Yazarlar

Mustafa KARTOĞLU

Mustafa KARTOĞLU

mkartoglu@stargazete.com

CHP şart koşarsa ‘yarım anayasa’ da riske girer

TBMM, en geniş tabanlı temsil özelliğine sahip olmasına rağmen bir sivil anayasa yapamıyor. Bu Meclis’ten yeni anayasa beklentisi büyüktü.

Bağımsız milletvekilleri nedeniyle temsil tabanı en geniş parlamento olmuştu.

Buna karşın sadece 4 partiden oluşuyordu; bu da uzlaşma ihtimalini arttırıyordu.

Ayrıca dört parti de 12 Eylül 1980 darbecilerinin yaptığı anayasayı değiştirme sözü vermişti.

Ama olmadı.

Önce ‘yemin krizi’ çıktı.

Ardından ‘4 partinin eşit temsil edildiği anayasa hazırlama komisyonu’ kurulmasıyla ümitler yeniden canlandı.

Ancak bu kez de komisyon işi ağırdan aldı.

Uzlaşma sağlanan maddeler o kadar azdı ki, adını uzlaşılamayan maddelerin yazıldığı renkten alan ‘kırmızı anayasa’ diye anıldı uzun süre.

Komisyonun kendine biçtiği süre dolduğunda hala 40 civarında maddede uzlaşılabilmişti.

Başbakan Erdoğan, “Yeni bir anayasa yapabilelim diye komisyonda çoğunluk üyeden vazgeçtik, eşit üyeli komisyona tamam dedik. Ama uzlaşma olmuyorsa, getirelim uzlaşılan maddeleri bir paket olarak çıkaralım hiç olmazsa” teklifi yaptı. “TBMM’nin bu kadar geniş temsil kabiliyeti bulunması ve herkesin darbe anayasasına karşı olmasına rağmen bir sivil anayasa yapamıyor” dedirtmemek içindi bu teklif. En azından ‘yarım anayasa’da uzlaşma sağlanabiliyor olduğunu göstermek içindi...

Koordinasyonu yürüten TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in girişimleriyle komisyonun çalışma süresi iki kez uzatıldı.

Çalışmalar hızlandı, uzlaşılan madde sayısı 60’ı geçti.

Ancak bu kez de CHP içinde uzlaşmazlık çıktı. Ulusalcı kanat kendi üyelerinin ‘Nuh’ dediğine ‘peygamber’ dememekte ısrar ediyordu.

Uzlaşılan madde sayısı 58’e düştü!

Bayram yaklaşırken son bir gayretle yeniden 60’a çıktı...

Şimdi de CHP en baştaki şarta döndü ve “cezaevindeki milletvekillerinin çıkmasını sağlayacak değişikliği yapmak şartıyla 60 maddeyi bir paket halinde TBMM’ye getirmeye varız” dedi.

CHP bu şartına MHP ve BDP’nin destek vereceğini umuyor. Çünkü iki partinin de cezaevinde milletvekilleri var.

‘Tutuklu vekiller’ konusunda bazı konuları hatırlatmakta yarar var.

1- 2011 seçimleri öncesi, KCK davasından tutuklu 6 kişiyi (bağımsız), CHP Ergenekon davalarından tutuklu 2 kişiyi, MHP de Balyoz davasından tutuklu bir kişiyi milletvekili adayı gösterdi.

2- Aday gösterme anından itibaren AK Parti, muhalefet partilerini ‘seçimleri, cezaevindekileri tahliye etme aracı olarak kullanmakla’ suçladı.

3- Bu isimler milletvekili seçilecek oyu alınca, önce BDP, ardından CHP “bu isimler tahliye edilip TBMM’ye gelmeden yemin etmeyiz” diyerek boykot başlattı.

4- AK Parti ve MHP Meclis’e geldi, yemin etti ve TBMM çalışmalarına başladı.

5- Boykotun işe yaramayacağı anlaşılınca CHP ve BDP (bağımsız) milletvekilleri de yemin ederek TBMM çalışmalarına katıldı.

6- Üç parti ‘tutuklu milletvekilleri’ bahsini her açtığında, AK Parti “Onlar Meclis’ten alınıp tutuklanmadılar; cezaevinden kurtarmak için seçilmelerini sağladınız” kaydını koyarak, ‘tutukluyken milletvekili adayı gösterilip seçilecek oyu alanlar’ tanımını kullanmayı tercih etti.

7- AK Parti, bu isimlerin tahliyesine ilişkin özel yasa çıkarma taleplerini sürekli reddetti, “Mahkemelerin zaten gerekli görürlerse tahliye kararı verebileceklerini, hatta son yargı paketiyle tutuksuz yargılamanın özendirildiğini; özel yargısal düzenleme yapmanın yargıya müdahale olacağını” hatırlattı.

8- Yargı, bu anlamda tek kararı CHP’nin Zonguldak’tan aday göstererek seçilmesini sağladığı Ergenekon sanığı Mehmet Haberal için verdi. Haberal tahliye edildi ve TBMM’ye gelerek yemin etti.

9- Hakkındaki hüküm Yargıtay’da onanan MHP’li Engin Alan, eğer aksi bir gelişme olmazsa tahliye edilse bile milletvekili olamayacak.

10- Milletvekili seçildiği halde halen cezaevinde bulunan diğer 7 kişi de tahliye edilerek TBMM’ye girseler bile, cezaları kesinleştiğinde yargılandıkları suçlar itibariyle milletvekili dokunulmazlığından yararlanamayacak, cezaevine geri dönecekler. Bu durum, Mehmet Haberal için de geçerli. Çünkü bu kişilerin suçları, Anayasa’nın 14. maddesi kapsamında görülüyor: “Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.”

Bayramdan sonra AK Parti, CHP, MHP ve BDP oturup yeniden konuşacak.

Var olan düzenlemelerden cezaevindekiler yararlanıyorsa sorun çıkmaz. Ancak sadece onların yararlanabileceği ek düzenleme yapılmasını da AK Parti kabul etmez. Bunu ‘Erdoğan’ diye de okuyabilirsiniz. Üstelik MHP’nin emekli general milletvekili Engin Alan ‘hükümeti ve parlamentoyu ortadan kaldırma’ girişiminden Yargıtay’da da ‘mahkum’ olmuşken!..

Bu durumda AK Parti’nin 2015 genel seçimleri öncesi ‘halka ne cevap vereceğini’ şimdiden öngörmek mümkün;

-2011 seçimlerinde verdiği ‘yeni sivil anayasa’ sözüne uygun olarak, TBMM’de çoğunlukta olmasına rağmen ‘eşit üyeli komisyona evet dediğini söyleyecek;

-Muhalefetin de ‘yeni anayasa’ sözü vermesine rağmen sürekli şart dayattığını söyleyecek;

-AK Parti’nin ‘en azından uzlaştıklarımızı çıkaralım’ teklifiyle samimiyetini gösterdiğini, ancak muhalefetin şart dayatmaya devam ettiğini söyleyecek;

-AK Parti’nin kendi anayasasını TBMM’ye getirip referanduma götürecek oyu alması mümkün görünmüyor. Bu durumda, kendi anayasa metnini kamuoyuyla paylaşarak ‘sivil anayasa konusunda ne kadar kararlı olduğunu’ vurgulayacak.

-Milletten, bu anayasa taslağını hayata geçirebilmek için seçimde ‘anayasa yapabilecek sayıda milletvekili’ isteyecek.

Bayramlar hayırlara vesiledir; bakarsınız bugünden görünmeyen uzlaşmalara da etkili olur.

Bayramınız kutlu olsun.