CHP nasıl iktidar olur?

Önceki akşam bir kez daha ve üzüntüyle ikrar edildi ki Türkiye’nin en önemli ve öncelikli meselesi, muhalefetin yokluğu meselesi. Ana muhalefet partisinin demokratik düzenin olmazsa olmaz bir unsuru olarak durduğu o çok değerli alanı kendi kafa karışıklığı ve politika yokluğu nedeniyle boşaltması yahut hiç dolduramamış olması Kürt meselesinin bile önüne geçmiş durumda.

Çünkü Kürt meselesi dahil memleketin tüm mühim meselelerinde istenilen ölçüde mesafe alınamamasının sebeplerinin başında geliyor muhalefetin görevini yapmaması. 

Cumhuriyet Halk Partisi’nin istikrarlı biçimde muhalefette kalarak, iktidarların yanlış ya da noksan politikalarına doğru muhalefet etmeyerek, doğru politikalarına ise küçük hesaplar yüzünden destek olmayıp bilakis taş koyarak vebal altına girdiğini kim inkâr edebilir?

Yaşlı mirasyedinin ergen hastalığı

CHP hem ideolojik, hem gündelik bagajların yüküyle aşağıya çekilmekten, başka bazı etkenlerin ve birikimlerin kaldırma kuvvetiyle hep belli bir yerde, askıda tutulmaktan yorulmadı mı?

Ülkenin en yaşlı partisi olmasına rağmen hâlâ bir ergen gibi davranmaktan, sorumsuz bir mirasyedi gibi har vurup harman savurmaktan utanç ve de usanç duymuyor mu?

Kerhen oy almanın ağırlığından kurtulmayı istemiyor mu?

“Cumhuriyet elden gidiyor, irtica geliyor” korkutmaları yüzünden teyakkuz halinde beklemekten bitap düşmüş adanmışlarına gün yüzü göstermeyi ve bileğinin hakkıyla sandıktan çıkmayı hiç mi hayal etmiyor?

Kendiyle yüzleşmeyi neden geciktiriyor?

Bu ve benzeri sorular CHP tarafından da sorulmadığı müddetçe, seçmenin CHP’ye iktidar teslim etmemekteki kararlılığı da değişecek gibi görünmüyor.

Değişebilme ihtimalini bile sevmiştik

Oysa başka partilere oy vermiş olsalar da, demokrasilerde muhalefetin önemine, gereğine inanan pek çok kişi Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi değiştirebilme ihtimalini sevmiş ve peşinen desteklemiş idi.

Lakin Genel Başkan’ın geçen akşam sadece Kürt sorunuyla ilgili olarak sergilediği kafa karışıklığı bile Türkiye’nin öncelikli sorununun neden muhalefet yokluğu olduğunu ispatlayacak türdendi. Kılıçdaroğlu program boyu iktidarı ağır bir dille eleştirdi. 

Ana muhalefet liderinin iktidarın başındaki kişiyi -ki o kişi, rekabet ettiği ve yenildiği kişi olduğu için işin duygusal bir arka planı olduğunu da unutmamak gerekir- eleştirmesinden doğal bir şey olamaz. Eleştiri, muhalefetin hakkı olduğu gibi görevidir de. Ve her eleştiri fırsatı, muhalefeti iktidara yaklaştıran bir imkana da dönüşebilir pekala -tabi doğru kullanılırsa.  

Ancak o imkanın hem yanlış üslup, hem kalabalık ama politikasız içerik nedeniyle sürekli heba ediliyor olması CHP’yi ebedi kifayetsiz muhalif olarak olduğu yere zapt ettiği gibi, iktidarı da dikkate alacağı bir muhataptan, bakıp bir boyuttaki yansımasını göreceği aynadan ve onu daha iyi olmaya zorlayacak güçlü bir rakipten yoksun bırakıyor.

CHP iktidar olsa...

Mesela Kürt sorununu nasıl çözerdi? Sadece Oslo bahsinde bile mesela: Kılıçdaroğlu, meselenin halli için masaya oturmanın kaçınılmaz olduğunu kabul ettiğine göre, muhatap olarak kimi-kimleri seçerdi? Ona göre neler müzakere edilebilir, neler edilemez? Çözüm için nasıl bir takvimi ve yol haritası var? Kürtlerin birey ve grup hakları hakkında ne düşünüyor? Terör örgütünün dayattığı ana dilde eğitim, demokratik özerklik, Öcalan’a ev hapsi gibi somut talepler hakkında ne diyor? Muhatap bu konularda şantaj yaptığında, masaya silahla oturmaya cüret ettiğinde, masaya tekme attığında o olsa ne yapar?

Bırakın ispat icraatını, CHP sadece şu sorulara bile tutarlı ve gerçekçi cevaplar verebilse, doğru siyasi akla ve yönetim becerisine iktidarın değil kendisinin sahip olduğuna kamuoyunu inandırabilse, kesinlikle iktidar olabilir. Olamaz mı?