
Amerika ve İran her an savaşa girebilir.
Çin, Tayvan için pusuda bekliyor.
Rusya enerji depoluyor, Ukrayna'nın tamamını alacak.
İsrail her an İran'ı vurabilir.
Rusya Avrupa'ya yürüyebilir.
Amerika İran'ı vuracak mı?
Kuzey Kore füze denemesi yaptı.
Amerika Venezuela'ya çöktü.
Grönland NATO'da krize yol açtı.
Bunlar günümüz dünyasında neredeyse her ülkenin tartıştığı konu başlıkları.
Nabza Göre Şerbet...
Bu başlıklar herkesin ilgisini çekmeyebilir.
O zaman ilgisi olmayanlar, konunun hoşuna gitmedikleri için de bir şeyler yapmalı.
Demokrasilerde çare tükenir mi, o iş de hallolur.
Her nabzın bir şerbeti var, kıvamı tutturulur, ona da bir ayar verilir.
Mal Canın Yongası...
Altın nereye kadar...
Döviz yükselecek.
Altında düşüş sürer mi?
Borsa daha da düşer mi?
Emlak almak akıl karı mı?
Kazandıracak doğru yatırım nedir?
Gümüş alanın elinde kalır mı yoksa daha da yükselir mi?
Biri Bizi Oyalıyor...
Tüm bunları neden yazdım.
İnsanoğlu olarak bizler bu konuları tartışırken, birileri bizleri bu konular ile meşgul ederken, acaba o birileri bize cambaza bak oyunu mu oynuyor.
Acaba o birileri insanoğlunu bunlarla haşır neşir ederken, bizler cambazla oyalanırken altımızı mı oyuyor?
Sorgulamak lazım.
O sorgulamayı yapan biri olarak zaman kaybetmemek adına hemen söyleyeyim.
Evet, birileri bizi, hem de çok iyi oyalıyor.
Acilen Uyanmalıyız...
Söylediklerim fantezi gelmesin, birileri gerçekten milyarlarca insanı oyalıyor ve o birileri milyarlarca insanın altını oyuyor.
Tehlike gerçekten çok büyük.
İçinde bulunduğumuz uyku hali bitmezse, dünyada toplu bir uyanış başlamazsa birileri bizi bir daha uyanmamak üzere sonsuza kadar uyutacak ve o birileri bizi ölüm uykusuna yatıracak.
Ne demek istiyorum.
Dikkat ederseniz tüm dünyada, dünyanın tüm ülkelerinde maneviyatta, toplumsal değerlerde, insani değerlerde inanılmaz bir ahlaki çöküş var.
Peki, bu çöküş tesadüf mü?
Asla!!!
Çöküşün sebepleri nedir diye sorguladığınızda ortaya dehşet bir tablo çıkıyor.
Bu incelemeyi yaptığınız takdirde birilerinin medya üzerinden dünyayı şekillendirdiğini, insanları zombileştirdiğini, çok sinsi yöntemlerle insanoğlunu günlük yaşayan robotlaşmış içi boş et yığınına dönüştürdüğünü görüyorsunuz.
Peki nasıl?
Sanal Operasyon...
Dizilerle, filmlerle, sanal medyayla.
İzlediğinizde her türlü küfrü edeceğiniz görüntüler, baktığınızda lanetler yağdıracağınız sahneler, benzeri her türlü zehir, bugün dizi altında, film adında, televizyonlarda insanların beyinlerine şırıngalanıyor.
Bugün NETFLIX ve türevi platformlar yayıncılık yapıyoruz süslemesiyle gerek ülkemizde gerek dünyanın diğer ülkelerinde milyonlarca insana operasyon çekiyor ve her türlü ahlaksızlığı, sapıklığı, sapkınlığı, pis işleri insanlara öğretiyor.
Bütün bu rezillikler bu platformlar üzerinden uluorta televizyonlarda yayınlanıyor.
"Efendim para verip izleniyor, beğenmiyorsan izlemezsin."
Hayatımda duyduğum en kısır, en cahil savunma bu.
Ne demek yaa para verip seyrediliyor, dileyen izlemez.
Bugün üye sayısı dört milyona ulaşmış bir fosseptiği konuşuyoruz. Bu abone sayısını aileye uyarlarsan yirmi milyonu aşkın insan ediyor.
Bu rakam bir toplum için travma değil mi?
Uyanış Başladı...
Daha fazla sinirlenmeyelim ve biraz rahatlayalım.
Az da olsa, cılız da olsa, yetersiz de kalsa, ağır aksak da ilerlese dünyada bu aşağılık yapıya karşı bir uyanış var.
Bugün insani değer taşıyan Hristiyanlar, Müslümanlardan beklenen çıkış olmayınca devreye girdiler, ülkelerinde ciddi tedbirler almaya, bu alçak saldırılara çok sert tepkiler vermeye başladılar.
Bugün; İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, Avusturya, Belçika, İtalya, Yunanistan, Slovenya, Norveç, Çekya, Danimarka gençlerini korumak için bir dizi yasağı uygulamaya koyuyor.
Darısı Müslüman ülkelere...
Bu arada belirteyim, bu konuya, bu alanda dönen iğrençliklere sadece giriş yaptım. Önümüzdeki günlerde bu konuyu daha detaylı bir halde mutlaka işleyeceğiz.