Hüseyin GÜLERCE
Hüseyin GÜLERCE
hgulerce@star.com.tr
Tüm Yazıları

CHP neden provokasyon yapıyor, cesareti nereden alıyor?

Ekrem İmamoğlu'nun duruşmada mahkeme heyetine ve savcıya parmak sallamasından sonra, bir provokasyon daha geldi.

CHP milletvekili Turan Taşkın Özer mahkeme salonunda vekillere ayrılan bölüme değil, sanık avukatlarına ayrılan bölüme oturunca Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, "Lütfen izleyici bölümüne geçilsin" uyarısında bulundu.

CHP Milletvekili Özer, 'yerimden kalkmıyorum, gel kaldırabiliyorsan sen kaldır' diyerek meydan okudu.

Mahkeme Başkanı, duruşmayı ertesi güne erteledi.

Gereken tedbirler de alındı. Dünkü duruşmaya CHP Milletvekilleri Turan Taşkın Özer ile birlikte Ali Mahir Başarır ve Mahmut Tanal alınmadı. CHP'den 10 vekil duruşmaları izleyecek.

Provokatörlük yapan Özer, İmamoğlu Suç Örgütü davasının iddianamesinde ismi çok geçen biri.

Sanıklardan Adem Soytekin, Özer'in İmamoğlu adına tahsilat yaptığını iddia etmişti.

Soytekin, "Dokunulmazlığı olduğu için Turan Taşkın Özer emanetçi yapılmıştır" dedi. Soytekin, soruşturmanın kilitlenmesi için paraları dokunulmazlığı olan bir milletvekilinin üzerine yıkılmasının planlandığını ve Turan Taşkın Özer'in seçildiğini itiraf etti.

İddianamede, CHP'li Özer, baş sanık Ekrem İmamoğlu'na en yakın isimlerden biri olarak tarif ediliyor. Milletvekili olmasaydı bugün büyük ihtimalle sanıklar arasındaydı.

CHP 25 ve 26. dönem İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, Turan Taşkın Özer'in, "dokunulmazlık zırhıyla şov yaptığını" söyleyerek, "Vekil olmasam bu davadan en az 30 yıl yatardım dediğine birçok kişi şahit" dediği iddiasında bulunuyor.

Mahkemedeki meydan okumaların, provokasyonların ve şovların bir hukuk garabeti olduğu ortada.

İmamoğlu ve Vekil Özer niye kuru kabadayılık yapıyorlar?

1. Niye haddi aşarak yargıya meydan okuyorlar?

Davayı neden özünden, esasından koparmaya çalışıyorlar?

2. Ve nereden cesaret alıyorlar?

1. Şov yapıyorlar, şamata yapıyorlar, mahkeme heyetini tahrik ediyorlar, hakarete yelteniyorlar, tehditler savuruyorlar, çünkü köşeye sıkıştılar.

Hiçbiri siyasi olmayan somut suçlara, hukuk içerisinde somut cevaplar veremiyorlar. Mahkemeyi kilitleme çabası içindeler.

MASAK raporları, teyit edilmiş HTS kayıtları, etkin pişmanlıktan yararlananların söylediklerinin yer-zaman-mekân ile teyit edilmesi karşısında CHP yönetiminin ve CHP'li sanıkların nutku tutuldu.

Siyasî göz bağcılığı, alavere dalavere peşindeler.

(HTS kayıtları: Kişilerin, sahip oldukları telefonlarıyla gerçekleştirdikleri görüşmelerin arayan, aranan; arama zamanı, arama süresi, arama yeri ve sinyal alınan baz istasyonları gibi bilgilerini kapsamakta)

2. Nereden cesaret aldıklarına gelince.

Batı/Haçlı, Avrupa Birliği Türkiye'de milliyetçi muhafazakâr bir iktidar olmasını hiç istemedi.

Asker içindeki cuntaları kullanarak yaptıkları darbelerin temel sebebi de milletimizin uyanışını engellemektir.

Onların arzusu, CHP'nin tek parti zihniyetinin iktidar olması.

Bu şer planını da seçmen her darbeden sonra elinin tersiyle itti.

O el; Demokrat Partiydi, Adalet Partisiydi, Anavatan Partisiydi, AK Parti-MHP/Cumhur İttifakıydı...

Ama Batı/Haçlı, CHP'den vazgeçmedi, vazgeçmiş değiller.

İmamoğlu'nun ve Özgür Özel'in, İngiltere ve Almanya'ya, Avrupa Birliği'ne yalvarmalarını/ağlamalarını bu sütunda çok yazdık.

Dün T24 sitesindeki haber bu açıdan çok dikkat çekici.

Britanya merkezli The Economist dergisinin, Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davayı konu alan analizde, İran savaşı ve Orta Doğu'daki gerginlik vurgulanarak şu deniyor:

"Bu durum, Türkiye demokrasisi ve İmamoğlu için kötüye işaret. Erdoğan ne kadar vazgeçilmez hale gelirse, en büyük rakibinin parmaklıklar ardında kalma süresi o kadar uzar..."

Rüşvet, irtikâp, yolsuzluklar, müteahhitlerin hak edişlerini, villalara çökmek için tehdit olarak kullanmalar, bunların hiçbiri dert değil...

3 bin 809 sayfalık iddianamede 142 ayrı eylemde, İmamoğlu'na isnat edilen ve hiçbiri siyasî olmayan suçları görmüyorlar.