhtur. Şimdi Türkiye Araplara diyor ki: "İnşallah Türkiye'ye güvenle gelin, silah ne isterseniz alın, biz kıyamete kadar yeryüzündeki tüm sapkınlara karşı sizin yanınızdayız!" yorumlarını ifade etti.
Coğrafya çok yoruldu, artık Müslümanların birlik olma zamanıdır.
Bölge ülkeleri, kendi aralarında farklılıklar olsa da emperyalizme karşı birbirleri arasında dirsek teması kurmayı öğrenmeli. Aksi takdirde Siyonist akıl sürekli fitne tohumu ekmekte.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifadesiyle; "Terörsüz Türkiye sürecimiz nasıl yarım asırlık kanlı bir oyunu bozuyorsa, Terörsüz Bölge idealimiz de Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasına nifak duvarları örmek isteyenlerin planlarına set çekmektedir. Birlik ve beraberliğimiz güçlendikçe, kardeşliğimiz pekiştikçe, silah ve şiddetin devri kapandıkça, bunu özellikle söylüyorum, kazananı hep söylediğimiz gibi ülkemiz olacak, milletimiz olacak, bölgemizdeki kardeş halklar olacaktır."