İbrahim Güneş
İbrahim Güneş
Tüm Yazıları

CHP'de tuz koktu

Et, balık kokmasın diye tuzlarsın peki ya tuz kokarsa işte o zaman çaresiz kalırsın. CHP'de peş peşe patlayan skandallara baktığınızda sanırım manşete siz de hak verirsiniz. CHP'de tuz koktu...

Zira CHP Genel Başkanı Özel'in kangren olan yapıyı kesip atma gücü yok. Belediye parasıyla sevgili koleksiyonu yapan, mal varlığı transferi açıklamaya muhtaç olan, yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ı dahi partiden ihraç edemediler. İpe un serer gibi meseleyi zamana yaymaya çalışıyorlar. Aynı şekilde 16 yaşında bir çocuğun bana cinsel tacizde bulundu diye şikayetçi olduğu tutuklanan Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede konusunda da tek bir adım atamadı CHP Lideri Özel...

Listeyi uzatmak mümkün, Özel şimdi çıkmış Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in gözaltına alınmasını "kumpas" ilan etti. Anlamadan dinlemeden hükmü kestirip attı. Aynı tavrı Uşak için de gösterdi. "Saldırı altındayız" dedi. Ortaya çıkanlardan sonra geri vites yaptı...

Şimdi herkes biliyor ki Kılıçdaroğlu'nun "şaibeli yollarla" devrilmesinin ardında CHP'yi dizayn eden isim İmamoğlu oldu... Onun da kriminal geçmişi, hayat ve siyaset anlayışı ortada, gözaltına alınan isimlerle paylaştığı manidar içerikli videoların takdirini de millet yapar elbette. Ancak şunu söylemek mümkün CHP'deki "İmamoğlu Modeli" yapılanma partiyi uçuruma sürüklüyor. Ve Gözaltına alınan CHP'li Başkan Bozbey'in "Ebedi önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği yolda yürümekten onur duyuyorum." gibi söylemlerin de artık bir hükmü yok. Zira sınırdan sigara kaçakçılığı yapan CHP'li Ediz Ün gibi isimler de "Atatürk'ün ilke ve hedefleri doğrultusunda çalışıyorum" diye kendini savunmuştu. Özetle artık CHP'lilerin her savunmasında Atatürk'ün arkasına saklanmayı bırakıp, gerçeklerle yüzleşmesinin zamanı geldi, de geçiyor bile... Özel'in öyle atarlı ergenler gibi Kılıçdaroğlu'nun sosyal medya takibinden gece yarısı çıkıp, sonra gün doğduktan sonra geri takibe alması gibi davranışlar da hiç şık değil... CHP'deki bu gidişat, gidişat değil bizden söylemesi...

BACK TO BACK

Gençler bilmez, AK Parti öncesinde Türkiye'de banka vurgunu "Back to back" taktiğiyle yapılırdı. Milletin parasını yüksek faiz vaadiyle toplayan banka patronları yasal olarak kendileri için kredi kullanamadığından birbirleriyle anlaşır. Düşük faizle karşılıklı kredi kullanırdı. Yani banka sahipleri "sen benim sırtımı kaşı ben de seninkini kaşıyayım" derdi. Tabii mesele kredileri ödemeye gelince de paralar buhar olduğu için bankalar iflas bayrağını çekerdi. Olan da bankacılık sistemi üstünden dolandırılan millete olurdu. Banka kapılarında kuyruklarda bekleyenler, camları yumruklayanlar, hatta intihar edenler oldu. CHP'li belediyelerdeki durumu ben biraz buna benzetiyorum. Birçok CHP'li belediyede "Back to back" yöntemi kullanılmış. A belediyesinin başkanı eşini, baldızını, eniştesini, kayınçosunu kendi belediyesine almaya çekindiği için, B belediyesindeki CHP'li başkanı arıyor. Anlaşılırsa kadrolar akrabalar için becayiş yapılıyor. Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın sevgilisini Bornova Belediyesi'nde işe sokması en açık örneklerden biri o utandığı için değil de daha çok bir numaralı sevgilisiyle iki numaralı sevgilisi belediyede karşılaşırsa çıngar çıkar diye düşünmüş de olabilir. Zira 2 numarayı Bornova'ya göndermeden önce aslında kadrosu Uşak Belediyesi'ndeymiş... Ne diyordu CHP yöneticileri, işe alımlarda mülakat değil, liyakat olacak. Bursa'da gözaltı listesindeki Soyadlarına bir bakın bakalım... Hepsinin aynı soydan gelmesi akraba olması mı etkili olmuş, liyakatli olması mı? Cevabı siz de biz de biliyoruz. Tabii ideolojik sapkınlıkla, Erdoğan düşmanlığıyla gözünüz körleşmediyse...

ÇAY 15 LİRA

Denize sıfır bir işletme kamu desteği, belediye teşviki vs. yok... Fiyat listesi kapının dışındaki tabelada çok net okunuyor. Çay 15 lira... Armutlu'daki işletmeye 4 kişi oturduk. 3 parti oyun oynadık. Yani okey oynamayı bilenler bilir epey bir süre masayı işgal ettik. Hesap 260 lira geldi. Ne masa açma ücreti var, ne bahşiş zorunluluğu ne de zırt pırt gelip "Bir şey içmeyecek misiniz?" diye soran garson...

Tabii durum böyle olunca mekan Armutlu'daki emeklilerin uğrak yeri olmuş. Yani emekli dostu bir kahvehane desek yeridir. Konuyu nereye bağlayacağım... Hemen üç adım ötesindeyse neredeyse iki üç katı fiyat çeken mekanlar var. Tabii Armutlu'nun yerlisine değil, zira onlar o mekanlara gitmiyor az önce yazdığım gibi mekanlara gidiyor. Bu yüzden daha yazlıkçı sezonu da açılmadığı için diğer mekanlar sinek avlarken, bizim gittiğimiz kahvehane epey kalabalıktı...

Mesele zihniyet farkıyla ilgili, zira masraflar üç aşağı beş yukarı hepsinde aynı, ama emekli kahvehanesini işletenler "ben 12 ay kazanırım, buranın yerlisi bana yeter" diye düşünüyor. Zaten hemen herkesle de tanış olmuşlar en azından sohbet ortamında, selam sabahtan böyle anlaşılıyor. Sinek avlayan işletmeler ise yazı bekliyor... Yazlıkçılar hele de günü birlikçiler, haftalık yazlık kiralayanlar gelsin. Onları 3-4 ay kucaklayalım. Bir yılın cirosunu yazın yapalım derdindeler...

Bunları birilerini yermek, dövmek için yazmıyorum. Zihin farkını ortaya koymaya çalışıyorum... Özetle, bu tür turistik yerlere gittiğinizde önce oranın yerlisi, emeklisi nerede takılıyor ona bakın, sonra da rotanızı gönül rahatlığıyla o mekanlara kırın, hem midenizi hem de kesenizi korumanız garanti...